Tıp Fakültesini bitirirsiniz hekim olursunuz ama bazen bu bize yetmez spesifik bir alanda üst eğitim alma isteğimiz ve tabi ki toplumda dahi kalıplaşmış ne doktorusun sorusuna pratisyenim dediğinde karşılığını bulmayan, pekte rağbet edilmeyen cevabı duymak istemezseniz Tıpta Uzmanlık Sınavı adı verilen herhalde zorluk açısından dünyada pekte eşi benzeri bulunmayan sınavı geçmeniz takdirinde önce asistan hekim yani Uzmanlık öğrencisi yada Araştırma görevlisi doktor olursunuz ve en az 4 yıl daha sürecek eğitimi göze almış olursunuz. Asistan Hekimlik yine Türkiye de görülen örneği ile dünyanın hiçbir yerinde karşılığı olmayan zorluk ve angarya şeklinde dir. Asistan hekim demek iş tanımı belli olmayan, uygun görülen her işi yapmak zorunda kalan, gün aşırı nöbetler -36 saate varan çalışma süreleri, her ay değişen döner sermaye ödemesi ile karşılaşan bazen ayda 15 nöbet tuttuğu halde aylarca nöbet parasını alamayan, hoca eşliğinde eğitimini devam ettirmesi gerekirken çoğunlukla hocasının yüzünü çok nadir görerek, yapılandırılmış bir eğitim programından uzak, hasta bakmak en iyi eğitimdir diyerek sorumluluk ve yük sırtına bindirilerek kendi başına bırakılan, sağlık pazarına sunulmak üzere sürekli artırılan kontenjanlarla seri üretime geçirilen, niteliği her geçen gün daha tartışılan bir eğitimin parçası olmak anlamına gelmektedir. Bugün Asistan hekimlerin üzerine yıkılmış poliklinik yükü usul ve bilimsel ilkelere aykırı şeklide yürümektedir. Eğitimin ilk yıllarında uzman hekim gözetiminde hasta bakılmalı, sonrasında da danışmanlık hizmeti alabileceği koşullar sağlanmalıdır. Gözetim olmadan uzman adına hasta bakılması hukuki olarak sıkıntılara neden olmakta; esas sorumluluk uzman hekimde olmasına karşın asistan hekimler malpraktis davalarından yargılanabilmektedir. Sevk zincirinin işletilmemesinden kaynaklanan 1.basamakta tedavi edilebilecek hastaların Eğitim Araştırma Hastanelerine gelmeleri Poliklinikte bakılan hasta sayısının yüksek olmasına, minimum hasta değerlendirmenin 20 dk olması gerekirken bu sürenin yoğunluktan dolayı5 dk ‘ya indirgenmesi tanı koymada ve tedavide hataların yapılmasına neden olmaktadır. Uzmanlık eğitimindeki kuralsızlık, buna gelen itirazların önünü kesmek için baskı ve psikolojik şiddeti yani mobbingi beraberinde getirmektedir. Eğitim sorumlusu ve yöneticiler tarafından dillendirilen ‘sana asistanlığı bitirtmem’ cümlesi bunun sıkça karşılaşılan örneğidir. İş yerinde yıldırma, ceza ve iş hukuku dışında, hekimler arsında ya da hekime karşı gerçekleştiğinde doğrudan meslek örgütünün sorumluluğuna giren bir konu başlığıdır. Tabip odaları ve TTB kendisine yapılan başvuruları belirtilen maddeler ışığında değerlendirerek ele alır ve gerekli gördüğü durumlarda soruşturma açabilir. Kişinin kusurlu olduğu durumda, verilecek ceza uyarmadan meslekten alıkoymaya kadar gidebilmektedir. Bir diğer konu kanaat kullanımı ile ilgili yaşanan sorunlardır. Eğitim sorumlusu tarafından üst üste iki defa olumsuz kanaat kullanılan asistan hekimin çalıştığı kurum değiştirilebiliniyor. Gittiği yeni yerde de iki defa olumsuz kanaat notu alan öğrencinin kurumla ilişiği kesilebiliyor. Ancak Asistan hekimlerden Tıpta Uzmanlık Kurulu ve Tabip Odalarına gelen başvurularla Kanaat notu kullanımının da yıldırma amaçlı olabildiği yönünde çok sayıda şikâyet mevcuttur.

Bir diğer çok önemli sorun nöbet ertesi izin başlığıdır.657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, nöbet ertesi çalışma olmayacağı yönündeyken, Bakanlık Yataklı Tedavi Hizmetleri İşletme Yönetmeliği ile bu hakkın kullanımını Başhekimin takdirine bırakmıştır. Oysa Anayasamız dinlenmek çalışanların hakkıdır demektedir bunun yanı sıra Uluslararası sözleşmeler de bu hakkın kullanımını desteklemektedir.Devlet Memurları Kanunu’na göre aylık 130 saatin üzerinde nöbet tutturulmaması gerekmektedir.Anayasamızın  18’inci maddesinde Hiç kimse zorla çalıştırılamaz.Angarya yasaktır ifadesi yer almasına rağmen bir çok kurumda bu kanuna uyulmamakta,üstelik nöbet ücreti ödenmemektedir.

Her geçen gün sağlık sistemimiz, kamusal niteliğini kaybetmekte, bilimsellikten uzaklaşmakta, toplumcu bir sağlık sistemi yerine kaotik serbest sağlık piyasasına dönüşmektedir. Bu sağlıksız Sağlık ortamında Türkiye’nin asistan hekimleri de paylarına düşeni almaktadır.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.