Türk Ordusu, M.Ö. 209 yılında Mete Han tarafından kurulan ve 2200 yıldan fazla şanlı-şerefli-kahramanlıklarla dolu bir geçmişe sahip olan dünyanın en büyük bir kaç ordusundan biridir.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ne yazık ki kumpas davalarla çok fazla yıpratılmış, inanılmaz fazla sayıda vatansever ve Cumhuriyet değerlerine bağlı Atatürkçü subayını tam manasıyla esir vermiştir. Kumpasçılar hukuku katlederek ve sözde hukuk yoluyla bu fevkalade değerli general, amiral ve subayı hapislere, zindanlara atmıştır.

Özellikle Türk vatanının çıkarlarını denizlerde en üst seviyede koruyan Deniz Kuvvetlerimiz hedef alınmıştır. Kara, Hava ve Jandarma kuvvetleri de bu kıyımdan nasibini fazlasıyla almıştır.

Millî savunma sanayimiz direkt olarak hedef alınmış mühendis subaylarımız da esir edilmiştir.

Mühendis subaylarımızın suçu büyüktür: MİLGEM projesini fevkalade başarıyla yürütmektedirler. Tamamı yerli olan korvet üretimine geçilmiş hatta ihracata başlanmıştır. Elbette ki bu suç (!) cezasız kalmamıştır!

Bu kahramanların tamamı da ordunun en gözde, en başarılı, göz bebeği subaylarıdır. Değerli vatan evlâtları esir edildikten sonra ordu içindeki hainlerin önü açılmıştır. Zaten yapılan işin amaçlarından biri de budur. Bu kişiler başarılarının ve yeteneklerinin yetersiz olması sebebiyle normalde rüyalarında bile göremeyecekleri makamlara gelmişlerdir.

Sonuçta hak yerini bulmuş, kahraman vatan evlâtları gerçek hukukun uygulandığı yeni mahkemelerde beraat ederek aklanmışlardır ama görevlerinden de kopmuşlardır. Görevlerinden ayrılmalarının kendilerinden çok devlete çok büyük kayıplar yaşattığı ortadadır. Görevleri devam etse vatan, millet ve devlet için büyük hizmetler yapacaklarını söylemek izahtan varestedir.

Ordunun göz bebeği general, amiral ve subayların yerini haksız bir şekilde işgal eden ve Türk Ordusu’nun üniformasını giymiş teröristler dışarıdan aldıkları emir gereği 15 Temmuz 2016 tarihinde darbe teşebbüsünde bulunmuşlardır. Bu darbe teşebbüsü yüce Türk milleti, Türk Ordusu’na mensup vatanseverler ve kahraman polisimiz tarafından önlenmiştir.

Hem iktidar hem de muhalefet partileri demokrasinin korunması konusunda örnek tavır sergilemiştir.

Fakat fedakâr Türk milleti bu alçaklığı 251 şehit, binlerce gazi vermek pahasına önleyebilmiştir.

Darbe teşebbüsünden sonra hükümet tarafından orduyu yeniden organize etmek için çalışmalar başlatılmıştır. Harp okulları, askeri liseler ve harp (kurmay) akademileri kapatılarak sivil bir rektörün yönetiminde kurulan Millī Savunma Üniversitesi’ne bağlanmıştır. Askeri hastaneler kapatılmış, askeri yargı lağvedilmiş, jandarma ve sahil güvenlik komutanlıkları İçişleri Bakanlığı’na bağlanmıştır.

Genelkurmay başkanlığı kuvvet komutanlıklarından ayrılarak Cumhurbaşkanlığı’na, benzer şekilde kuvvet komutanlıkları da Millī Savunma Bakanı’na bağlanmıştır. Bu durum ise genelkurmay başkanının kuvvet komutanlıklarıyla organik bağını kopartmıştır. TSK’nın tayin, terfi sistemi değiştirilmiştir.

Yani özet olarak TSK baştan aşağı değiştirilmiş ve yeni bir sisteme geçilmiştir.

