Bu yazımda sizlerle Türkiye’nin eğitim sisteminde yaşanan sorunların karşımıza çıkan olumsuz rakamsal ve istatistik verilerini paylaşacağım. Eğitim verilerinin gündemi çok yakından takip eden, Ülke sorunlarına duyarlı kesimleri dahi çok şaşırtacağını düşünüyorum. Eğitim sisteminde yaşanan sorunların nedenlerinin neler olabileceğini irdeledikten sonra, tüm toplumu ilgilendiren ortak kararlarda bireysel yetkinliğimizin yani aldığımız eğitimin rolünü inceleyelim.

Çok yakın tarihte yapılan YGS Sınav sonuçları verilerinden başlayalım:

2.265.844 kişi Üniversite sınavına başvurmuş. Her alandan 40’ar soru yöneltilmiş öğrencilere; 

Türkçe de:17.278, Sosyal Bilimler de:12.308, Temel Matematik de:5.128, Fen Bilimleri nde:4.611   net yapılmış / 40 soruda. Sonuçların bize gösterdiği kendi dilini öğrenememiş, matematik zekâsı olmayan, analitik düşünceden yoksun, coğrafyasını, tarihini yeterince bilmeyen Üniversite adaylarımız var.

Peki Yüksek okul veya Fakülte mezunlarının sayısına bakarsak; 80 milyon nüfusumuzda sadece 5.913.187 kişi yüksekokul mezunu ve Türkiye ortalaması %11.

Yüksek Lisans Mezunu 416.741 kişi mevcut ve Türkiye Ortalaması %1

Doktora Mezunu 122.619 kişi mevcut ve Türkiye ortalaması %0,3

Üniversiteden başladık devam edelim, Dünyada Ülkeler bazında Akademik yayın üretme oranına ve sıralamasına bakacak olursak (2010-2015 arası) ilk sırada ABD (3.660.831) sonra Çin (1.678.221) ve İngiltere (904.456) olduğunu görüyoruz. Türkiye bu dönemde 204.216 yayınla 18.sırada yer almaktadır ve 3.30 etki değeri ile Dünya yayın toplamına %1,5 oranında katkı sunmakta.

Türkiye’de toplam bilimsel yayınlara bakıldığında Ankara %27,7, İstanbul %27,4 ve İzmir’in %9,6’lık paya sahip olduğunu görüyoruz. Bu şehirlerden Ankara’da 16, İstanbul’da 55 ve İzmir’de 6 Üniversitemiz bulunmaktadır. Oysa 2017 itibari ile Ülkemizde 81 şehrimizde Üniversite vardır ve Devlet-Vakıf Üniversitesi toplam sayısı 183’tür.Ancak bilimsel üretkenliğin 3 büyükşehirde yoğunlaşmış olduğunu üzülerek rakamlardan anlamış bulunuyoruz. Türk Üniversitelerinde üretilen bilimsel makalelere yapılan atıf oranlarının yine Dünya ile kıyaslandığında çok gerilerde olduğunu üzülerek takip ediyoruz. Bu makaleler sayesinde üretilen bilgiler, ülkenin siyasi, ekonomik, kültürel hedeflerine ulaşmasında somut bir katkıda bulunuyorsa değerlidir. Türkiye’de hemen her Üniversitede görülen en önemli sorun Kütüphane ve Laboratuvar ve bilimsel çalışmalara aktarılan maddi kaynak bakımından yetersizliktir ve tüm bu olumsuzluklar Uluslararası rekabeti engellemektedir.

Yine bir başka veriye bakalım: OECD tarafından 3 yılda bir yapılan ve Uluslararası ölçekte Fen, Matematik ve Okuma becerilerini ölçen bir alan olan PISA 2015 sonuçlarında Türkiye 72 Ülke arasında 50. Sırada yer aldı. Eğitim sistemimiz ne yazık ki çocuğu eğitmemekte, Yapılan sınavlara hazırlamaktadır. Öğrencilere bilgi ezber düzeyinde veriliyor, sorgulamayan, yorumlamayan, öğrendiği bilgileri günlük yaşantısı ile ilişkilendirmeyen, yaratıcı düşünceden yoksun, Bilimsel gerçeklerden ve Toplumsal ihtiyaçlardan uzak bir eğitim veriliyor. Üstelik bu eğitimi veren Öğretmenin niteliği, yetiştirilmesi, hizmet içinde Mesleki gelişim süreci önemsenmeden yapılıyor.

