KADIN’A YÖNELİK ŞİDDET’İN SAĞLIK SONUÇLARI

Bir hekim olarak şiddet sonucu yaşanan sağlık sorunlarından bahsetmeden geçersem bu yazı dizisi eksik kalmış olurdu. Şiddetin en önemli sonuçlarından biri de kadının fiziksel ve ruhsal sağlığının olumsuz etkilenmesi bunun da karşımıza halk sağlığı sorunu olarak çıkmasıdır.

Türkiye genelinde evlenmiş kadınların yaklaşık 1/4’ü yaşadıkları fiziksel veya cinsel şiddet sonucunda yaralanmıştır. Şiddet sonucu yaralanmış yaklaşık her 3 kadından biri de 5 defadan fazla kez yaralandığını söylemiştir. Şiddet sonucu yaralanmış her 10 kadından 4’ü ise en az bir kez tedavi olmasını gerektirecek kadar şiddetli derecede yaralandığını belirtmiştir. Eğitim ve refah düzeyi daha yüksek olan kadınlar arasında yaralanma sayısının daha düşük olduğu görülmektedir. Kadına yönelik şiddet kesi, kırık, iç organ yaralanmaları şeklinde karşımıza çıkabildiği gibi kalıcı sakatlıklar, istenmeyen gebelikler, düşükler, HIV dahil cinsel yolla bulaşan hastalıklar görülmektedir. Ayrıca şiddete maruz kalan kadınlarda madde kötüye kullanımına daha sık rastlıyoruz.

 Türkiye genelinde en az bir kez gebe kalmış her 10 kadından biri gebeliği sırasında eşi veya birlikte olduğu kişi tarafından fiziksel şiddete uğramıştır.

Fiziksel veya cinsel şiddet sonunda 4 hafta içinde yaşanan bazı ruhsal sıkıntılar nelerdir diye baktığımızda görülme sıklığına göre; kendini sürekli yorgun hissetme, çabuk yorulma, gergin, endişeli ve sinirli ruh hali, mutsuz hissetme, günlük faaliyetlerde isteksizlik, gün içinde yapılan işleri aksatma, zihni toparlamada sorun yaşama, işe yaramadığını düşünme, kendini değersiz hissetme, zevk aldığı şeylere karşı ilgisini kaybetme, hayatına son vermeyi deneme (şiddet yaşamayanlara göre 4 kat fazla ve %15 düzeyinde)

Şiddetin evde şiddete şahit olan ya da şiddeti birebir yaşayan çocuklar üzerine etkileri nelerdir diye bakarsak; şiddet yaşamış her 10 kadından 4’ünün çocuğunda anneye veya diğer çocuklara karşı saldırgan olma tavrı görülürken, bu oran şiddet yaşamamış kadınların çocukları arasında yarı yarıya azalmaktadır. Bu çocuklarda hırçınlaşarak ağlama, çekingen/ içine kapanık olma, sık sık kabus görme, anneye veya diğer çocuklara karşı saldırgan olma, yatağını ıslatma davranışları görülmektedir.

Şiddetin kadın sağlığı üzerinde ölümcül etkileri nelerdir diye baktığımızda; Kadının intihara meyilli olmasına, cinayete kurban gitmesine neden olabildiğini, anne ölümlerini artırdığını ve HIV/AIDS’in yayılmasına neden olabildiğini görüyoruz.

Cinsel şiddete maruz kalan kişilerde görülen belirtiler nelerdir diye baktığımızda; uykusuzluk, cinsel disfonksiyon, aşırı yemek yeme, uyuşturucu ve alkol kullanımı, ciddi baş ağrısı gibi fiziksel sorunlarla birlikte depresyon, suçluluk, azalmış öz benlik saygısı, başkalarına güvenememe, mood dalgalanmaları, intihar düşünceleri, ilişkilerde güçlük yaşama, konfüzyon, öfke nöbetleri, hafıza kayıpları, utanma, bedenini reddetme, anksiyete, korku, güvensizlik ve nefret şeklinde psikososyal sorunlar izlenmektedir.

Sağlık sektörü çalışanlarının şiddeti önlemede alacağı roller neler olmalıdır?

Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde kadın kadar erkeğin de katılımı sağlanmalıdır. Eşler arasında yaşanan şiddetin hoş görülmediği bir ortamın yaratılması gerekmektedir. Sağlık sektörü yapacağı bilgilendirme kampanyaları ile kadınları sahip oldukları haklar, var olan kanunlar, sağlık kuruluşlarından nasıl hizmet alınacağına dair çalışmalar yapmalıdır. Sağlık sektörü yapacağı iş birliği ile kadın erkek arasındaki eşitsizliklerin ortadan kaldırılması, eşler arası şiddetin önlenmesi, cinsel şiddet ve cinsel taciz ile ilgili kapsamlı yasaların çıkarılması konularında savunuculuk yapmalıdır.

Sağlık sektöründe çalışanların eşler arası şiddet hakkında bilgilendirilmesi ve istismar edilen kadına yaklaşım konusunda donanımlı hale getirilmeleri ve kendi yaşamlarını şiddet açısından değerlendirmeleri sağlanmalıdır. Yazılı ve görsel basında yer alacak çeşitli dramalar yoluyla şiddete yönelik eylemlerin desteklenmesinin yanında sivil toplum örgütlerinin kadınlara yardım amacıyla yaptıkları çalışmalar desteklenmelidir.

Sağlık personeline kadına yönelik şiddet ile ilgili temel eğitim mezuniyet öncesi verilmelidir. Sağlık personeli şiddet kurbanlarına hizmet verirken kendileri de sıklıkla şiddet kurbanı olmaktadır. Kanada’da yapılan bir çalışmaya göre kadın hastalıkları ve doğum servislerinde çalışan hemşirelerin %15’i birlikte oldukları kişilerden fiziksel şiddet gördüğünü, %23’ü ise birlikte oldukları kişilerden korktuklarını belirtmiştir.

Birinci basamak sağlık kuruluşları ile üreme sağlığı ile ilgilenen merkezler şiddetin erken tanısının konabileceği kuruluşlar olmaları nedeniyle özel önem taşırlar. Sorulan sorular yardımıyla şiddet gördüğü belirlenen kadınlar için başvuru merkezlerini ve kadın sığınma evlerinin telefon numaralarını içeren listeler hazırlanabilir. Böyle adresler yoksa sağlık personeli yardım edebilecek toplum liderlerinin, bu kadınlara ilgi gösterebilecek kuruluşların adreslerini listeleyebilir.

Şiddetin birincil, ikincil ve üçüncül korunma aşamalarında son derece önemli görevleri bulunan Sağlık Bakanlığı’nın şiddeti önlemeye yönelik herhangi bir politikası yoktur. Sağlık sistemi içinde sağlık personelinin şiddet mağdurlarını korumak için harekete geçirebileceği bir mekanizma kurulmamıştır. Bu nedenle sağlık personeli bu durumlarda sadece güvenlik güçlerini bilgilendirmekte ve istendiğinde bir rapor hazırlamanın ötesinde herhangi bir işlem yapmamaktadır. Hatta bazen kendi güvenliğinin tehlikeye gireceği düşüncesi ile konunun üzerine gidememektedir ne yazık ki. Acilen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın himayesinde bir koordinasyon merkezi kurulmalıdır. Ankara merkezli bu yapı tüm illerde Valilik bünyesinde görev almalıdır. İllerde Aile ve Sosyal politikalar il müdürlüğü, Sağlık Müdürlüğü, Emniyet Müdürlüğü, Baro’nun vereceği hukuki destek ile geniş çaplı bir çözüm/kriz merkezi kurulmalı. Doktor, avukat, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, kolluk kuvvetleri hep birlikte çalışmalı. Milli Eğitim Müdürlüğü koordinasyonu ile okullarda şiddet durumunda ne yapılması gerektiği ve şiddetle mücadele yöntemleri eğitimleri planlanmalıdır. Askeri kışlalarda tüm bu eğitimler askerlerimizi de verilmelidir. Yani şiddetle geniş çapta, koordineli ve ciddi bir mücadele verilmelidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.