Üçünü de bugün kaybettik.

Uğur Mumcu .. Gaffar Okan.. İsmail Cem..

Biri araştırmacı gazeteciliğin mihenk taşı, cesaretin 8 sütunda vücut bulmuş haliydi.. Korkakların her gün öldüğü bir dünyada bir kez ölmeyi yeğlemişti. Bugün yaşadığımız gerçekleri, o gün zihinlerimize sokarken katledildi. Balık hafızalı toplumumuza ilk kez UNUTMA’yın diyendi. Bugün bizim Afrin’de olmamızın gerekçelerini, ülkemizi bu sürece sürükleyen kirli ve derin ilişkileri bilinç üstüne çıkarmaya gayret etti. O ülkesinin gidişatından kaygı duyan, bir babanın çocuğunun üzerine titrediği gibi her adımını GÖZLEM’leyen bir gazeteciydi. Eğer bu ülke gördüklerini , anlattıklarını, yazdıklarını umursasaydı , adı gibi UĞUR getirecekti Türkiye’nin geleceğine.. Ne varki bir bombayla UĞUR’suzluk çöktü memlekete..

Bir çoğunun olduğu gibi onunda çocukluk hayaliydi polis olmak .. Bir halk kahramanı olarak son nefesini vereceğini nereden bilecekti.. 12 Eylül darbesinde genç ve başarılı terör uzmanı bir komiserdi.. Darbeden birkaç yıl sonra Urfa’da faili meçhul cinayetleri aydınlattı. Belki de aydınlattığı bu cinayetler , kendi karanlığının ilk habercisiydi. Yıllar sonra efsane olacağı Diyarbakır’a ayak bastı. Polisliğin kurallardan ibaret olmadığının en güzel kanıtıydı Gaffar Okan. Her Diyarbakırlı ona bir telefon kadar, o da her Diyarbakırlı’ya bir MOBESE kadar yakındı.  Gözü gibi baktı vatandaşına. Terörü insanlığı ile terbiye etti. Ama Hizbullah insanlığın karşısına 17 yıl önce bugün dikiliverdi.  Kendisine suikast yapılacağını bile bile kaderine koştu Gaffar Okan. Ve ölümsüzlük iksirini içti Diyarbakır’da..

Yüzündeki ve  konuşmasındaki ifade ona Beyefendi’lik sıfatını vermişti, oturduğu makamların aksine… Gazetecilik kimliği ile başlayan serüveni, TRT’ye altın çağını yaşatan reformlara dönüşmüştü. Milletin vergisiyle ayakta duran bir kurumu, milletin temaşa zevkine uygun hale getirmişti. Ardından siyasete atıldı Deniz Baykal ile birlikte. 12 Eylül darbesi ile kapatılan Atatürk’ün partisini yeniden akıllardan, sahalara indiren birkaç kişi arasındaydı İsmail Cem..  Koalisyon hükümetlerinde önce Kültür Bakanı sonra Dışişleri Bakanı oldu .. Şimdilerde bir çayını bile  içecek komşusu kalmayan bir ülkenin , kapısını çalacağı bir çok ülke yarattı derin ve naif diplomasisi ile.. Yine şimdilerde omuz silktiğimiz AB’ye ilk kez onun döneminde aday üye oldu Türkiye.. Ve tüm bu ince işçilikler, sözde anti emperyalistlerin kaba saba stratejilerine kurban gitti. Kanser oldu ve aramızdan ayrıldı o ince tebessümü ile…

Uğur Mumcu, Gaffar Okan ve İsmail Cem..

İkbali aynıydı her birinin.

Yaşanabilir Türkiye’ydi…

Ne var ki ; Onlar nefessiz, biz ise derin bir nefes alarak izliyoruz memleketi..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.