Sevgili dostlar, tekrardan hepinize merhaba . Türkiye, zombiler tarafından istila halinde. Hatta ve hatta sadece Türkiye olsa iyi , Türk ekonomisi de zombiler tarafından istila edilmiş durumda.  Evet , doğru okudunuz ; zombiler ve hayır, henüz delirmedim.

Benim yazılarımı takip eden sadık okuyucu kitlem, önce sorunun kaynağından başladığımı bilirler. O yüzden bu geleneği bozmadan, önce zombi nedir onu inceleyerek işe başlıyoruz.

Amerikalı gazeteci William Seabrook , Haiti’de kaleme aldığı Kamış Tarlalarında Çalışan Ölüler kitabında ilk zombi tarifini yapar : “ Zombinin ruhu olmayan bir insan cesedi olduğunu söylerler. Hâlâ ölüdür ama mezardan çıkarılmış ve büyü aracılığıyla mekanik bir hayata kavuşmuştur. “ Haiti’den birkaç bin kilometre ötede yani Batı Afrika’da hâkim olan voodoo inancına göre ölü bir insan, büyücü tarafından diriltilebilir ve sonrasında kendi bilinci yerinde olmayacağından o büyücü tarafından kontrol edilebilir: Zombiler hareket edebilir, normal insanlar gibi yemek yiyebilir, duyup konuşabilirler ancak hafızaları yoktur ve içlerinde bulundukları şartları idrak edemezler.

İyi güzel de kardeşim, zombi şirket nasıl olur diye söylenmeye başladığınızı duyar gibiyim. Zombi şirket, herhangi bir şirket gibi bin bir emek ve elbette ki bir sermaye ile kurulur. Zaman içerisinde yanlış verilen kararlar, rekabetin değişmesi vs. gibi şirketin dışında gelişen olaylar sonucu fiilen iflas eder. Yani anlayacağınız ; buraya kadar normal bir şirketin başına gelebilecek serüvenleri yaşar bu zombi şirketler. İflas etmesine eder ama kâğıt üzerinde hayatına devam eder. Zaten zombi sıfatını da tam olarak bu noktada kazanır.

Zombi şirkete sahip işverenlerin önünde artık iki tane yol vardır. Ya iflası gerçekten kabul edip kepenk kapatmak , ya da devlet desteği almak.  Biz Türkler, kolay pes etmeyiz. Hemen devletimizden teşvikimizi ve/ya desteğimizi alırız. Alırız almasına da , zombi şirketimiz için destek yeterli olacak mı ? Biz bu devletin sıcak elini doğru kullanabilecek miyiz ? Devletin gücü zombi şirketi kurtarmaya yetersiz kalacak ise ; ve biz bunu bile bile bu desteği alıyorsak, gerçekten ihtiyacı olan bir şirketin hakkını da gasp etmiyor muyuz ?

Peki bu zombi şirketler , sadece Türkiye’de mi var ? Elbette hayır. Brüksel merkezli bir düşünce kuruluşu olan Breye, Mayıs 2019’da yayınladığı raporda bu tanıdık dostlardan şöyle bahsediyor : “ Devlet yardımları ile ayakta duran, fakat acil şekilde yapısal reforma ihtiyaç duyan şirketler var. ( Ne kadar tanıdık değil mi ? )  Bu şirketler, kriz sona erdikten sonra, AB ekonomisinin büyüme hızını engelleyecekler. “

Neyse ben çok gavurun zombisini sevmiyorum. Ne varsa bizim yerli ve milli zombilerimizde var diyor , devam ediyorum. Peki bizim zombi şirketlerimiz, devletten aldıkları bu destek ile ne yaptılar?  Yahu ne yapacaklar , sanayici ise kendisine yeni araba aldı. Perakendeci ise bir kısım ödemelerini yaptı, yoksa adamı öldüreceklerdi. Peki yetti mi ? Ne yetmesi canım. Olan gerçekten devletin bu sıcak kucağına ihtiyacı olan alın teriyle çalışan, hala bir şeyler üretmekte ısrar eden gerçek ihtiyaç sahiplerine oldu.

Ben demiyorum ki, bakın Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş diyor , bana inanmazsanız ona sorun : “ Öyle bir dönemdeyiz ki hem firmaların hayatını kurtarmalı hem de bu kurtarma bankalara büyük zarar vermemeli. Yani burada hassas dengeden bahsediyorum. Bir tarafta brüt, bir kâr marjı olmayan bir firma var, biz bunu ha babam taşıyoruz, bu zombi bir firmadır, ekonomiye zarar verir. Diğer tarafta ise gerçekten çalışan ama desteğe ihtiyacı olan firma var . Onu öldürmenin bir anlamı yok. İki ucu keskin kılıç yani. Hem elinden tutup firmaları aydınlığa çıkaracaksınız hem de mevcut kaynağı doğru kullanacaksınız .Ama kaynakları doğru kullanmak adına da ekonomik nedeni yoksa o firmayı illa yaşasın diye canlı tutmaya çalışmak; ekonomiye zarar verir. “

Zombi şirketler, sadece devlet desteğiyle mi Türkiye ekonomisini istila ediyorlar ? Elbette hayır! Mesela aldıkları bu destek ve teşviklerle devlete de zarar veriyorlar. Devlet, teşviki veya desteği doğru şirkete vermediği /veremediği için haksız bir rekabet oluşturmuş oluyor. Yani devlet, kendi ayağına sıkmış oluyor dolaylı bir şekilde. Hakkı olan desteği alamayan ama bu desteğe de çok ihtiyacı olan şirketlerimiz , haksız rekabete maruz kalıyorlar. Olan bir de ihtiyaç sahiplerine oluyor , adamı devletten soğutuyorlar !

Sevgili dostlar, o halde sözün özünü yazıp ; artık veda edelim.

Yeni şirket kuracaklara, şirketi hali hazırda düzgün ve yolunda gidenlere yani uzun lafın kısası hayatının herhangi bir evresinde ticaretin ufacık da olsa içinde olanlara bir ata sözümüz ile seslenelim:  “ Ayağını, yorganına göre uzat “

Hazır sözün özünü yazıyorken buradan zombi şirket sahibi arkadaşlardan da rica ediyorum: “ Çekin şu zombinizi, Türk ekonomisi biraz nefes alsın. “

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.