Tece’den tren garına gitmek için 10 numaralı belediye otobüsüne binmiştim. Zar zor bulduğum bir koltuğa oturmuş, sabahın ilk ışıklarının aydınlattığı Mersin’i seyrediyordum. İlk kez o yolculukta gördüm Tevfik Sırrı Gür Stadyumu’nun yıkılmaya başladığını. Yarısı ayaktaydı ama yarısı yıkılmıştı. Önce kale arkasını, sonra karşı tribünü, sonra maratonu yıktılar. Otobüsle yanından her geçtiğimde tanıklık ettim bu yıkıma. Canım yandı. Tevfik Sırrı can çekişerek ölüyordu, biz Mersinliler de zevksiz bir maçı izler gibi izliyorduk bu ölümü.

Yıkılacağını duymuştum, ama gündem yoğunluğum ve hayatın hay huyu içinde bu habere pek ilgi göstermemiş, üzerinde durmamıştım. Moloz yığınlarının arasında kalan yeşil çimleri görünce yüreğim burkuldu. Bir Mersinli olarak anılarım geldi aklıma, Tevfik Sırrı’nın benim yaşamımda ne kadar önemli olduğunu düşündüm. Özenle biriktirdiğim yaşanmışlıklarım, hayallerim, hayal kırıklıklarım canlandı belleğimde. Tevfik Sırrı Gür Stadyumu’nun hayatımda yer ettiğini o yıkıntıyı görünce anladım.

Hayatımda gittiğim ilk konser, Tevfik Sırrı Gür’deydi. Daha çocuk yaşta Bülent Ersoy’un konserine gitmiştik ailecek. Ardından annemin dantel yumaklarını biriktirerek aldığı biletlerle Muazzez Ersoy konserine gitmiştik. O konserde uzun saatler güneşin altında beklemiştim. Annemin ve nenemin ortak teşhisine göre başıma güneş geçmişti, baş ağrımı dindirmek için de saçıma kına yakmışlardı. Uzun süre okulda dalga konusu olmuştum. Daha sonra yine aynı stadyumda İbrahim Tatlıses konserine gitmiştik. İbo bir dakika şarkı okusa on dakika sohbet ediyordu. Eğlenceliydi.

Sadece konserler değil elbette, hayatımın vazgeçilmezi futbolla da Tevfik Sırrı’da tanışmıştım. Mersin İdman Yurdu küme düştüğünde de Süper Lig’e çıktığında da oradaydım. Stada girmek için de stattan çıkmak için de saatlerce beklediğim olmuştu. Ben o statta sevinmenin ne kadar coşkulu, üzülmenin ne kadar ağır başlı olduğunu öğrenmiştim. Gol sevincinde hiç tanımadığınız birine sarılmak, mağlup olduğunuzda öfkenize hâkim olmak çok öğreticiydi. Her toplumsal sınıftan insanı görebilirdiniz statta: esnafı, yan kesicisi, öğrencisi, iş adamı... Mersin’i, Mersin’in ne kadar karmaşık bir kent olduğunu ben o statta öğrendim. Başka şeyler de var tabi: giriş kuyruğuna kaynak atanlara, bedava maça girenlere, genzi yakan sucuk ekmek kokusu içinde gün görmemiş küfürler savuranlara tanıklık ettim o statta. Futbolun yanı sıra 23 nisanlardaki, 19 mayıslardaki gösteriler de ayrı bir tarihti elbette. Bir de son yıllarda stadyumun yanındaki boş alanda gerçekleştirilen mitingler…

Stadyum yıkıldı. Düşünüyorum yıkılan sadece stadyum mu diye. Benim biriktirdiğim küçücük, Mersin’in biriktirdiği kocaman anıları somutlayacak bir stadımız yok artık. Daha yeni, daha modern fakat daha soğuk, içinde anılarımızın olmadığı bir stadyum var. Şimdi o statta da anılar biriktireceğiz ve o stat da bir gün yıkılacak. Bu yıkıcı değişim rüzgârı içinde Mersin kendi kültürel kimliğini koruyabilecek mi?

“Nerede benim gençliğimdeki Mersin!” demek için henüz yaşım çok genç. Değişimin kaçınılmaz olduğunu da biliyorum fakat niyeyse içim burkuluyor. Keşke Tevfik Sırrı Gür’ün Mersin’in kent kimliğine katkısı düşünülseydi ve başka bir çözüm bulunsaydı.

Bir yerleşim yerini kent yapan şey oranın kültürüdür. Bu yüzden nüfus yoğunluğu bir kent için gereklidir fakat yeterli değildir. Büyük ve geniş yollar, yüksek binalar, alışveriş merkezleri de gereklidir fakat yine yeterli değildir. Bunlar eğer bir kültür oluşturmuyorsa, yaşayana bir birikim katmıyorsa anlamsızdır. Tevfik Sırrı Gür Stadyumu bu kentin karakteri, kültürel belleğiydi. Acılarımızı, sevinçlerimizi, anılarımızı, hayallerimizi, saklıyordu. Yıkıldı, yıkıldık.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet AKBAŞ 5 gün önce

Yunus
Tevfik Sırrı Gürcan eski Mersin Valisinin adı. O vali Mersin e bir Lise birde Stad kazandırmış. Mersin ilköğretmen okulunda okurken bizim futbol takımını Tevfik Sırrı Gür Lisesiyasi yenmişti. Nasıl da üzülmüştüm.
Tevfik Sırrı Gür Stadyumu anılarımızdı.
Yunus anılarımızı yaşattın. Teşekkürler

Avatar
Ali F. Bilir 5 gün önce

Yıkılan, yok edilen bir kültürel varlığın boşluğu ancak böyle anlatılabilir. Mersin’le, bu güzel kentin kültürel belleğiyle simgeleşen Tevfik Sırrı Gür Stadyumu’nun ardından söylenen bir ağıt gibi okudum, Yunus Emre Çekici’nin yazısını...

Avatar
ömer şahbaz 4 gün önce

Yıkılan geçmişimize yeni hayaller inşaa edeceğiz güzel günler yakın :)

Avatar
Mustafa bereket 4 gün önce

Boyun eymektense yok olmaya razıyım
Mersin boyun eymedi diye MİY mahalli lige düşürüldü , yetmedi Ocağı yerle bir edildi.
Yüce Atatürk ne dedi Mersinliler Mersin'e sahip çıkınız.

Avatar
Nurullah 3 gün önce

İnsanın iç dünyasında konumlanan kentin dıştan içe yok oluşunu en somut örneği ile yansıtmışsınız. Emeğinize sağlık. İçimizdeki Mersin'in bu yıkıma direnmesi dileğiyle...