Akşamüzeri evin balkonunda oturuyorum. Birden karşı kaldırımda uzun uzadıya  yatan bir kişi dikkatimi çekti. Önce kimse yanına yanaşmadı. Daha sonra çevredeki insanlar su verip kendine getirmeye çalıştılar. Bu uğraş 3-5 dakika sürdü. Dayanamayıp 112’yi aradım. Karşımdaki ses kim olduğumu sorup, telefon numaramı isteyince  sinirlendim. Az sonra 112’den arayıp doktoru bağladılar.

Doktora, bildirimde bulanan duyarlı vatandaşın ifadesi alınırcasına  sorgulanmasını anlayamadığımı söyledim. Doktorun verdiği cevap karşısında hayrete düştüm.

Meğer 112’yi arayıp yanlış ihbarda bulunuluyormuş.

Böyle saçma bir yaklaşım olabilir mi?

112’ye yanlış ihbar verilir, 155 Polis imdada yanlış ihbar verilir, itfaiyeye yanlış ihbar verilir. Telekom  memurları işletilir. Durduk yerde eline telefonu alacaksın, sağa sola yanıltıcı ihbar vereceksin, ve bundan zevk alacaksın!. Bu nasıl bir anlayıştır, bunu yapan insan olabilir mi? Bunu yapan insanların sapkınlığı anlamakta inanın güçlük çekiyorum. Vatandaşın  canını malını korumak, sağlık hizmeti götürmek için geceli gündüzlü çalışan görevlilerin yanlış yere yönlendirilip, emeklerinin ziyan edilmesi savurganlık değil de nedir? O görevliler yanlış ihbarlarla uğraşırken hadi başka yerlerde daha büyük olaylar meydana gelirse!..

gerçekten ülkemizde yaşamın tün alanlarında büyük bir yozlaşma almış başını gidiyor. Hangi yana baksanız bir çirkinlik gözlerinizi tırmalıyor. Arabasının küllüğünü caddelere boşaltanlar, uluorta sokağa tükürenler, çöpünü balkondan aşağı atanlar mı dersiniz...

Ya toplu taşıma araçlarında  yaşanan çirkinliklere ne demeli!.. 

Sayıları gün geçtikçe azalan belediye otobüslerine ne zaman binsem inanın kan beynime sıçrıyor. Bize küçükken verilen “Büyüklere saygı, küçüklere sevgi” öğütleri buruk bir anı şimdi. Yürümekte  güçlük çeken insanlar otobüslerde ayakta beklerken, zop gibi delikanlılar ve kızlar  alay edercesine ayak ayak üstüne atıp oturuyorlar. Bunun adı da rahatlık oluyor!..

Hoş, “Devlet insanına sahip çıkıyor mu ki gençler büyüklere saygı göstersin” dediğiniz duyar gibiyim. Haklısınız. Emekli ve dar gelirlisini banka ve hastane kuyruklarında öldüren sistemin yetiştirdiği robotlardan, insancıl davranışlar beklemek elbette ham hayalden öte bir şey değildir.

Burada, devletin insan yetiştiren kurumları kadar bizlerde suçluyuz.

İsterseniz  önce kendimize bakalım:

Yetiştirdiğimiz çocukları karşımıza alıp;  büyüklere saygı göstermesini, küçüklere sevgiyle yaklaşmasını en son ne zaman öğütledik?

Öğretmenler öğrencilerini  bu konuda gerektiği gibi eğitiyor mu?

Ya da, günümüzde yaşamımızın vazgeçilmez birer öğesine dönüşen kitle iletişim araçlarında, insana saygı ve sevgi göstermeye özendirecek kaç program izlediniz?

Aslında, yakındığımız sonu yine kendimiz hazırladık. Yurt toprağına attığımız bencillik tohumlarının artık hasadı yapılıyor.

Eğer ayağımız suya ermezse, yarattığımız yozlaşma canavarı hepimiz yutacak.

İyisi mi, tez elden kolları gerek.

İşe, başkalarına zarar vermemeyi önce kendimiz ilke edinip, daha sonra çocuklarımıza, öğrencilerimize ve çevremize öğütleyerek başlayabiliriz.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.