UMUTÇUK

Daha önce birçok yazı ve haberde, içinde bulunduğumuz ekonomik krizin bizlere yaşattığı zorluklardan bahsetmiştik. Kriz insanlara sadece işsizliği ve yoksulluğu değil; mutsuzluğu, umutlardan ve hayallerden vazgeçmeyi de beraberinde getiriyor.

İnsanların artık okulunu okudukları ve sevdikleri işleri yapmaları ve o alanda iş bulmaları büyük bir şans. Gerçi bulanlarda, ekonomik ve sosyal anlamda verdikleri emeğin karşılığını neredeyse hiçbir zaman alamıyorlar.

Size iki insan portresinden bahsetmek istiyorum, Mehmet ve Ali… İkisi de yirmili yaşlarında, ahlaklı vicdanlı gençler. Bu gençler hemşeriler, aileleri doksanlı yılarda Bitlis’ten ve Muş’tan Mersin’e göçmüş ve bir şekilde hayatlarını bugüne değin Mersin’de idame etmişler.

Mehmet İlahiyat mezunu, Ali ise lise mezunu. Mehmet, yaklaşık üç yıldır okulundan mezun olmuş ve KPSS sınavı ve mülakatlarla mücadele ediyor. Maalesef atanmanın büyük ve zorlu bir mücadele olduğu ülkemizde hala bu hayaline kavuşamadı. Ali ise lise mezuniyetinin ardından ekonomik şartları el vermediğinden üniversiteye gidemedi ve yıllardır, inşaat işlerinde çalışmakta.

Ali, inşaat sektörünün çöküşü ile birlikte yaklaşık bir buçuk yıldır çalışmıyor. Anca ayda birkaç gün iş bulabilirse çalışabiliyor. İkisi de uzun süredir İşkur’a gidip geliyor. Neredeyse başvurmadıkları iş kalmadı ama bir sonuç alamadılar. Bu durum, her geçen gün bu gençlerin umudunu ve inancını biraz daha törpülese de arayış ve çabalarından vazgeçmediler.

Ve nihayet iki hafta önce iş buldukları müjdesini verdiler bana. Mutlulukları gözlerinden okunan gençler artık daha diri ve özgüvenliydiler, bunu hissedebiliyorduk. İşi ortak bir tanıdığımız ayarlayacaktı onlara. Profesyonel site yöneticisi olan arkadaşımız Umut Bey onları iş sahibi yapacaktı. İkisine de aynı sitede bekçilik işi ayarlamıştı. Günü ikiye bölüp çalışacaklardı, biri 12 saat nöbet tutacak, diğeri de nöbeti devralıp yirmi dörde tamamlayacaktı. Haftada bir gün izin, yol parası yok, yemek parası yok, senelik izin ise hele işe başlansın ileride tartışılabilir, ücret asgari, sigorta var, yol iki vesait, “Başlayalım Allah büyük” konuşmalarıyla iş koşulları aşağı yukarı bunlar…

Umut Bey, bir hafta içinde gençlerden sağlık raporu almalarını ve akabinde hemen işe başlayacakları müjdesini vermişti. Gençler hemen o hafta sağlık raporu işini halletti ve pazartesi gününü beklemeye koyuldular. Maalesef pazartesi iş için arayan ve soran olmadı. Gençlerde pazartesi arayan soran olmayınca, salı akşamı Umut Beyin akşamları arkadaşlarıyla okey oynadıkları kafeye gitmişler ve bir şey söyler mi diye beklemişler.

Gençler de üsteliyor gibi görünmemek ve Umut Beyi sıkmamak için hiçbir şey söylemeden bir umut onun ağzından çıkacak kelimeleri beklemişler ve maalesef sessizliğini korumuş işveren arkadaş. Hatta gençler, biraz da Umut Beyin yaptığı telefon görüşmelerinden kaynaklı moralinin bozulduğunu ve bununda az olan soruyu sorma ihtimalini yok ettiğini belirttiler.

O akşam yaşadıklarını; yani soruyu soramamalarını, gözlerinin içine bakmalarını, bekleyişi, beklentiyi diğer gün bana gülerek anlattılar, ülkede yaşanan yoksulluğa ve işsizliğe o kadar alıştık ki buna artık gülebiliyoruz, işsizliğe şerbetlendik evet.

Ama gençler ve ben Umut Beyin pazartesileri karıştırdığını umuyor ve bu işi kotaracağına olan inancımızı hafif sarsılmış bulsak da, o sağlık raporunu boşa aldırmadığını göreceğimize inanıyoruz. Yaktığı umut, umutçuğa dönüşse de biraz, yapar bu işi Umut Bey, sanki hepsi bizim kuruntumuz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.