Haftalık alışverişe çıktık. İlk durağımız manav oldu. Ben çocukken babamın kasalarla aldığı portakalı ve mandalinayı kilo ile aldık. Bir de yemeklik sebze. Kilosu 50 liraya kadar çıkan sarımsak yok aldıklarımız içinde. Soğan ve patates ise birer kilo.

                Ayrıntılı hesap istedim. 120 TL tutmuştu.

                Şaşkınlığımı gizleyemedim. Satıcı da… Birtakım gerekçeler sıraladı ardı ardına. Halden pahalı aldıklarını, yol masrafı, çalıştırdıkları yardımcıların ücretleri, yer kirası, vergiler derken ucu ucuna çalıştıklarını anlattı. “Her şeyin bir gerekçesi oluyor ne yazık ki” dedim.

                Manavdan çıktık. Düşünmeye başladım. Eşime seslendirdim; “Asgari ücretliler nasıl geçiniyorlar? Mucize yaratmaları gerek… Bir de dalga geçer gibi zam verilmez mi? Yapılanlar, akıllara zarar…”

                Kaldı ki açlık (Sadece yeme-içme giderleri) sınırında, bugünkü asgari ücret. (4 kişilik bir aile için) Eğitim, giyinme, seyahat, kira, ulaşım vb. giderleri olan yoksulluk sınırı da 6.800 TL civarında.

                Yönetenlerin simit ve çay üzerinden yaptıkları harcama açıklamaları gerçek yaşamla uyumlu değil.

                Tüketiciler, gereksinimlerini gereken miktarda alamıyorlar. Hatta istatistiklerin de açıkladığı gibi zorunlu tasarruf da diyebileceğimiz biçimde kısıtlı yapıyorlar alışverişlerini.

                Üreticiler, masraflarını bile karşılayamıyorlar.

                Satıcılar, umdukları kârları yapamıyorlar.

                Peki kazanan kim?

                Sadece aracılara yüklenmek doğru değil. Bu bir sistem sorunudur!

                Eğitimle başlatılması gereken ve üretimle sürdürülecek olan hizmet anlayışı olmalıdır.

                Eğer;

                Yönetenlerimizin sorumluluk duyguları hâlâ varsa,

                “İnsan sevgimiz” körelmemişse,

                Paylaşmayı öğrenmişsek,

                “İnsanca yaşamak” derken anlamamız gerekenleri anlayabilmişsek,

                Yeri ve zamanı geldiğinde; “Götüreceğimiz 2 metre bez” söylemimizde samimiyet varsa ve bu sözün anlamını içselleştirmiş isek,

                Yol göstericimiz akıl ve bilim olmuşsa eğer,

                Varsa bunların sadece bir kısmı bile, “İnsanlık ölmemiş” diyebiliriz mahcubiyetle!

                Ben mahcup olmak istiyorum!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.