Yaklaşık 30 yıllık okuru olduğum Cumhuriyet gazetesinin  manşetten verdiği, “CHP Söz Veriyor ” başlıklı haberi okuyunca, yakıcı bir iç burukluğunu iliklerimde duyumsayarak “ Geçin beyler geçin “ demekten kendimi alamadım.

Dürüstlükten, saydamlıktan, hesap verme sorumluluğundan  ödün verilmeyecekmiş;  yeşil alanlar, su havzaları, tarihsel ve kültürel değerler korunacakmış, çalışanların hakları korunup geliştirilecekmiş,  sosyal hak  devletinden  Ortaçağ iane geri dönüşe prim  verilmeyecekmiş, vs..

Allah aşkına bu sözlere kim kulak verir?

Benim memurum işini bilir ” anlayışının yıllarca egemen kılındığı, değer yargılarının hızla aşındığı bir ortamda, sözün önemi kalır mı hiç!..

İsterseniz gözünüzü  kapatıp  ülkenin son  timi yılını bir düşününüz, özelleştirme adı altında  birilerine peşkeş  çekilen kamu malları, hayali ihracatlar, şaibeli ihaleler, hortumlanan  bankalar, vs...  bir film şeridi gibi akıp gidecektir belleğinizden. Ve her seferinde topluma “kurtarıcı” olarak sunulanlar vurgun yöntemlerine bir yenisini ekleyerek geçip gittiler.

Bu süreç içerisinde, şöyle ya da böyle, toplumun büyük bir bölümü kıyısından köşesinden yolsuzluğa bulaştırıldı. İşini bilen palazlanırken yoksul daha da yoksullaştı.

Yani,Yeni Dünya Düzenince ülkeye biçilen modelin sürmesi için, yeni insan tipi başta olmak üzere altyapısı hazırlandı. 

Hak arayan değil kabullenen, hesap  sormayıp susan, kafakola gelen,  balık tutmak yerine isteyen, kaderci, unutkan, edilgen  vb. özelliklere sahip yeni insan tipi, sizin verdiğiniz sözden ne anlar.

İşte bu noktada  3 Kasım 2002 Seçimlerinden sonra kulak misafiri olduğum bir sohbeti anımsıyorum.

Bir elektronik cihaz tamircisinde birkaç kişi seçim sonuçlarını değerlendiriyor. Oyunu sola verdiğini söyleyen biri, seçimlerde büyük paraların döndüğünü, bu durumun seçim sonuçlarını etkilediğini söyledi. Bir diğeri de aynı fikre destek verince; itiraz eden üçüncü kişi, AKP yöneticisi olduğunu belirterek, “ Biz hiç kimseye  para falan vermedik. Erzak paketleri  yapıp sistemli şekilde belirlenen ailelere dağıttık” dedi.

Peki, başta  aydınlar ve CHP olmak üzere diğer partiler ne yaptı dersiniz?

Kimi yan gelip yattı, kimi de şimdi olduğu gibi birkaç beylik söz vermekten öte gitmediler.

Toplumun büyük çoğunluğunun tek ekmeğe muhtaç edildiği günümüzde sözün pek kıymet-i harbiyesi  kalmadı artık. İnsanlar varlığını sürdürme refleksiyle hareket ediyor.  Bu davranışları için onları suçlayamayız da; Çünkü, tencerede söz kanamıyor. Seçmen maddi ya da manevi bir şeyler paylaştığı partilere yöneliyor.

Ey sevgili CHP’liler, partiniz doğal tabanı olması gereken yoksul kesimlerin yoğun yaşadığı bölgelerde yok denecek kadar az oy alıyor. Sakın yanlış anlamayın; ben, sizde üç kilo şeker, iki kilo pirinç, bir teneke yağla insanların iradesine ipotek koyun demek istemiyorum elbette. Henüz vakit varken o insanlarla paylaşacak değer ve projeler üretmelisiniz. Hiçbir şey  yapamıyorsanız, enerjinizi sen ben kavgası yerine, kişinin oyunun da namusu olduğunu  anlatmaya harcayabilirisiniz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.