Televizyon ekranına Başbakan Erdoğan’ın İngiltere’de yaptığı konuşmalardan kesitler düşüyor:

“Ben imam hatip mezunuyum. Laik cumhuriyetin savunucusuyum.Çocuklarım da imam hatip mezunu.Onlar da laik cumhuriyetin savunucusu…

AB’ye müracaatı yaptık bekleyelim olmaz. Kapıyı çalacaksın, ‘ben buradayım, ben buradayım, ben buradayım’ diyeceksin.Yoksa seni unuturlar…”

İçim eziliyor.

Sayın Erdoğan’ın laiklik konusunda söylediklerini burada yorumlamanın gereği yoktur. Çünkü taraflar birbirinin gerçek  düşünce ve niyetlerini çok iyi biliyor.

Benim içimi ezen nokta, kesinlikle alınmayacağımız AB’ye girmek için ülkeden 81 yıl önce kovulan emperyalistlerin kapısını ısrarla çalar duruma düşmemizdir. (Aslında günümüzde yaşanan gelişmeler, bundan önceki yöneticiler ile Başbakan Erdoğan’ın laik cumhuriyeti nasıl savunduklarının net bir fotoğrafı.)

Bana kalırsa gırtlağına kadar borca batıp her yönden dışa bağımlı hale getirilen bir ülkenin yöneticilerinin laikliği savunup savunmamasının da  pek  bir önemi yoktur artık.

Vah emperyalizme karşı verilen bağımsızlık savaşı ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti vah!..

Bu hallere mi düşecektin sen?

Bir zamanlar dünyanın kendi kendine yeten yedi ülkesinden birisi olmakla övülen dört mevsimin bir arada yaşandığı güzelim Anadolu’nun insanları AB’ye girilmemesini  dünyanın sonu  sayıyor.

Asıl tehlikeli olan insanın kendisine ve ülkesine duyduğu güveni yitirmesidir. Yoksa ödenmez borç yoktur. Yoklukular içindeki Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı’dan kalan onca borcu ödemedi mi?

Ekonomik sosyal ve siyasal yönden büyük bir kuşatılmışlık yaşayan Anadolu insanı çaresizlik içinde kıvranıp her umut verene sarılırken, asıl umut olması gerekenlerse yıllardır bir türlü  kurtulamadıkları kör dövüşte kendi kendilerini tüketmek için ne gerekiyorsa yapıyorlar.

Soldan, dolaysıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nden söz ettiğimi sanırım anlamışınızdır.

Evet, güzelim Anadolu coğrafyasında  tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin  kuruluşuna öncülük eden CHP’nin düşürüldüğü  duruma ne demeli?

Toplumun büyük bir kesiminin ekonomik sıkıntı içinde kıvrandığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin çimentosu olarak kabul edilen laiklik ilkesinin son hız aşındırıldığı bir ortamda, tehlikeli gidişe karşı direnmesi beklenen  Meclis’teki ana muhalefet partisi konumundaki CHP, kendi içinde yaşadığı kavgayla gündeme geliyor.

Aymazlığın bu kadarına da pes doğrusu!

Harmana ateş düşmüş yanıyor, sahipleri pay kavgasında!..

Baykal hizipçiymiş, parti içi muhalefet iktidar yürüyüşü başlatmış, vs.

Ayrıntısına girmediğim kayıkçı kavgasının taraflarına  birer çift söz ederek yazıyı noktalayacağım:

Baykal’ı göndermek için seçimlerde CHP oy vermeyen sözde partililer, oy vermeyerek başarısızlığında doğrudan rol oynadığınız partiyi hangi yüzle eleştiriyorsunuz?

2002 yılında yapılan seçimlerde Baykal’ın tek seçiciliğini hazmederek Meclis’e giren milletvekilleri, sorumluluk makamında bulunan sizlerin tavrına ne demeli?

Koruyup kollama yemini ettiğiniz ülke her gün bir değerini yitirirken, sizlerse enerjinizi “koltuk” kavgasında tüketiyorsunuz.

Bu aymazlığa son verip yemininizin gereğini lütfen yerine getirin artık.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.