Üniversite sınav sonuçları açıklandı. Geçen yıla göre barajı geçen aday sayısında artış yaşandı. Ancak yine de TYT’de puanı hesaplanan 2 milyon 260 bin 273 adayın 496 bin 616’sı, 150 puan barajını geçemedi. Yani adayların neredeyse dörtte biri, TYT’de 150 puan için yeterli olan yaklaşık 15 neti çıkaramadı. Dolayısıyla 496 bin 616 adayın TYT puanı hesaplanmadı. Barajı geçen 1 milyon 763 bin 657 aday, özel yetenekle alan üniversiteleri, önlisans ve açıköğretim programlarını tercih edebilecek.

Sonuçlar ile birlikte adayların testlere göre puan ortalamalarına da yer verildi. Buna göre, tüm testlerde Türkçe en başarılı, fizik ise adayların en başarısız olduğu testler oldu. Türkçe’de ortalama olarak 40 soruda 16 ortalama yakalandı. Türkçede geçen yıllara göre ortalama biraz düştü. Ancak sınav geneline bakıldığında adayların en başarılı testi Türkçe oldu.

Üniversiteye giriş sınav sonuçlarının açıklanması ile birlikte öğrenci ve ailelerinde tercih telaşı başladı. Sınav sonuçlarına yönelik kısaca bilgilendirmeden sonra asıl önemli konu olan tercih ve meslek seçimi konusuna değinmek istiyorum. Öncelikle kime göre, neye göre tercih yapmamalısınız? Bu süreçte en çok yapılan yanlışlar neler? Sırf o dönemde revaçta diye bir bölüme tercih yapmamalısınız.  Afişlere kazandığınız bölümle birlikte, isminizi yazıp reklam kasacak eğitim kurumları yöneticilerinin fikirlerini kesin doğru kabul edip tercih yapmamalısınız. Arkadaş grubunun etkisinde kalıp tercih yapmamalısınız. ‘Bir sonraki sene de kalırsa, yine para kazanırım’ düşüncesi içinde olma ihtimali olan özel ders öğretmenlerine göre tercih yapmamalısınız. Eş dost ve akrabalara kendini kanıtladığını hissettirecek bölüm yazdıran aile yakınlarına göre tercih yapmamalısınız. Dört yıl seveceğiniz bir şehirde okuyacaksınız diye, istemediğiniz bir bölümü tercih etmemelisiniz. Üniversite puanınıza göre tercih yapmamalısınız ki bu en çok yapılan yanlıştır, yerleştirmeler sıralamaya göre yapılır. Geçerliliği olmayan sertifikalar ile alan dışı çalışanlara göre tercih yapmamalısınız.  Muhtemelen onlara tercih yaptıran kişiler de alan dışı çalışıyorlardı ki yanlış yönderilmişler. Sonucunda kendi işlerini sevemeyip, başka insanların uzmanlık alanlarına saldırıyorlar.

Ya kardeşim neye göre tercih yapacağız, demenizi duyar gibiyim. Öncelikle, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik lisans mezunu olan meslek çalışanları bu işin uzmanlarıdır. Bir psikolojik danışmana, yani halkın –yanlış- tabiri ile rehberlikçiye danışmanızı öneririm. Biz danışmanlar da belli bakış açısı ile sistematik bilgilendirmeler, analizler yaparız. Karar öğrencinindir. Şuraya gitmelisin, demeyiz. Danışman bilgi verir. Tecih yapmayı düşündüğünüz meslek çalışanları ile doğrudan iletişime geçmenizi öneririm. Meslek tanıtım seminerlerine katılabilirsiniz. Seçmeyi düşündüğünüz bölümde okuyan öğrenciler ile iletişim kurabilirsiniz.

Peki biz tercihlerde bilgilendirmeler yaparken nelere bakıyoruz? Birkaç farklı bakış açısı olsa da ortak kabul; kişinin ilgi ve yetenekleri, kişilik özellikleri ve tercih yapılacak alanın meslek değeridir. Belli kişilik testleri vardır, fikir verir. O sonuçlara göre öğrenciye uygun görünen meslekler saptanır. Öğrencinin sıralamasına göre, o bölümler arasında gelme ihtimali olan bölümler belirlenir. Ortaya çıkan meslekler hakkında bilgilendirmeler yapılır. Öğrenci bu süreçte bir mesleğe kesin bir şekilde karar veriyorsa, sonrasında  üniversiteler hakkında bilgilendirmeler yapılır. Kendi alanımızdan örnek verecek olursam,  Samsun 19 Mayıs Üniversitesi  PDR alanında en önde gelen üniversitelerden biridir. Öğrenci bir yıl daha hazırlanma konusunda kararsız ise yine sıralamasına bakılır. Hangi dersten ne kadar başarılı olduğuna bakılır. Kendisini bir yıl sonra neler beklediği konusunda bilgilendirilir. Örneğin; bir yıl sonra temel matematikte başarıyı arttırmak, bir yıl sonra edebiyat sorularında başarıyı arttırmak kadar kolay değildir. Ayrıca ders çalışma ortamı, aile faktörü, öğrencinin kendine güveni gibi birçok ayrıntı da bunun kararını etkiler.

En önemlisi kişinin kendini tanımasıdır. Meslekler iyice araştırılıp, gelebilecek bölümler içinde en çok severek yapacağı alanda eğitim görmelidir. Türkiye’de şu an Tıp Fakültesi mezunları haricinde hiçbir mezuna devlet iş garantisi vermiyor. Türkiye’de dereceye girip, sevemediğiniz ve kendinizi pek geliştirmek için uğraşmadığınız bir alanda, iş hayatında da başarı gösteremiyorsunuz. Ömür boyu sürüyor bunun pişmanlığı ve arayış devam ediyor. Ülkemizde maddi anlamda, gelecek yıllarda hiçbir alanın garantisi yok. Her şey çok çabuk değişebiliyor. O yüzden severek yapacağınız mesleği seçmelisiniz. Bu sizle birlikte toplumu da doğrudan etkiliyor. Eğitim gördüğü alanlar dışında çalışan binlerce genç var. Maalesef sistemdeki yanlışlardan dolayı alan dışı çalışanlar devlet kurumlarında da fazlası ile var. Belki başka bir yazının konusu fakat son olarak buna da değineceğim. Hemen hemen her çarpıklıkta sorunun temelini indiğimizde eğitimde yanlışlıklar ve liyakatsizlik sonucuna varıyoruz.  Çözüm çok zor değil ya! İnsanlar yanlış yönlendirilmeyecek. Doğru tercihler yapılacak.  Mühendis mühendislik yapacak, öğretmen öğretmenlik, imam imamlık… 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.