Bir kadın bir adama içinde hiç söyleme isteği olmadan; ‘‘Tükeniyorum’’ diyordu.  Sen benim güneşimsin; her sabah yenilenmelisin, demişti şair.  ‘‘Sen benim güneşimsin. İçimde bir çocuk var, zihnimde bir güneş; bu yüzden hep gülmelisin. ’’

     Sevgi tükenen bir şey midir? Peki ya aşk? Aşk nedir? Aşk bir travma mıdır? Gerçek manada aşk var mıdır? İnsan nasıl, niye ve kime aşık olur? Aşk sadece insana mı olur? Aşkı yazacak kadar donanımlı olmak için aşık olmak mı gerekir? İnsan aşık olup olmadığını nasıl bilebilir?  Her aşk bir gün biter mi?  ‘‘Ölüm Allahın emri, ayrılık olmasaydı. ’’ diyor Orhan Veli. Her başlangıç, bir son değil midir? Her son, yeni bir başlangıç mıdır? Peki ya ayrılık travması sonrası stres bozukluğu yaşayan biri ile konuşurken nasıl bir strateji belirlemeliyiz? Neden yarım kalmış aşklar zihnimizden bir türlü çıkmaz? Neden hep sınav sonlarında yapamadığımız soruları hatırlarız? Hiç taksit ödemeyenler, o son taksidi ödemenin verdiği rahatlığı ve mutluluğu bilir mi?  Yarım kalmış işleri tamamlamak yeni belediye başkanlarını sevindirir mi?  Dizi sonları çok önemli bir sahnede iken yarıda kesilip, bölümün DEVAM EDECEK yazısı ile bitmesi Zeigarnik etkisinden fayda sağlamak için olabilir mi?  Ya da büyük yazar Charles Dickens da Oliver Twist romanını tefrika halinde yayımlayarak,  benzer şekilde bu teknikten bilinçli olarak faydalanmış olabilir mi?

     Rus psikolog Bluma Wulfovna Zeigarnik, bir restoranda yemek yerken garsonların karmaşık siparişleri ve ödenmemiş hesapları daha kolay takip edebildiğini ancak ödenen yemekleri ve hesapları kolayca unuttuğunu fark etti. Zeigarnik, bitirilmemiş işlerin zihni meşgul etmeye devam ettiğini düşündü ve zihnin bu faaliyeti ile ilgili çeşitli deneyler gerçekleştirmeye başladı. İlk olarak çocuklarla gerçekleştirilen deneyde, çocuklara bulmaca ve aritmetik problemler verdi. Çocuklar bir kısmını tamamladıktan sonra bulmacalar ellerinden alındı. Zeigarnik, bir saat sonra çocukların hafızasını denedi ve çocukların yarım kalan bulmaca ve problemleri daha iyi hatırladıklarını gördü. Diğer deneyde ise yarım bıraktığı bazı işleri olan deneklere, bir roman okutularak romandaki tüm detayları anlatmaları istendi. Bunun sonucunda, deneklerin romana tam anlamıyla konsantre olamadıkları ve detayları yeteri kadar hatırlamadıkları görüldü. Bir başka denek grubundan da aynı şey istendi ancak bu kez deneklere, yarım bıraktıkları o işleri tamamlamak konusunda plan yapmaları için izin verildi. İşlerini tamamlama konusunda plan yapabilen bu denekler, okudukları romana dair detayları diğer denek grubuna göre daha iyi hatırladı. Benzeri bir çok deney sonucunda Zeigarnik, tamamlanmamış şeylerin hafızada farklı ve daha etkin bir şekilde depolanmasına neden olduğu ve gündelik hayatımızı baya meşgul ettiği sonucuna vardı.

     Başta Gestalt kuramcıları olmak üzere psikoloji alanında bir çok bilim insanı da bitirilmemiş işlerin zihni meşgul eden faliyetleri üzerinde durdu.  Bitirilmemiş işler genel olarak  kin, nefret, acı, terkedilmişlik, kırgınlık, öfke vb.  ifade edilmemiş duygularla alakalıdır. Bu duygular genel olarak tam anlamı ile farkına varılıp yaşanmamış ve dile getirilmemiş olduklarından günlük hayatta arka fonda kalırlar. Görmeyiz, hissetmeyiz, belki yok sayarız fakat onlar her zaman zihnimizde bir yerlerdedirler. Bu duygular bazen kişinin günlük hayattaki olağan ilişkilerinde, iletişimlerinde birdenbire öne çıkarak; fon halinde iken şekil haline gelebilirler. Bu durum da kişinin anı yaşamasını engeller.

     Peki ertelemeyi durdurmak, zihnimizin bitirilmemiş işlerle meşgul olmasını engellemek adına; Zeigarnik Etkisini kendi lehimize nasıl kullanabiliriz?  Öncelikle ilk adımı atmalıyız. Erteleme yaparak ilk adımı atamayız. İlk adımı attığımız zaman da pek ertelemeyiz. Çünkü bu garip paradoks der ki çok önceden yarım bıraktığın şeyler zihnini meşgul eder. Ancak bir şeyin zihnini meşgul etmemesi için onu çözmelisin ve bu çözüm de geriye dönüp ilk adım ile başlar. Şimdi ilk adım sonrası da o zaman o ilk adımın da zihnimizde bitirilmemiş iş olarak kalmaması için ne yapmalıyız? İlk adımı atarken zihnimizde planlar yapmalıyız ve stratejik aralar oluşturmalıyız. Çünkü yine aynı etkiden dolayı o işi bitirme isteğimiz olacaktır.  Bu bitirilmemiş işler öyle uzunca sürecek stratejiler de gerektirmeye bilir. Temelde tek bir felsefe vardır. Zihninizde bitirin ve atın. Atın! Çünkü neyi eksik yaparsanız tekrarlanır. Net olun! En azından zihninizde net olun. Zihninizde net olursanız çoğunlukla günlük hayatta iletişiminizde de net olursunuz. İlk adımı atın; bitirilmemiş işleri tamamlayın ve zihninizi meşgul eden şeyleri atın.  ATIN!

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.