Şans,  ilginç bir sözcük olarak belli ki tüm lisanlar da yerini bulmuş bir kelimedir.  Yazılışı ve telaffuzu farklı olsa da bütün insanlar bu sözcükle bir şekil de ilgilenirler.  Hatta dünya işlerinde şansa yer yoktur diye düşünen aşırı pozitivistler bile bir nedenle şansa yer verirler konuşmalarında.  Bunlardan birisi de şansa inanmadığını ifade etmek üzere şöyle bir şeyler yumurtlamıştı anımsadığım kadarı ile ; “ Şansa bir nedenle inanırım; zira sevmediğim birisinin başarısını başka nasıl izah edebilirdim!”.

Şans denen sihirli sözcük en çok lotaryacılıkla yaşamımıza girer.  Kısaca şans oyunları dediğimiz, ülkemizde de birçok türleri olan ve en fazla düzenleyen kişi veya kurumları kazandıran bazı oyun türleri hepimiz için olmasa da, küçümsenmeyecek bir grup için güncelliğini korumaktadır. 

AK-ŞAKA, çocukluktan gelen ve babasına öykünerek merak sardığı bazı şans oyunlarına meraklı bir Türk vatandaşı olmakla övünebilir.  Merhum babasının işlerinin bozulduğu günler de umut bağlayarak aldığı Tayyare Piyangosu biletlerini birçok defa kendisi çekmiştir.  Babasına bir amorti bile kazandıramamış olmasının ezikliği ile kendisi de ilk maaşını aldığı günden bugüne, adını Milli Piyango olarak değiştiren bu kuruma bir tür abone olmuştur desek abartmamış oluruz.  Belki de, Milli Piyango idaresinden intikam almak duygusunun esiri olmuştur demek olasıdır!   Sonuç ise halen fiyaskodur ve birkaç kere son rakamı tutturmak dışında bir başarı kazanamamıştır.  Ancak “ intikam ateşi “ halen sönmemiştir!

Gariban AK-ŞAKA’nın şans oyunu merakı sadece piyango bileti almakla sınırlı da değildir.  Her hafta en az birer tane Şans Topu, Süper Loto ve Sayısal Loto biletine sahip olamamış ise uykusu kaçar garibin!  Bu saygısına Milli Piyango İdaresi’nin ilgisiz kalmasını ise tek kelime ile izah edebilmek olasıdır; “ şanssızlık !”.

AK-ŞAKA, son günlerin yeni bir devlet hizmetinden de acaba yararlanıyor muyum diye kafasını yormaktadır.  Acaba bana da bu kez şans gülüyor olabilir mi diye meraklanmaktadır!

Sizleri fazla yormamak için konuya kısaca “ tele kulak “ şifresini vererek girebilirim.   Konu bu denli ayağa düşünce,  TİK Başkanı açıklama yapmak zorunda kalmıştı.  Sayın Başkan, izleme-dinleme yetkisi kapsamında, ülkemizin 900 kadar santralin de savcıların izni üzerine telefon dinlemeleri yapıldığını ifade buyurmuştu.  Gazeteciler ülkemizde dinlenen telefonların sayısı bir milyona yaklaştı derken, değerli kurum başkanı dinleme yapılan telefon sayısının sadece 200.000 civarında olduğunu söylemişti.   Dinlemeler santral üzerinden yapılırsa tutanaklara geçer denmekle beraber, aynı kurumun hukuk danışmanı olan yetkili, kurumdaki herhangi bir elemanın da “ canı çeker ve keyfi isterse (!)” dinleme yapabileceğinin teknik olarak olası olduğunu itiraf etmiştir.  Kaldı ki, şimdi de sayılarının birkaç bine vardığı söylenen ‘Ak-trol’ gruplarını da buraya eklemek gerekmektedir!

Şimdi beni bir merak sarmıştır, sizlerin de tahmin edeceğiniz gibi!   Bunca yıl güzel ve yalnız ülkemin şans oyunlarına fevkalade saygılı olmakla beraber bir biletinin numarasına bile ikramiye çıkmamış olan bendenizin, acaba telefon numarama izleme-dinleme piyangosu çıkmış mıdır diye meraklanıyorum!   Yoksa sayın yetkililer bendenizi izleme ve dinleme programına dahi değmez bir gariban olarak mı görmektedirler!  Yani, kem talihim bu kez de mi yüzüme gülmemektedir!

Gerçi umutluyum!  Zira telefonla konuşurken arada duyulan çıtırtı ve uğultular beni kısmen heyecanlandırıyor.  Allah’ıma Şükürler olsun, beni de adam yerine koyarak dinliyorlar diye kısa süreli olsa da gururla dolu dakikalar yaşıyorum.  T.C. vatandaşı olarak bilgi edinme yasası uyarınca acaba izleme-dinleme piyangosundan yararlanmakta olduğumu nasıl öğrenebilirim, bunu en kısa zaman da araştıracağım!

Bilgi edinme yasası beni dikkate almazsa, daha önce okuduğum bir yöntemi uygulamaktan kimse beni alıkoyamayacaktır.  Bu yöntemi, Sayın Güneri Cıvaoğlu bir yazısında, ilginç bir anı olarak aktarmıştı.  Şöyle; “ Güneri Bey, bir arkadaşı ile telefon konuşması yaparken arada çıtırtı ve uğultular duyulur.  Bunun üzerine arkadaşı telefonların dinlendiğini bildiğini söyleyerek tepkisini dile getirir ve “ Ulan, beni dinletenin de dinleyenin de …” diyerek ağır bir küfür sallar.  Bunun üzerine Güneri Bey, dinleyen kişinin kendisine verilen talimatı uygulamak zorunda olan bir görevli olduğunu ve bu kişilere küfür etmenin doğru olmadığını söylerken, iki kişi arasındaki konuşma hattında bir üçüncü kişinin sesi duyulur ; “ Güneri Bey doğru söylüyor be abim!”.

İşte benim uygulayacağım yöntemim de aynen bu olacaktır. Şimdi; “ Duydunuz zilin sesini “ diyerek prova yapmaya dahi başlamış bulunuyorum.   Ancak öncelikle 61 milyon TL ikramiyeli yılbaşı piyangosu için kendime bol şanslar dilemekle yetiniyorum!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.