Çocuğum ben küçücük dünyama sığdıracak kadar talebim var daha fazla değil. Sizler gibi ne kariyer basamaklarının en tepesinde olmak gibi bir derdim ne de harcayamayacağım kadar çok para kazanmak isteğim var. Elma şekerim, balonlarım, gazete kağıdından uçurtmam ve bilyelerimle oynayabileceğim benim gibi masum arkadaşlarım olsun yeter bana. Oysa bu kadarını bile çok gördünüz. Okula gitmeliydim, anne gördüğüm öğretmenimden hiç bilmediğim yeni şeyler öğrenmeliydim, akşam sıcacık huzur dolu yuvama gelip bana ait odamda ödevlerimi yapmalıydım.

Olması gereken bu peki Türkiye gerçeği nedir? Türkiye nüfusunun %29’nu çocuklarımız oluşturuyor yani 22 milyon 870 bin 683 çocuğumuz var. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verilerine göre 2016 yılı Ocak ayı itibariyle çeşitli iş kollarında 18 yaş altında 133 bin 33 çocuk işçi çalışıyor. Son 3 yılda iş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocukların sayısı ise 176.

Çocuğum ben oyuncak bebeklerimle evcilik oynamalıyım, ağaçların tepesinde dolaşmalı, toz toprağa bulanıp dizlerimi yaralamalıyım, biraz büyüdüğümde ergenlik tripleri atıp Annemin babamın sinir katsayılarını zıplatmalıyım, kardeşlerimle tüm gün dalaşıp akşamında kucak kucağa huzur uykularına dalmalıyım… Adalet Bakanlığının paylaştığı adli yıl istatistiklerine göre bir yılda yargıya taşınan çocuğa yönelik cinsel istismar sayısı 16 bin 957. TÜİK verilerine göre, Türkiye’de cinsel suçların %46’ı çocuklara karşı işleniyor. Her ay en az 650 çocuk cinsel istismara uğruyor. Yine 2014 verilerine göre 1283 kız çocuğu ve 58 erkek çocuk yetiştirme yurtlarında cinsel tacize uğramış. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Hacettepe Üniversitesi Nüfus Enstitüsü tarafından 2015 yılında yayınlanan araştırmaya göre, Türkiye’de kadınların %38’i 15 yaşından önce bir yabancı tarafından ve %29’u aile üyelerine yakın erkek akrabaları tarafından cinsel istismara maruz kalmıştır. Bu kadar acı bu kadar dehşet verici bir gerçek yaşıyor benim ülkemde çocuklar.

İsterdim ki bize ait bir evimiz olsun, iyi ısınsın uzun kış gecelerinde yorganın altında titreyerek uyumak zorunda kalmayalım. Annem ve babamın düzenli işleri olsun, ödeyemedikleri borçları olmasın, başkalarından yardım istemek zorunda kalmasınlar, güvendiğimiz iyi komşularımız olsun, oyun oynayabileceğimiz yeşil alanlarımız olsun, alabildiğine özgür alabildiğine mutlu ve sonsuz güvende. Oysa benim Ülkemde çocuklar cezaevinde. Adalet Bakanlığının 2016 yılı verilerine göre cezaevlerinde çeşitli suçlardan 1752 tutuklu, 831 hükümlü çocuk bulunuyor. Hükümlü ve tutuklu annesinin yanında cezaevinde kalan 0-6 yaş grubu çocuk sayısı 528.

2015 yılı verilerine bakacak olursak suça sürüklenme nedeni ile güvenlik birimlerine 118 bin 245 çocuk getirilmiş. Bu çocukların %36’ı yaralama, %24’ü hırsızlık, %5,9’u uyuşturucu madde kullanmak, satmak veya satın almak suçları isnat edilerek güvenlik birimlerine getirilmiş. Güvenlik birimlerine suça sürüklenme nedeni ile getirilen 118 bin 245 çocuğun, 42 bin 557’nin bağımlılık yapan madde kullandığı görüldü. Bağımlılık yapan madde kullanan çocukların %80,8’ni 15-17 yaş grubundaki çocuklar oluşturuyor.

Benim Ülkemde sokakta evcilik oynaması gereken çocukları evlendiriyorlar yine TÜİK 2015 raporuna göre 36 bin 299 çocuk evliliği gerçekleşti. Bu evliliklerin 34 bini kız,1670’i erkek çocuğu.

Benim Ülkemde çocuklar gerekli ve yeterli eğitim almıyorlar. Oysa Uluslararası standartları yakalamak, yaşam kalitesini yükseltmek , rekabet edebilmek ve kendi kendine yeten ülke olmanın en önemli koşulu eğitimli bireylerden oluşmuş toplumu yaratmaktır.

OECD tarafından 3 yılda bir yapılan ve Uluslararası ölçekte Fen, Matematik ve okuma becerilerini ölçen bir alan olan PISA 2015 sonuçlarında Türkiye 72 ülke arasında 50. Sırada yer almaktadır. Türkiye’de PISA uygulamasına katılan öğrencilerin %46.3’ü okul öncesi eğitim almamakta, oysa OECD ülkelerinde bu oran sadece %4.5 tir. PISA araştırmasının 3. Bölümü de bir kaç hafta önce açıklandı buna göre dünyada ki akranları arasında en mutsuz ve kaygılı olanların Türk öğrenciler olduğu ortaya çıktı. Çocuklarımızın %48’i hayatından memnun değil. Kaygı ve stres düzeyleri oldukça yüksek. Öğrencilerimiz rekabetçiliği en yüksek grupta ancak başarı oranları düşük.

Türkiye %5 ile İlkokul mezunu olmayan yetişkin nüfus oranının en yüksek olduğu ülkeler arasında yer almaktadır. Söz konusu oran OECD ortalamasında %2 civarındadır. Bunun yansıra sadece İlkokul düzeyinde eğitim almış ve İlkokul sonrası eğitimine devam etmemiş yetişkin oranı%45’tir. Türkiye bu oranla %7 olan OECD ortalamasının bir hayli gerisinde kalmaktadır. Türkiye’de yetişkin nüfusunun %63’ü liseden daha düşük eğitim düzeyine sahip bulunmaktadır. Ve eğitime katkı payı OECD ülkelerinin çok altındadır.

Fark ettiyseniz yazımın başlığında bu yazının devamının geleceğinin altını çizmek için 1 ibaresini koydum. Türkiye’de çocuk olmak çok zor, çocuk olup ta mutlu olmak çok daha zor. Sadece konuya dikkat çekebilmek için kısa başlıklarla sorunlara değindim oysa her konu başlığı ayrı bir makale konusu. Ve sağlıklı toplum, güçlü yarınlar kurmaksa derdimiz bizi geleceğe taşıyacak yavrularımızın yaşadıkları sorunlara daha çok kafa yormalıyız ve çözümü hep birlikte tüm kurumlar el ele vererek üretmeliyiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.