Sevgili dostlarım, merhaba. Fark ettiniz mi güzel ülkemde herkes girişimci oldu veya olacak. Hemen her gün başına girişim veya girişimcilik kelimelerinden bir tanesini koyduğumuz etkinlikler düzenleniyor. Girişim yarışmaları yapılıyor , girişimci konferansları , girişim hikayeleri anlatılıyor. Yani bir furyadır gidiyor bu girişimcilik hikayesi.

Bizim ülkemize özgü , ilk kullandığım günden beri beni yanıltmayan harika bir teorim var: “ Bizim ülkemizde bir kelime veya cümle giderek herkes tarafından kullanılmaya başlandıysa ; o kelime veya cümlenin içi giderek boşalıyordur.” Hadi birkaç örnek ile konuyu daha net çerçeveleyelim.

Dostlarım konuya inmemiz için zaman tünelini biraz geriye sarıyoruz. E-ticaret yani kısaca internetten satış sektörü ülkemize ilk giriş yaptığında, doğal olarak biraz zorlanmıştı . Fakat kullanıcıların giderek bu duruma aşina olması , güvenilirliğin giderek artması sonucunda bir patlama yaptı ve e-ticaret sektöründe çalışanların; e-ticaret girişimcilerinin yüzünü güldürmeyi başardı. Yani e-ticaretin emekleme aşamasında ceremesini çekenler , bir süre sonra sefasını sürmeye başladı. Bu durumu gören genç ama girişimci(!) kardeşlerimiz , e-ticaret konusunda girişimler yapmaya karar verdiler. Sonuç mu ? Herkes e-ticaret girişimcisi oldu. Herkes bu işin peşinden koşmaya , herkes ceremeyi çekmeden zengin olmak istedi.

Biraz daha yakın zamana geldiğimizde karşımıza, KOSGEB eli ile mantar gibi türemiş olan kafe açmak salgını çıkıyor. Birileri zamanında KOSGEB destekleri ile kafe açarak girişimci(!) oldu. Bizim gençlerimiz boş durmadı tabi. Hemen onlar da kafe açıp girişimci olmak için kolları sıvadılar. Sonuç mu ? Sonucu küçük şehirlerdeki boş dükkanlara bakarak anlayabilirsiniz.

Kafe salgınından sonra benim de kaleme aldığım ve en çok okunan yazılar arasına giren lokmacılar türedi. Hani şu lokmanın içine çikolata sıkıp; üzerine süsleme yapan arkadaşlar. Güzel para kazandılar. Bana sorarsanız çok uzun süreli olmayan , fakat kâr marjına baktığımızda kısa sürede oldukça iyi bir kar ettiren girişimlerden bir tanesiydi. Başkası yapar da bizim zehir girişimcilerimiz yapmaz mı ? Hemen lokma dükkanları kuruldu , hemen herkes girişimci oldu.

Sevgili dostlar, bu bahsettiğim örneklerde ortak olan noktalar var. Mesela girişimcinin olmazsa olmazı bir iş planı yok . İş planı şu : Onlar yaptılarsa , ben de yaparım . Böyle iş planı mı olur demeyin ; bal gibi de olur. Ülkemizin tembel ama her şeyi bilen girişimcileri varken ; işte iş planı böyle olur .

Bir diğer ortak nokta ise şu : Bin bir emek , bin bir düşünce ile kurgulanan ve para kazanıp ışıldayan girişimlerin arkasında çok ciddi çalışmalar var. Titizlikle hazırlanmış ve kurgulanmış, belki binlerce kez yenilenmiş iş planları var. Bizim tembel ama her şeyi bilen girişimcilerimizin hayallerinde ise sadece para kazanmak ; onlar gibi olmak var. Keşke “ onlar yaptıysa ben de yaparım “ düşüncesini sadece para kazanmak üzerine kurmasalar ; onlar iş planı yazdılar, üzerine düşündüler . Ben de bu işi yapacaksam ; bu şekilde yapmalıyım düşüncesi üzerine hayal kursalar. Fakat burası Türkiye ; birisi bir işten para kazandıysa , herkes o işi yapabilir !

Son olarak bakılmayan, görülmeyen ama çok ciddi paralar kazananları yazmazsam olmaz. E-ticaret örneğinde asıl parayı e-ticaret yazılımı satanlar kazandılar. Kafe salgınında kafe malzemeleri satanlar zengin oldu ; lokmacılarda ise lokma dökme makinası ve diğer gereçleri satanlar. Peki tahmin edin kimin parası gitti ? Bizim zehir girişimcilerin (!). Sadece bizim zehir girişimcilerin mi parası gitti? Elbette hayır , bu devletin güzide kurumlarından olan KOSGEB’in de parası gitti. Yani , senin benim cebimden de para gitti güzel kardeşim.

Peki sadece ekipman satanlar mı kazandı ? Elbette hayır. Ekipman satanların yanında en güzel parayı kazanan bir diğer kesim ise “yazıcılar “ . Yazıcı arkadaşların yaptığı iş çok basit. Sizin KOSGEB vb. desteklerine erişmeniz için yazmanız gereken iş planlarını yazıyorlar. Yani sizin hayalinizi , ellerinden geldiğince kaleme alıyorlar. KOSGEB onay garantili iş yapanı dahi gördüm ben bu ülkede. Neyse biz şimdilik kazananları bırakalım da konumuza dönerim .

Dostlar, şimdideler ise mobil oyun sektörü revaçta. Bu aralar herkes mobil oyun yazmak; oyun üretmek peşinde diyeceğimi sandınız değil mi ? Allahtan bu sefer öyle bir şey diyemiyorum . Çünkü bu oyunu kodlamak , yazmak yani üretmek için kodlama bilginizin olması gerekiyor . Bilin bakalım ne oluyor ? Bizim tembel ama her şeyi bilen girişimcilerimiz ;kodlama öğrenmek için para harcamayı sevmiyor . Kısaca kodlama bilmedikleri ve öğrenmesi biraz meşakkatli biraz da tuzlu olduğu için ; henüz mobil oyun sektörüne giriş yapamadılar.

Peki bu bahsettiğim konular ; tüm girişimciler için geçerli mi ? Elbette değil , bu işi layığı ile yapmaya özen gösteren ; hayallerinin daha doğrusu fikrinin peşinden koşarken , gereken tüm önemleri almaya çalışanlar yok mu ? Elbette var. Onlara ben gerçek girişimciler diyorum . Onlara bakıp övünüyor ; bu ülkeden güzel şeyler çıkmaya devam eder diye umuyorum.

Sevgili dostlarım; işte ülkemizde girişimcilik ne yazık yazıya başlarken bahsettiğim teorim gibi : “ Bizim ülkemizde bir kelime veya cümle giderek herkes tarafından kullanılmaya başlandıysa ; o kelime veya cümlenin içi giderek boşalıyordur. “ Sizlerle bu yazıyı paylaşmak acı , ama daha acısı size bu yazıyı bir girişim mentörünün yazıyor olması …

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.