Ülkemizin her köşesinde patlayan son bombalar ve artan terör olayları  gösterdi ki, refah ve huzur ülkesi olması gereken ülkemiz, bombaların patladığı herhangi bir Ortadoğu ülkesi haline getirildi. Artık Suriye’den, Yemen’den, Irak’tan bir farkımız kalmadı.İnanın yaşadığım şehir de bile kalabalık ortamlarda her dolaştığımda aklıma patlama korkusu geliyor öyle ki istihbarat durumun farkında büyük alışveriş merkezlerinde kamuya açık alanlar da önlemler artırılmış durumda…Başarılarla övünen iktidarın, ortadaki bu açık başarısızla ilgili bir bedel ödeme girişimi olmaması, güvenlik zafiyetinin daha da derinleşeceği anlamına geliyor.

Ülkemiz 1 Kasım seçimlerine “koalisyon gelirse kaos, gerginlik ve huzursuzluk gelir, en iyisi tek başına iktidar, AKP tek başına iktidar olursa akan kan da durur, terör de biter” kara propagandasıyla girdi.Hatta verin tüm milletvekilliklerini olaylar bitsin diyecek kadar cesaret sahibi Cumhurbaşkanını bile gördü bu asil millet.

Sonuçta AKP seçimi kazandı ama tek başına iktidar huzur değil huzursuzluk getirdi.Seçimlerden sonra Türkiye, Cumhuriyet tarihinin zor günlerini yaşıyor.

PKK, tarihimizdeki en kanlı eylemlere imza attı. Son 7 ayda 300’ye yakın can kaybettik.Bu yazıyı yazarken bile  kentimizde şehidimiz var.Cumhuriyet tarihimizde ilk defa “şehirlerin, ilçelerin kontrolü”  PKK’nın eline geçti.Havuz medyası haber bültenlerinde sona yaklaşıldı diye haber yapsa da ateş düştüğü yeri yakıyor.

Cumhuriyet tarihinde ilk defa onlarca ilçeden kitleler halinde göçler başladı, şehirler, kasabalar boşaldı.Diyarbakır,Şırnak,Hakkari ve bölgenin bir yerinde ciddi göçler var.

Cumhuriyet tarihinde ilk defa, binlerce öğretmene “görev yaptığınız şehirde can güvenliğiniz yok, derhal boşaltın” diye mesajlar çekildi.Gerçi sonrasında hata oldu diye açıklama yapsalar da bunu tüm millet duydu ve gördü.Bölge de kamu çalışanlarını koruyamayan hükümet her zaman olduğu gibi bu olaydan da zeytin yağı gibi su yüzeyine çıktı.

Cumhuriyet tarihinde ilk defa IŞİD, PYD gibi yabancı ülke topraklarında savaşan örgütler Türkiye’yi kana buladı, yüzlerce cana kıydı.

Cumhuriyet tarihinde ilk defa bazı illerimizdeki havaalanlarımız güvenlik sebebiyle uçuşa kapatıldı, bazı havaalanlarımıza roketli saldırılar oldu.

İnsanlarımız, 12 Eylül darbesi öncesinden bile beter bir can güvenliği korkusu yaşamaya başladı.

Bütün bunlar AKP’nin “tek başına iktidar olamazsak çok kötü olur” propagandasından sonra meydana geldi.

Kötünün de kötüsü oldu.

Ülke kan gölüne döndü. Cizre ile Ankara’nın, Silopi ile İstanbul’un farkı kalmadı.

Başbakan Davutoğlu ise her zamanki gibi “hesap sormaktan, akan kanın yerde kalmayacağından” bahsediyor, Cumhurbaşkanı Erdoğan “zincirin halkaları çözülmeye başladı” diyor.

Akan kan da yerde kalıyor, zincirin halkaları da habire elimize kolumuza dolanıyor.

Son bomba olayında istihbarat birimlerinin “PYD saldırıda bulunacak” raporlarına rağmen, üstelik bu raporların basında çıkmasından bir gün sonra böylesine büyük bir saldırının olması kafaları karıştırıyor. Can güvenliğimiz tehlike de her kim ki olumsuz bir durum ile karşılaşır inanın yapanın yanına kar kalıyor.Çözüm süreci adını verdikleri ihanet projesi ile içimizdeki hainlere inanılmaz tavizler verildi.Artık ne yazık ki son umudumuz bombacı Mülayim.Vesselam.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.