Benim içim temiz. Ha ha.

Kötülük dediğimiz şey nedir ki Bülent Ağabey?

- Teşekkür ediyorum.

     Güne teşekkür ederek başlardı Bülent Ağabey. Güneşe, toprağa, zamana, insanlara... Kendine has dilinde mecburi öğe yüklem değil teşekkür idi onun için. Yaptığı yemeği yiyenlere teşekkür ediyordu, verdiği suyu içenlere, evine misafirliğe gelenlere, konuşanlara, banka durağında beklerken kendini alan tüm koltukları boş otobüsün soförüne; sana, bana, ona, Erdem Beyazıt'ın ülkesinin bütün insanlarına...

     Kurumsal bir yemek firmasının ilk öğrettiği şey imiş Bülent Ağabey’e; teşekkür etmek. Asgari ücretin büyük bir kısmını da o teşekkürlere borçlu olsa gerek. Ay başını bir türlü getiremeyen, sövmeleri ile teşekkürleri karışmış bir insanın ona göre, bana göre ve de yine Erdem Beyazıt’ın ülkesinin bütün insanlarına göre demeyeceğim - ki bazılarına göre gerçekten büyük- aldığı küçük olan bir miktarın büyük kısmı tam olarak ne kadar bilemiyorum. Yanımda bulunduğu her on dakikaya muhakkak bir teşekkür sığdıran asgari ücretli işçiye, kapitalizmin bütün kurumsal firmalarına ve tabi onları ayakta tutan bizlere teşekkürlerimi sunuyorum.

 - Müziği kapat, ezan okunuyor!

     Yine en iyisini sen bilirsin ama ağabey; bence bütün bütün insanlar iyi ve yahut kötü. Aynı özden geldiysek eğer neden herkes yani herkes olmasa bile bir kısım… Teşekkür ediyorum. Dur sözümü kesme; bu bir kısım insanlara, bir kısımı rahatsız etmeyecek katagori bulmalıyım. Neden özümüz iyi diyoruz? Madem her şeyi oraya bırakacağız içimiz kötü diyelim. Hıı, olmaz mı? Dur teşekkür etme. Tekke edebiyatında tecelli diyorlar bu işe. O ,bu ,şu demeden herkesi dahil ediyorlar özü iyi olanlara. Gerçekten öyle mi? Yani gerçekten öyle midir? Freud’a kalırsa da insanlar kötü. Bu Freud Alman mıydı? Nerden geldin Almanlara şimdi sen? Ama söyle bana kötülük dediğimiz şey nedir ki Bülent Ağabey?

- Hayırlı cumalar! Teşekkür ediyorum.

     Hacc'ın Kabe'yi terki ile, Oruc'un Ramazan'ın terki ile, Namazın ise seccadenin terki ile başladığı bir dinin tek günlere/tek gecelere hapsedilmesinden Allaha sığındığımız hakiki bir cuma olur belki bir gün. Bütün cumaları ve pazarları; hatta tatilsiz geçirdiği üç ayın bütün dinlere göre mübarek olan günleri ve ertesi günleri bayram, kandil demeden izinsiz günlerin akşamlarında ve sabahlarında ve en önemlisi su içmek harici her şeyin yasak olduğu 11 - 14 postasında, tabanlarında sızıyı hissederken öğrenmişti teşekkür etmeyi. Ruslara göre daha nazik bulduğu Alman müşterilerle başladı Alman kültürüne hayranlığı. Ruslar ve diğerleri kötü. Almanlara teşekkür ediyorum. Peki ama kötülük dediğimiz şey nedir ki Bülent Ağabey?

- Sağ el, sol elin üzerinde olacak unutma. Teşekkür ediyorum.

Vakit geçti ağabey. Farzlayacağım. Kaza kıldım gözlerinde, bütün vakit geçirmelerimi, bir şair demiş. Teşekkür ediyorum. Uykum geldi, Bülent ağabey. Bence kötülük insanların birbirine güvensizliğinden oluşuyor. İnsanlar diğer insanların; yani benim, senin, onun, Almanların, Rusların ve tabi ki Erdem Beyazıt’ın ülkesinin bütün insanlarının iyi olabileceğine güvenmediği için ve de kötülükle anca kötü davranarak baş edebileceklerini düşündükleri için kötüler. Hepimiz özümüzde iyi miyiz? Olabilir. Almanlara laf yok. Teşekkür ediyorum. Yok canım tabi ki yok da, peki kötülük dediğimiz şey nedir ki Bülent Ağabey?

- Uyumadan önce şeyhimizi düşün. Teşekkür ediyorum.

     Ahh Bülent Ağabey, seni de bu saflığın kurtarıyor. Bülent Ağabey sen söyle, kahveye adım atmak günah mı? Bizim kahvelerde neden satranç bulunmaz? Yüzmek haram mı? Rüyada yüzmenin alameti nedir? Muta nikahı caiz midir? Kötülük dediğimiz şey nedir Bülent Ağabey? Teşekkür ediyorum. Şeyhimizi değil de seni düşüneceğime söz veriyorum. Teşekkür ediyorum. Bülent Ağabey’e selam olsun.

     İnsan sarrafı olmak için hangi fakülteye gitmek gerekir? İnsanı anlamak ve insan davranışlarına anlam vermek aynı şey midir? İnsan davranışlarına anlam verebilmek çoğu zaman sanıldığı gibi iyi bir şey değildir.

     Bir insan nasıl canlı bomba olur? Eğitimsizlikten mi? Düşünme hakkımız elimizden nasıl alınabilir? Düşünmenin suç olduğu bir ülke olduğumuzu varsayalım - öyle değil yani - mesaisinin 17.saatinde uykulu gözlerle Bakkal Engin Abi’nin, 'Ne olacak bu ülkenin hali?' sorusu suç teşkil eder mi?

Düşünüyorum, var mıyım? Üzülüyorum, var mıyım?

Şuan elimizden gelen bir şeylere üzülmek.

8 Ocak 2020

*Bugün de meclisten geçen yasalarda üzülme hakkımız elimizden alınmadı, henüz!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.