Henüz iki sezon önce süper ligdeydik. Hatta tarihi bir başarıya imza atıp ligi 7. Sırada bitirmiştik Rıza Çalımbay ile.. Sonra teker birden dönüverdi ve büyük bir düşüş başladı.

Rıza Çalımbay’ın teknik direktörlüğü, ardından da Ali Kahramanlı’nın başkanlığı bırakması sonun başlangıcı oldu. Kahramanlı sportif açından belki de bu kente gelmiş en başarılı başkandı. Ama idari açıdan bıraktığı miras Mersin İdman Yurdu’nun sonunu hazırladı. Çünkü Kahramanlı kulüpte kendi sistemini kurmuştu . Kulübün mevcut ihtiyaçlarını döndürebilecek sermayeyi kendi ve çevresel kaynaklardan temin ediyor ve temlik ile geri dönüşümünü sağlıyordu. Çok sıkıştığı durumlarda kentin siyasi ve mülki idarecilerinin kapısını çalıyor, gerekli desteği bulamadığı dönemlerde ise istifa edeceğini söyleyerek kongre kararı alıyordu. Bu süreç kamuoyuna yansıdığında Kahramanlı’nın biraz daha işi kolaylaşıyor , dikkatler bu noktada toplanıyor ve gerekli desteği kısmen de olsa buluyordu.

Kahramanlı son döneminde yine bu strateji ile yola çıktı ama bu defa bu çıkışı bir blöf olarak değerlendirildi. Kentin mülki idarecileri, Kahramanlı’nın karşısında olan bazı yöneticilere kulak verince işin rengi değişti. Ve bir dönem kapandı.

Kahramanlı’dan sonra Senan İdin ismi ağırlık kazansa da ,kendi deyimiyle piyangodan çıkan isim Hüseyin Çalışkan oldu. Yeni başkan Mersin İdman Yurdu’na hiçbir yatırım yapmadı. Çünkü vereceğinin karşılığını alamayacağını daha başından biliyordu. Kulüp için yapacağı her harcamanın Mersin İdman Yurdu’na can vereceğinden ziyade eski başkanın temliğine gideceği düşüncesi Çalışkan’ı etkisiz eleman haline getirdi. Kısacası Çalışkan vaziyeti sağdan soldan temin ettiği paralarla idare etmeye çalışsa da çözüme katkı sağlamayarak, sorunun bir parçası oldu.

Sonrası malum..  Anlatmaya bile gerek yok… Ali Tekin ve akabinde Mahmut Karak..

Neden sonuç ilişkisinin,  sonuç kısmındakilerini konuşuyoruz biz aslında.. Nedenlerden uzaklaşıyoruz.. Çünkü buna ayıracak zamanı hiç olmadı Mersin İdman Yurdu’nun.. Durmadan birbirine gol atmaya çalışan başkanlar yerine pozisyon hazırlayan başkanlara ihtiyacı vardı bu kulübün. Palyatif çözümlere değil radikal adımlara ihtiyacı olduğu gibi.. Ama olmadı..

Şimdi yolun sonu göründü.

Kimse parmağını kımıldatmıyor. Taşın altına sokacak bir el de kalmadı. Suya yazı yazıyoruz, ama ne zamandır su bulanık.Dibi görünmüyor. Ve kimsede dibini görmediği suya dalmak istemiyor. Ve koskoca bir tarih yok olup gidiyor..

Ali Kahramanlı, Hüseyin Çalışkan, Ali Tekin ve Mahmut Karak…

Biri diğerini unutturabilir..Biri diğerinden daha kötü ya da daha iyi olabilir.. Biri az diğeri çok borçlandırmış olabilir. Biri şampiyon yapmış  biri küme düşürmüş de olabilir..

Ama hiçbir şey buna seyirci kalanların suçunu hafifletmeyecek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.