banner321

Türkiye cumhuriyet tarihi süresince komplolarla karşı karşıya kalmıştır.

19 Mayıs 1919 ‘da başlayan ulusal kurtuluş savaşı, dört yıl sürmüştür.

Dört yıllık ulusal kurtuluş savaşında düşman yalınız dış düşman değildi.

Dış düşmanlarla işbirliği yapan içeride de çok sayıda düşman vardı.

Saray ve çevresi, bazı din adamları, nedeyse tarikatların tamamına yakını, şeyhler, Şıhlar, mollalar, üfürükçüler, toprak ağalarının önemli bir kısmı. Ülke topraklarında yüzlerce yıl yaşayan azınlıklar fırsat kolluyorlardı. Dış askeri güçler ülkemizi açıktan işgale başlayınca hepsi her taraftan başkaldırıp, ulusal güçlere karşı tavır koydular.

 Emperyalizm ve onun iş birlikçisi güçler karşısında Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde birkaç silah arkadaşı ve yüz yıllardır, cahil, çağın gerisinde bırakılmış, yoksulluk içinde yaşam savaşı veren halk vardı. Atatürk ve silah arkadaşları Milli Kuvvetleri (Kuvayi Milliye) kurdu. Yoksul halk bu kuvvetlere çorap ördü, çarık dikti, kendi giymedi giyeceklerini bu küvete verdi. Gıda maddesi topladı, az yedi yiyeceklerini bu milli kuvvetlerle paylaştı.

Savaş sonucunda kazanılan zaferi, 24 Temmuz 1923 tarihinde bütün Dünya devletlerine onaylattı.  29 Ekim 1923 tarihinde de zamanın en demokratik yönetim biçimi olan cumhuriyet ilan edildi ve sıra orta çağın karanlıklarından kurtulmak için devrimlere geldi.

Saltanat yıkıldı, halifelik kaldırıldı kılık kıyafet, harf, hukuk devrimleri yapıldı.

Laiklik kabul edildi.

Eğitim ve öğretim birliği kabul edildi.

Kısaca çağdaş uygarlığa ulaşmak için bir hayli yol alındı.

Ülkemizde 63 il, 328 ilçe ve 39 bin 901 köy var. Bu köylerin yaklaşık iki bin kadarında okul var. Nüfusun yüzde seksen köylerde yaşıyordu, bu köylünün yüzde seksenden fazlası da topraksız. Okuma yazma oranı yüzde dört, bunların da çoğunluğu azınlıklardan.

Ülkenin duru böyle iken çağdaş devrimler başlatıldı, demir yolları yapıldı, yabancıların elinden bir kısmı satın alındı. Dikkatinizi çekerim, yabancıların elindeki özel demir yolları satın alınarak kamuya mal ediliyor.

Hızlı bir kalkınma yoluna gidilerek kısa zamanda onlarca fabrika yapıldı.

Topraksız köylüye toprak verilmesi için toprak reformuna gidildi fakat başarılı olunamadı. Zira tek parti dönemiydi ve partide çok sayıda toprak ağası yönetim kadrosunda bulunuyordu.

Örnek Aydın’da Adnan Menderes ailesinin, Menderes ovasında on üç bin dönüm toprağı vardı. Ama adam partinin, yani CHP’nin üst düzeyinde yöneticilik ve bir ara 1937 yılında Başbakanlık yaptı.

Eskişehir’de Sazak Ailesi vardı ki, ekilebilen arazinin üçte biri onların elindeydi. Anadolu’da ekilen toprakların nerdeyse yüzde sekseni feodal beylerin elindeydi. Bunların devlet yönetiminde, özellikle de Atatürk’ün ölümünden sonra önemli mevkilere geldiklerini, çok partili dönem geçtikten sonra siyasi parti kurarak iktidara geldiğini biliyoruz.

Çok partili döne geçtikten sonra oy uğruna devrimlerden verilen tavizlerin önü alınamadı.

Osmanlının yıkılmasında etkin olan tarikatlara verilen tavizler devrimleri neredeyse ortadan kaldırdı.

Günümüzde ülkemizde çoğu faal durumda iki yüzden fazla tarikat vardır ve bu tarikatlar devlet yönetiminde şimdi oldukça da etkilidirler.

Demokrat Partinin iktidara geldiği 14 Mayıs 1950 tarihinden sonra devrimlerden verilen tavizler sonucunda bu günlere kadar geldik.

Tarikatların dışında kurulan şeriatçı, laik cumhuriyet ve yenilik karşıtı çok sayıda örgütlerinde varlığını biliyoruz.

En son Ana muhalefet partisi CHP’nin Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ziyaret etmek için gittiği SADAT örgütü. Sözde bir güvenlik şirketi gibi anlatılıyor ama gerçekte açıklamalarına bakarsak çok farklı işlevler üstlendiği anlaşılıyor.

Açıklamalarına bakarsak sözde bir danışmanlık şirketi olan SADAT örgütünün asıl hedefi şunlar olduğu anlaşılıyor:

Türkiye Cumhuriyetinin adını değiştirip Asrika adında yeni bir İslam devleti kurulacakmış.

Mehdi gelecekmiş. Bunun için gerekli ortamı hazırlıyorlar.

Bayrak değişecekmiş.

Şeriat anayasası uygulanacakmış.

Resmi dil Arapça olacak, Türkçe ikinci dil olacakmış.

Laiklik kaldırılacakmış.

Asrika Devletinin başkenti İstanbul olacakmış.

Ülke eyaletlere bölünüp yönetim eyalet sistemine dönüştürülecekmiş.

Ve bu örgütü TSK’dan ayrılan emeli subay ve astsubaylar kuruyor.

Örgütün şimdi genel başkanı da bir süre partili Cumhurbaşkanının danışmanlığı yapıyor.

Emperyalizme yirminci yüz yılda ilk kurtuluş savaşı vererek kazanan, laik cumhuriyetin ordusundan ayrılan kişilerin kurduğu sözde danışmanlık şirketi neler yapacakmış.

Bu milleti siyasi çıkarlar uğruna çağın dışına çıkarıp, emperyalizme yem etmek kimsen haddi değildir ve olmamalıdır.

Bu istekler açıkça mevcut anayasayı ihlal değil midir?

Bu örgütün açıklamalarına dikkat edersek önümüzdeki seçimin güvenliği çok büyük tehlike altındadır. Muhalefet parti liderlerinden Sayın Meral Akşener örgütün eğitim kamplarının da olduğunu iddia ediyor.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramının yüz üçüncü yılını bu şartlarda kutladık.

Laik cumhuriyeti siyasallaşmış İslamcıların getirdiği durum işte böyle.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner291

banner323