2 Temmuz 1993.

                               Yirmi yedi yıl önce.

                               Bir Cuma  günü.

Sivas’ta, Madımak Otelinde yedi Alevi Ozanlarından Pir Sultan Abdal’ı anma ve kültür etkinleri yapılıyor.

Anadolu’nun farklı kent, kasaba ve köylerinden gelen aydınlar ve Alevi canlar bu etkinliğe gelmişler.

Karanlık zihniyet karanlık kafalıları, Anadolu halkının yüz yıllardır kardeşçe, dostça birlikte yan yana yaşadığı Sivas’ta kardeşliği bozmak için kullanmaya önceden karar vermiş olacak ki, harekete geçti.

Karanlık kafalılar her yeri karartmak, toplumsal barışı bozmak, kardeşliği ve dostluğu yok etmek için kalkıştılar.

Sivas Madımak Otelinde On dört yaşında Menekşe Kaya, On yaşında Koray Kaya vardı.

Halk Ozanı Muhlis Akarsu, eşi Muhibe Akarsu ardı.

Müzisyen Hasret Gültekin oradaydı.

Şair Uğur Kaynar.

Sait Metin, ardan Metin, Gülsün Karababa, Mehmet Atay ve Gülender Akça oradaydı.

Asim Bezirci, Asaf Koçak, Metin Altınok, Behçet Aysan, Erdal Ayrancı, Seher Ateş, Belkis Çakır, Serpil Canik, Serkan Doğan, Murat Gündüz, Nuriye Özkan, Yeşim Özkan, Ahmet Özyurt, Nurcan Şahin, Özlem Şahin, Asuman Sivri.

Bedia Sulari, İnci Türk, Muammer Çiçek, Halk Ozanı Nesimi Çimen.

Bu ozanlar, şairler, semah dönenler, türküler, deyişler söylemeye, şiir okumaya, semah dönmeye Sivas’a gelmişlerdi. Alevilerin yedi ozanlarından Pir Sultan’ı anacaklardı.

Yozgat’tan, Çorum’dan, Ankara’dan, İstanbul’dan, İmranlı’dan, Divriği’den, Kayseri’den ve Anadolu’nun ücra köşelerinden Sivas’a gelmişlerdi.

Karanlık kafalılar heykellerin varlıklarını bile kabullenemiyorlar, içlerine sindiremiyorlardı.

Ozanlara, Şairlere, semah dönenlere, dostluğa, barışa, kardeşliğe karşı kin ve nefret duyguları taşıyor, adeta gözleri dönmüş gibi davranıyorlardı. Orada olan herkese düşmandılar.

Önce Kangal Köpeğinin heykeline saldırıp kırdılar.

Arkasından Pir Sultan Abdal’ın heykeline saldırıp parçaladılar.

Gördükleri her heykeli put sanıyorlardı.

Kafalar karanlık olunca, gördükleri her nesneyi kapkara görüyorlardı.

Ellerinde benzin bidonları, dilerlide tekbir sesleri ile Madımak Oteline saldırdılar ve oteli ateşe verdiler.

Orta Çağ Avrupa’sında, “Dünya dönüyor.”Diyenleri ve Rönesans taraftarlarını Kilise yargılayıp teker teker yakarak cezalandırıyordu.  Ama Yirminci Yüzyılın sonlarında kadim uygarlıkların beşiği olan Anadolu’da insanlar yargılanmadan karanlık kafalılara tarafından diri diri yakılıyordu. Hem de kitle halinde, topluca.

Otuz üç canın gözleri kapandı, başları yana düştü ve bedenleri kömürleşti.

Yakılan insanlıktı, uygarlıktı.

Kömürleşen barıştı,  demokrasi ve kardeşlikti. Aydınlık yolda yürüyenlerdi.

İşte suçu sabit görülen ve ağırlaştırılmış müebbet alan Ahmet Dede dedikleri birisi birkaç gün önce cezaevinde yirmi altı yıl yattıktan sonra af edilerek çıkarıldı.

Sanki askerden, vatan kurtarmaktan gelmiş gibi bazı basın çevreleri, “Hoş geldin Ahmet Dede.”Diye başlık atarak karşıladılar.

Ahmet Dede sanki vatan bekçiliğinden, vatan savunmasından gelmişti.

Birçok Sivaslı bu olaydan sonra Sivas’ı terk ettiler.

Gurbete çıktılar.

Kendilerini güvenlik içerisinde hissedecekleri başka yerlere gittiler.

Sivas öksüz ve yetim kaldı.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.