Tüm bunların ordunun hiyerarşik yapısını ve geleneksel bütünlüğünü bozduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Yakın zamanda askerlik süresi kısalmış ve bedelli askerlik de sürekli hale getirilmiştir. Bu da profesyonel orduya geçileceği şeklinde yorumlanmaktadır.

Gözden kaçan şudur: Türk Ordusu dünyanın diğer ordularına benzemez. Milletiyle et-tırnak gibi kaynaşmıştır. Kutsal vatan görevi olan askerlik hizmeti vatanın bütün evlâtlarını eşit kılmaktadır. Bu uygulamayla parası olanın askere gitmeyeceği bir sistem sürekli hale getirilmektedir. Bir müddet sonra bu durumun milletle ordunun bağlarını zayıflatacağı aşikârdır.

Askerlik süresinin kısalmasıyla orduda çok ciddi boyutlarda terhisler başlamıştır. Ordu mevcudumuzun 100 bine ineceği kamuoyunda konuşulmaktadır. Şu anda 3 ayrı sorunlu bölgede sıcak çatışma riski varken bu olacak şey midir?

Ege’deki 18 ada ve kayalığımız tüm antlaşmalara aykırı olarak Yunanistan tarafından işgal edilmiştir ve askeri birlikler konuşlandırılmıştır. Doğu Akdeniz tüm emperyalist ülkelerle birlikte İsrail’in oyun sahası olmuştur. Karasularımızdan, Mavi Vatan’dan, 150 bin kilometrekare çalınmak istenmektedir. En nihayet, Suriye sınırımızda ABD’nin onbinlerce tır silahla donattığı ve şu an mevcudu 110 bine yükseltilen bir terör ordusu vardır.

TSK’nın mevcudu bu kadar azaltıldıktan sonra bu sorunlu 3 bölgeye müdahale etme ihtiyacı ortaya çıkarsa ne olacaktır?

Türk Silahlı Kuvvetleri’ni sıradan ordularla karıştırmamak lazımdır. Türk ordusunun tarihi kahramanlıklarla, şanla, şerefle bezelidir. Bu ordu, düşmana taarruza “Allah Allah” nidalarıyla kalkan bir ordudur.

Şanlı Türk Bahriyesi, kahraman Cumhuriyet Donanması Vira Bismillah ilk komutuyla sefere çıkar. Bismillah fundo komutuyla demir atar, Bismillah Salvo komutuyla taarruza geçer.

Bu kahraman ordunun teamülleri, gelenekleri vardır.

Türk Ordusu; Peygamber Ocağı’dır, Cumhuriyet Ordusu’dur, Atatürk’ün Ordusu’dur.
 

Tarihimiz çok acı tecrübelerle ve olaylarla doludur. Yaklaşık bir asır evvel kaybettiğimiz ve bize bütün Rumeli’ye (Balkanlara) mal olan Balkan Harbi’ni unutmayalım, ondan gerekli dersleri çıkaralım. Bize korkunç büyük bir kayıp yaşatan ve Bulgar’ın İstanbul Çatalca’ya kadar gelebildiği bu savaş ibretlerle, derslerle doludur.

Bu savaştaki hezimetin en büyük sebebi ise ordunun siyasete bulaşmasıdır.

Son Yüksek Askerī Şûra’da (YAŞ) süresi gelmediği halde bazı general ve amirallerin emekli edildiği, terfi alması beklenen bazılarının da rütbelerinin yükseltilmediği görülmektedir.

Umulur ki hükümetimizin bu konudaki tasarrufları millî savunmamızda gedik açmaz ve TSK içindeki hainlerle mücadele konusunda zaaf yaratmaz. Tüm devlet organlarında olmasını beklediğimiz gibi ordumuzda da bu mücadele etkin ve kararlı bir şekilde devam ettirilir.

Not: Değerli dostlar 22 Ağustos Perşembe gününden itibaren kişisel blogum mehmetsemihnane.com adresinde yeni bir "Şiir Köşesi" oluşturuyorum. Bu köşede hem kendi naçiz şiirlerim hem de Türk edebiyatının büyük şairlerinin şiirleri yer alacaktır. Hepinizi beklerim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.