Cumhurbaşkanı Birleşmiş Milletlerin 74. toplantısına katılmak üzere ABD gitti.Tabi burada bir çok liderle bire bir görüşmeler yapacak.Ama esas görüşmeyi ABD başkanı ile yapacak.

     Bu görüşme ister istemez güvenli bölge konusunda olacak.

      Cumhurbaşkanı ABD'ye gitmeden önce yaptığı basın açıklamasında sınırda bütün hazırlıklarımız tamam diyerek kararlı bir tavır sergiledi.

      Fırat'ın Doğusuna operasyon yapılacağı uzun süredir konuşuluyordu.

     Hatta bundan bir yıl önce Cumhurbaşkanı "bir gece ansızın girebiliriz  Fırat'ın Doğusuna" diyerek sık sık açıklama yapıyordu.

      Ama tam o günlerde ABD başkanı Trump bir açıklama yaparak ABD askerlerinin Suriye'den çekileceğini söyledi.

       Tıpkı Menbiç'te olduğu gibi bununda bir oyalama taktiği olduğu kısa sürede anlaşıldı.

       Dışişleri bakanının açıklamalarından gördüğümüz gibi iki kere ABD başkanı bu operasyonun ertelenmesi için ricada bulunmuş.

       Görüldüğü gibi ABD o bölgede terör örgütüne kol kanat geriyor, onlara binlerce tır dolusu silah ve mühimmat yolluyor ve yaklaşık 60 bin Pyd'liyi eğitiyor.

       Taşları üst üste koyduğumuzda o bölgede bir Kürt devletinin kurulması için var gücüyle çalıştığı anlaşılıyor.

        Peki bu silahları ve mühimmatı terör örgütü kime karşı kullanacak?

        Bunu bilmek için kahin olmaya gerek yok.

         Yaklaşık 40 yıldır kimin için kullanıyorsa şimdide o şekilde kullanacak.

          Bizim bunu önlemekten başka çaremiz yoktur.

          Ama sadece 3-5 km lik bir güvenli bölge ile geçiştiremeyiz.

          Bizim talebimiz Suriye sınırımız boyunca ve derinliği 30 km olan bir bölgeyi kapsayacak güvenli koridor oluşturmak.

         Geçenlerde Türkiye,Rusya ve İran'ın birlikte gerçekleştirdikleri üçlü zirvede genelde Suriye konusu ve toprak bütünlüğü konuşuldu.

        Peki biz bu koridoru kabul etsek bile koridor dışında bu terör örgütünün devlet kurmasına nasıl müsaade edeceğiz?

        ABD nin esas derdinin terör örgütünün güvenliğini sağlamak değil mi?

        Bu nedenle bu üçlü zirvede çıkan kararlar Suriye'nin geleceği açısından çok önemli.

        Başka önemli bir konuda ilk defa resmî olarak Suriye'nin Pyd ve Ypg'yi terör örgütü olarak ilan etmesidir.

        Daha önce zımmi olarak destek verdiği bu Kürt gruplara karşı politika değişikliği mutlaka bu üçlü zirvede karara varılan Suriye'nin toprak bütünlüğüne olan kararlı tutumundan kaynaklanıyor.

        Esasen belki Türkiye resmî olarak Esat ile birebir görüşmüyor ama daha alt kademede görüşmeler devam ediyor.

        Peki eli kanlı emperyalist ABD ile görüşüp Esat ile görüşmemek iyi mi?

        Bizim mülteciler konusunda radikal kararlar almamız için Suriye rejimi ile görüşmemiz lazım.

        Konu başlığımıza geri dönecek olursak bizim mutlaka istediğimiz alanda bir koridor için ABD'yi ikna etmemiz veya olmuyorsa askeri operasyon yapmamız gerekiyor.

       Gerek Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan,gerek Dışilşeri bakanımız ve de Savunma bakanımız eğer bu yöndeki taleplerin gerçekleşmemesi halinde en geç Eylül sonunda kendi göbeğimizin bağını kendimizin keseceğini söyleyerek Türkiye'nin kararlılığını tüm dünyaya ilan ettiler.

         Basından takip ettiğimiz kadarıyla henüz ABD ile net bir anlaşma sağlanmış değil.

         Cumhurbaşkanı'nın ABD başkanı ile son kez bu konuyu ele alacağı ve olmaz ise operasyonun planlandığı tarihte gerçekleşeceği söyleniyor.

         Bunun için son hazırlıklar yapılıyor, hatta o bölgede çalışan doktor ve sağlık çalışanlarının izinleri iptal edilmiş ayrıca 21 işden o bölgeye doktor ve sağlık çalışanı görevlendirilmiş.

         Tüm bunlar şunu gösteriyor; Türkiye bu konuda kararlı.

          Son olarak görüşümüz şu şekilde; ABD asla bizim istediğimiz alanda bir güvenli bölgeyi kabul etmez ve bizde bu operasyonu alnımızın akıyla yapar, bu paçavralara gerekli dersi veririz.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.