Cumhuriyetin temel kuruluşları zarar ediyor gerekçesiyle özelleştirme adı altında yok pahasına peş peşe elden çıkarılıyor. Konunun uzmanlarının tespitlerine göre, bu kuruluşlara gerekli yatırımlar yapılmayarak önce zarar ettiriliyor, daha sonra ise verimsizliği gerekçe gösterilerek ya iktidar yandaşlarına devrediliyor ya da kapatılıp ilgili özel sektöre alan boşaltılıyor.

Bu olayın bir örneğine geçtiğmiz günlerde Adana’ya gidip dönerken tanıklık ettim.

Tüm Cumhuriyet kuruluşlarına olduğu gibi Devlet Demir Yolları’na olan özel tutkum nedeniyle Adana’ya yolculuklarımda genellikle treni tercih ediyorum. Ne var ki trene her binişimde kanayan yaralarım depreşiyor.

Gerek emniyet yönünden, gerekse vatandaşın içinde bulunduğu ekonomik güçlükten özellikle kısa hatlarda tren yolculuğuna yoğun ilgi var. Gelin görün ki, yetkililer ya bu gerçeği görmüyor, ya da yakarıda aktardığımız nedenlerle görmezden geliyor.Yoksa sıradan bir vatandaş olarak bizim yaptığımız tespitlerin yöneticilerce görülmemesi olası değil.

Sözünü ettiğim Adana yolculuğunu günün ölü olarak değerlendirilen vaktinde, yani sabah saat 10.00 sıralarında yaptım. Trenin tüm vagonları tıklım tıklım dolu. Yolcular ayakta gidiyor. İnsan bu noktada

 “Sefer sayısı artırılamaz mı, sefer sayısı artırılmıyorsa trenlere ek vagon takılamaz mı? “ sorusunu sormaktan kendini alamıyor.

Vatandaş tren yolculuğuna böylesine yoğun ilgi gösterirken Devlet Demir Yolları’nın bazı seferleri kırık dökük trenlerle gerçekleştirmesi anlaşılır gibi değil. Vagonların kalabalıklığını saymazsak, sıkıntısız bir şekilde yaklaşık 65 dakikada vardığımız Adana’dan, adeta işkenceye dönüşen 95 dakikalık yolculuktan sonra geldiğimiz Mersin’e ayağımız yere basar basmaz, trene tekrar binip binmeme konusunda ciddi ciddi düşündüm.

Nasıl düşünmeyeyim ki?

Birbirine taban tabana zıt iki görüntü karşısında insan hayrete düşmeden edemiyor.

Giderken kalabalık dışında her şey güzel, dönüşte ise bazı televizyon görüntülerinden tanıdığımız Hindistan ve Pakistan gibi ülkelerdeki tren seferlerinin içinde buluyorsunuz kendinizi.

“Be kardeşim sen nerde yaşadığının farkında değil misin, bizim ülkemizde hangi konularda zıtlıklar yaşanmıyor ki?” dediğinizi duyar gibiyim.

Çok haklısınız. Bizin ülkemiz  zıtlıklar diyarı. Biri yapar, yapılan doğru da olsa sonra gelen bozar.

Girmek için kapsını aşındırdığımız AB ülkelerinde hızlı trenler, metrolar kent içi ve kentler arasında mekik dokurken, trafiğe her gün yüzlerce kurban veren bizde ise bırakın toplu taşımayı desteklemeyi, olanın da canına okuyoruz!

Vay benim varlık içinde yokluk çeken memleketim vay!..

Rayların Mersin’de sona ermesi çocukluğumdan beri kafama takılan bir konudur.

Bu takının etkisiyle olsa gerek, Mersin-Antalya arasında “Belki bir gün olur…“diye  hep bir tren yolculuğu düşlemişimdir.

Ama nerde!..

Bu gidişle elimizdekinden de olacağız gibime geliyor… 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.