Okul öncesi eğitimin zorunlu olmaması temel sorun olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’de PISA uygulamasına katılan öğrencilerin %46,3’ü okul öncesi eğitim almamakta, oysa OECD ülkeleri içinde bu oran sadec%4,5’tir.

Eğitim sistemi Dini kurallara ya da referanslara göre yapılmamalı, Felsefe, Mantık, Sosyoloji derslerinin de programda olması gerekir. Öğrencilerin; bilgi üretme, sorun çözme, makale yazma, bilgi kaynaklarını eleştirme, edebi metin oluşturabilme, bir konuyu etkili bir şekilde sunma ve münazara edebilme yetenekleri geliştirilmelidir. Batıda bir Üniversite öğrencisi, bir dersi geçebilmek için onlarca kitap ve makaleyi eleştirel bakış açısıyla okumakta, onlardan rahat bir şekilde yararlanmakta, ulaştığı bilgileri özgürce tartışabilmekte ve muhakeme gücünü kullanarak kendisine ait bir yazı veya ürün ortaya koyabilmektedir. Batılı toplumlarda bir işe girerken yetenek ve donanım sorgulanmakta biz de ise diploma ve referans (Hamili kart yakınımdır makbuldür) istenmektedir. Bundan dolayıdır da Öğrenci ve Öğretim üyesi sadece sınavlarda başarılı olmak ve diploma almak için çalışmaktadır.

Yine bizi üzen rakamlarla devam edelim: UNESCO 8 Eylül 2016 tarihli araştırma sonucuna göre Türkiye’de 15 yaş ve üzeri 7 milyon kişinin okuma yazma bilmediğini ve bunların çoğunluğunu kadınların oluşturduğunu bildirmiştir. Oysa sadece okuma yazma bilmek eğitimin en ilkel biçimidir. Okuma yazma bilmeyene Kara Cahil, Okuma yazma bilenlere de Cahil denir. Ülkemizde İlkokul mezunu 14 milyon kişi var. Yani sadece okuma yazma bilenler ve hiç bilmeyenlerin toplamı 21 milyon kişi. Üniversite mezunu oranı Avrupa’da %37 iken bizde %11. Ve Üniversite mezunu işsizlik oranı %12,1 yani her dört işsizden biri üniversiteli. Toplumun dörtte biri Cahil ve Kara cahil ve Üniversite mezunlarımızın dörtte biri işsiz. Çok acınası bir tablo. Toplumların geleceğini belirleyen eğitimli ve donanımlı neslin üretime ve aydınlanmaya katkısıdır. Eğitim bize sadece toplumsal statü ve gelir kazandırmaz, eğitim analitik düşünme, sorgulama ve muhakeme yeteneği, olguları tüm boyutları ile inceleme yöntem ve metotlarını verir. Karar mekanizmamızı oluşturanda bu süreçtir. Dogmatik düşünceler, ön yargılar, Topluma uyma davranışı, kapalı toplumlar ve feodal ilişkileri bağımsız karar almada en büyük engeldir. Eğitim özgür düşünceyi besler ve verdiğimiz kararlarda hiçbir kaygıya kapılmadan, otoriter ve baskıcı yönetimlerden etkilenmeden tercihlerimizi belirlememizi ve eleştirel duruşumuzu sağlam bir kaynakla beslememizi sağlar. Yani karşı görüş geliştireceğiniz bir tez için sağlam temellere oturtulmuş antiteziniz olmalı bunun yolu da etkin ve yeterli eğitimden geçer.

Derdimiz aydınlık yarınlar, çağdaş, gelişmiş, refah düzeyi yüksek, sağlık parametreleri düzelmiş, saygın ve söz sahibi yani belirleyici olmaksa insanımıza yatırım yapalım. Yap boz tahtası gibi bir türlü oturtulmayan bir eğitim sistemi ve beraberinde getirdiği onlarca sorunu bir an önce çözümleyelim ve dünyayla rekabet edebilecek Toplumun temelini insan üzerine kuralım.

İnanın yarın çok geç bugün hemen şimdi başlayalım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.