banner165
banner176

Eşlerin birlikte yaşayacağı, müşterek hayatlarını birlikte idame ettirecekleri alan, aile konutudur.  Aile konutunun tanımı, her ne kadar iç hukuk mevzuatımızda yer almasa da, TMK 194. Madde gerekçesinde şu şekilde yapılmıştır:  “Aile konutu eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına buna göre yön verdiği, acı ve tatlı günleri içinde yaşadığı, anılarla dolu bir alandır”.  Bir konutun aile konutu niteliğini kazanması için, bunun mutlaka bir taşınmaz olması veya tapu kütüğüne kayıtlı olması da gerekli değildir. ,

            Aile konutu hukuken korunduğu için aile konutuyla ilgili işlemlerde ya eşlerin birlikte hareket etmesi gerekecek ya da tek taraflı yapılan işleme diğer eşin rızası gerekecektir.  TMK 193.madde de  “Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, … ” şeklinde bir istisna getirilerek, eşlerin hukuki işlem özgürlüğünün çeşitli yasal düzenlemelerle kısıtlanacağı belirtilmiştir. Söz konusu istisnai hükümler arasında TMK 194. maddesi de yer almıştır.

             Tapu kaydına işlenen aile konutu şerhi, kurucu değil  “açıklayıcı” şerh özelliği taşımaktadır, yani tapu kütüğüne şerh düşüldüğü için aile konutu olmuyor, aile konutu olduğu için şerh düşülüyor. Bu sebeple aile konutu şerhi düşülmemiş bile olsa, eşlerin müşterek hayatlarını idame ettirdikleri konut aile konutu olarak kabul edilecektir.

 TMK  193. maddesi ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte, TMK’nın 194. madde hükmü ile eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, aile birliğinin” korunması amacıyla sınırlandırılmıştır.  Aile Konutu üzerinde eşler için getirilen sınırlandırma TMK 194/1’de düzenlenmiştir: “EŞLERDEN BİRİ, DİĞER EŞİN AÇIK RIZASI BULUNMADIKÇA, AİLE KONUTU İLE İLGİLİ KİRA SÖZLEŞMESİNİ FESHEDEMEZ, AİLE KONUTUNU DEVREDEMEZ VEYA AİLE KONUTU ÜZERİNDEKİ HAKLARI SINIRLAYAMAZ. 

                        Bu nedenle aile konutuyla ilgili olarak eşlerin tek başlarına hukukî işlemleri yapması diğer eşin önemli yararlarını etkileyebileceğinden, bunun sonucu olarak 194. Madde aile konutuyla ilgili işlemlerde (kira sözleşmesinin feshini, bu konutun başkalarına devri ve buna benzer diğer tasarruflarda) diğer eşin rızasını aramıştır.

                                   “Şerh, işlemi karşı tarafın iyi niyetini kaldıran bir şerh değildir. TMK m. 194/3 madde ve fıkrasında, doğrudan doğruya kanundan doğan bir tasarruf yetkisi sınırlaması getirmiştir. Bu şerh bulunmasa dahi, diğer eşin rızası alınmadan yapılan hukuki işlem doğrudan kanundan doğduğu için geçersiz sayılır ve de karşı tarafın iyi niyetli olması dahi, bu işlemi geçerli hale getirmez.”

            Tapu kütüğünde şerh olsun olmasın, diğer eşin rızası olmadan hak sahibi eşle işlem yapan kişinin iyi niyeti işlemin geçersizliğini etkilemeyecek, bu kimse adına yapılan tescil yolsuz olacaktır. İşte bu noktada, yani hak sahibi eşle işlem yapan kimse adına yapılan ve fakat yolsuz olan tescil işleminden sonra, bu kimse ( işlem tarafı üçüncü kişi) ile işleme girişecek olan diğer üçüncü kişilerin TMK m.1023 korumasından yararlanmalarını engelleme noktasında TMK m.194 madde ve fıkrasında yer verilen şerh devreye girecektir. 

Kanun koyucu burada aile konutunun ailesi için önemini hiçe sayan bir kimsenin, aslında fiil ehliyetine müdahale etmektedir. TMK m.194 hükmü, hak sahibi olan eşi değil, evlilik birliğini korumak için getirilmiştir.

 Diğer eşin rızası olmadan aile konutu malik olan eşten devralan 3. kişinin iyi niyetinin korunmayacağı, bu kimsenin yapılan işlemle hak sahibi olmayacağı” İsviçre-Türk öğretisindeki hakim görüş olmakla birlikte,  Yargıtay HGK kararıyla, TMK m.194 hükmü ile aile konutu şerhi konulmuş olmasa da eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki fiil ehliyetlerinin sınırlandırılmıştır. Bu sebeple tapuya aile konutu şerhi verilmese bile o konut aile konutu özelliğini taşır.

            Tüm bunlardan hareketle aile konutunun maliki olan eş aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde tasarrufta bulunamaz, böyle bir tasarruf ancak diğer eşin açık rızası alınarak yapılabilir. Bu rıza için TMK m.194’te bir geçerlilik şekli öngörülmese de “AÇIK” olarak verilmesi gerektiği öngörülmüştür.

Mevcut durum itibariyle, gerekli rızanın alınmaması halinde, yapılan işlem noksandır. Devir işlemi diğer eşin açık rızası olmaksızın gerçekleştiğine göre işlem geçersizdir. Bu halde TMK m.194 hükmüne dayanılarak açılacak dava hükümsüzlüğün tespiti ile tapu iptal ve tescil davasıdır. Rızası alınmayan eş tarafından Aile Mahkemelerinde ayni nitelikli bir dava olarak açılabilecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.