banner136

Uygarlık denilince çoğu zaman bir ülkenin teknolojik gelişmişliği anlaşılır. Kimi zaman da kültürle uygarlık kavramları ya aynı anlamda ya da birbirinin yerine kullanılır. Oysa durum pek sanıldığı gibi değildir.

Almanlar, kültürle uygarlığı birbirinden ayrı tutarlar. Kültür ancak kuşaktan kuşağa aktarılarak varlığını sürdürür ve insanın insan oluşuyla ortaya çıkan olanakların kullanımıyla gerçekleşir.

Bununla birlikte uygarlık, insanın doğayı ve başka güçleri egemenliği altına almasını kolaylaştırırken; kültür, insanın kendini denetlemesinin koşullarını oluşturur.

Egemenlik savaşları, teknolojik gücün en iyi sergilendiği alanlardır. Fetih savaşları, insanları köleleştirme, mazlum toplumların toprağını elinden alma, ulusları ve aynı ulusun yurttaşlarını birbirine düşürme teknik olanaklardan yararlanılarak yapılmaktadır.

Teknolojik gelişmişlik (uygarlık) her zaman kültürel gelişimin güvencesi değildir. Ancak kültürün güvenceye alınması için teknolojiden bir araç olarak yararlanılabilir. Örneğin eğitim alanında teknolojinin olanakları seferber edilebilir. Kentlerin, kentlerdeki trafiğin, oyun alanlarının, kısaca insan yaşamının kolaylaştırılması ve güzelleştirilmesinde düzenlenmesinde de teknoloji çok işe yarayabilir.

Uygarlıkla kültür arasındaki farkı daha iyi anlamamıza şu iki cümle yardımcı olabilir: “Uygarlık hediye edilebilir, ama kültür emek vererek elde edilmiş olmak ister”.

Kültür ve uygarlıkla ilgili daha çok sayıda tanım yapılabilir. Ne var ki insanın binyıllar içinde biriktirdiği ve kültürde anlamını bulan olumlu şeyler dışlandığı zaman uygarlık, Mehmet Akif’in deyişiyle tek dişi kalmış canavara dönüşebilmektedir.

Kültür ve uygarlık, farklı düşünceden, farklı etnik kökenden gelen insanların bir arada yaşamayı başarmasıyla bir anlam bütünlüğüne kavuşabilir. Katılımcı bir yaşamın benimsenmesi ve geliştirilmesinin temin edilmesidir uygarlık. Yaşamın her alanında bitimsiz bir güzellik arayışıdır.

Şu ya da bu nedenle insanların yok edilmesi için geliştirilmiş araçlarla övünen toplumlara uygar toplumlar denilebilir mi?

İnsanlar, biriktirdikleri kültürleri, etnik kökenleri, inançları ve farklı düşünceleriyle yan yana yaşamayı başarabildikleri zaman uygar insanlar olurlar. Bu durum aynı ulus içinde yaşayan yurttaşları olduğu kadar, farklı ulusları da barış içinde yaşamaya davet eder. Bilişim çağında birbirine her gün biraz daha yaklaşan, birbirini giderek daha iyi tanıyan dünya insanlarının ortak talebidir bu.

Barışa, kardeşliğe, bir arada yaşamaya kapılarını kapatan uygarlık uygarlık değildir.

Uygarlık, “tek dişi kalmış canavar” olmaktan kurtulursa uygarlıktır. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner135