Değerli dostlarım, merhaba. Hepimizin malumu, geçtiğimiz günlerde 800 ithal ürüne daha ek gümrük vergisi konuldu. Bu ek vergiler, 3.partiydi. Yani bundan önce 21 Nisan ve 11 Mayıs tarihlerinde 2 tane daha vergi paketi ile karşı karşıya kalmıştık. Bu ek vergi paketleri için her zaman olduğu gibi : “ İthalatı durdurmak, yerli üreticiye sahip çıkmak” temalı sözler söylendi.

Konuya giriş yapmadan önce bir konunun altını çizmekte fayda var. O da şudur: Bizim sanayicimiz yani üreticimiz aptal değildir. Para kazanmayacağını bile bile üretim yapar. Üretime devam eder çünkü bizim sanayicimiz diğer çetrefilli işleri pek bilmez. Açar tezgâhını, üretir. Amacı çok para kazanmak değil, ne yazık ki günü kurtaracak kadar para kazanmaktır.

Dedim ya, bizim üreticimiz aptal değildir diye. Bizim üreticimiz öncesinde planını ve programını çok iyi yapar. Yeni bir sektöre giriş yapmadan önce binlerce kez ölçer tartar. Bu ölçme tartmanın sebebi çok iyi bir işletme yönetimi mantığına sahip olması değildir. Bizim üreticimizin cebinde sokağa atılacak para yoktur da ondan ölçer tartar. Silahında kalan son mermiyi akıllıca kullanır sizin anlayacağınız…

O yüzden de yeni giriş yapacağı bir sektörü her ince detayına kadar incelemek ister.  Dedik ya adamın cebinde zaten sınırlı parası var. Sokağa atmaz. İlk araştıracağı yer ithalat yapabileceği yerler olur. Ürünün ithal edilmesi halinde maliyeti ile Türkiye’de üretilmesi halinde maliyetini karşılaştırır. Her iki kalemi de gördükten sonra zaten bu yerli üretici olma konusunu da hemen oracıkta kapatır.

Kapatır çünkü ithal ürünün fiyatı ile yerli ürünün fiyatı arasında her zaman ithal ürün lehine bir fark olur. Yani ithal etmek %90’lara varan bir oran ile daha avantajlıdır. Dedim ya, bizim üreticimiz akıllıdır. Bu iki fiyatı gördükten sonra konuyu oracıkta kapar.

İşim gereği çeşitli sektörlerde, pazara giriş raporları hazırlar ve sunarım. Son 6 aydır hangi üretim hattına baksam, %90 ihtimalle ithal ürün daha ucuz. Yani son 6 aydır, benim incelediğim sektörlerde yerli üretici olmak bir dezavantaj. Peki, neden bu ithal ürünlerin fiyatları onca vergiye, onca lojistik maliyete rağmen yerli üretimden daha ucuzdur hiç düşündünüz mü?

Öncelikle karşınızda rekabet ettiğiniz ülkelerin çoğu uzak doğu menşeili. Yani? Yanisi şu dostlarım, adamlar ölçek ekonomisine geçmiş durumda. Bizim gibi 10 tane üretmiyor, adamlar 10.000 adet üretiyor. Dolayısıyla fiyatları da ona göre daha ucuz oluyor. ( Reklam baskı işleri gelsin aklınıza. Bir adet broşür 10 lira, 100 broşür 20 lira mantığı )

Peki, biz de geçelim şu ölçek ekonomisi dediğin şeye derseniz…

İşte o biraz zor. Çünkü planlama ister. Çünkü çalışma ve raporlama ister. Çünkü kendini bilme, kendi kendine yetebilmek ister. Çünkü pazarlama, ülke ve ürün itibarı ister. Yani öyle yarın geçemezsiniz bu ölçek ekonomisi denilen merete. Uzun uzun çalışmanız gerekir. Ölçek ekonomisi dediğiniz şeyin dünya üzerindeki en büyük örneği Çin bu işi 20 yılda yaptı. Buraya tıklayarak Çin’in Hikâyesi başlıklı yazımı da okuyabilirsiniz. Belki neden bahsettiğimi daha iyi anlarsınız…

Peki, biz taş mı yiyelim? Aç mı kalalım?

Elbette hayır.

Ne yapalım o halde? Çalışalım, ölçek ekonomisini yakalayabileceğimiz alanları bir belirleyelim.

Peki, bu ölçek ekonomisinin yakalanması konusunda nasıl bir yol haritası izleyelim? İşte orada bizim bir yol izlememize gerek yok. Koskoca devletimiz var. Devlet bir yol haritası çıkartacak, biz özel sektör olarak o haritaya uyacağız. Devlet önlemlerini ve tedbirlerini alacak, biz özel sektör olarak kurallara uyacağız.

Devlet teşviklerini sunacak, biz faydalanacağız.

Teşvik dedim de aklıma geldi. Geçtiğimiz aylarda bakanımız dezenfektan ve maske üretimi işine girmek isteyenlere bir teşvik ve destek paketi açıklamıştı. Anlayacağınız, yumurta kapıya dayanınca gelmişti bizim teşvikler…

Neyse o konuyu şimdi karıştırmayalım.

Gelin o halde, sözün özünü beraber yazalım.

İthal edilen ürünlere konulan ek vergiler ile üretici kurtarılmaz değerli dostlarım. Sadece ithalat biraz ötelenir. Hepsi bu.

Vergi ile korkutmak da bir çözüm…

Ama geçici bir çözüm.

Teşvik ederek ürettirmek de bir çözüm…

Ama kalıcı bir çözüm.

Teşvik edelim, üretsinler derseniz de bu sefer karşınıza az önce bahsettiğim ölçek ekonomisi problemi çıkar.

Ben o işi de çözerim derseniz, hiç çekinmeyin buyurun; meydan sizlerin…

Yani kısaca dostlarım: Seçtiğiniz çözüm yolu, sizin üretim ekonomisine olan bakış açınız ile alakalı.

Yani, karar sizin…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.