banner214

Hemen hepimizin benzer sorunudur apartman ve sitelerin olağan genel kurul çalışmaları ve rutin formalite toplantıları.   Çoklukla ocak ayının ortasında yapılırlar.  İlk toplantı günü genellikle yeterli katılım sağlanamadığı için, çağrının yapıldığı gibi ikinci toplantı günü çoğunluk aranmadan gerçekleştirilir bu toplantılar.

Aslında sorunlar benzerdir. Alınan ve bir kısmına bütçe yetersizliği nedeni ile gerçekleşme şansı tanınamayan kararlar gırla gider dilek ve temenniler bölümünde.  Neler istenmez ki, çoklukla insan gibi yaşamak özlemli bu talepler cazip olmaya caziptir ve güzeldirler, ancak konu kat maliklerinin yıllık aidata ek olarak bir miktar daha ödeme yapmasına dayanınca kadük kalır toplantının hararetli tartışmaları.

Hele apartman sakinleri arasında hukukçu olmayı bırakın; kendisini hak, hukuk ve adalet savunucusu sayan hukuklular da varsa, yandı gülüm keten helva!   Usul hakkında yapılan itirazlarla apartman veya site komşulukları zedelenmeye başlar.   Korkarım böyle geldi ve böyle gidecektir bu toplantılar.

Bu yıl bizde gene aynısı yaşandı.   Apartmanımızın duayeni ve hukukçu kökenli komşumuz bir mazereti nedeni ile toplantımıza katılamamıştı.  Yolculuktan dönünce de ayağının tozu ile toplantıda alınan kararların yazılı olduğu tutanağı eleştirmeye başladı.  Bendeniz ise sözde toplantının divan başkanı olarak tutanakta imzası bulunan gariban kat maliki olduğumdan, itirazları bizzat bana yönelikti.   Gerçi beni kırmak niyetinde değildi ama öyle davranması gerekiyor inancı ile beni hedef almıştı.   Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla tiyatrosunu oynuyorduk anlayacağınız.

Sonunda da dayanamayıp hukukçu ağabeyimizi can evinden vurmak zorunda kaldım;  ‘Anayasa Mahkemesi’nin kararını yok sayabilen ağır ceza mahkemeleri varken, bana hukuktan bahsetme, maalesef ülkemizde hukuk gukuk olmuş iken minicik sitenin toplantısındaki bu istenmeyen yanlışlıklar olsa ne olur, olmazsa ne olur!’ demek zorunda kaldım.

Ağabeyim hukukçudur ya, kızardı ve bozardı; muhtemelen içinden hukuk düzenimizi guguk haline dönüştüren meslektaşlarını aklından geçirerek kendince bazı istenmeyen şeyler geveledi sessizce!

Ben de bir vatandaş olarak böyle bir mazerette bulunmamın doğru olmadığına inanarak utandım kendimce.   Sonra kendime ben de bir mazeret uydurdum; keşke değerli ağır ceza yargıçları ülkemiz hukukunu guguk haline dönüştüren bu anlaşılmaz hataya düşmeselerdi de, benim gibi sıradan vatandaşların ülke hukukuna duyduğumuz saygımızı zedelemek fırsatını bizlere vermeselerdi! 

***

Aklımdan geçenler arasında geçen haftanın bir başka tartışması da yerini buluverdi birden. 

Bildiğiniz gibi CHP’nin İstanbul İl Başkanlığı bir kadın partili tarafından temsil edilecektir.  Yapılan seçimin sonuçları bunu emrediyor.  Kişisel olarak sevindim; çünkü partilerin sözüm ona Kadınlar Kolu temsilciliği yerine, sanırım ilk kez bir partili kadın, yönetimin kontenjan tanıması yalancılığına sığınmadan aktif olarak seçime girdi ve kazandı.  Kendisini kutluyorum.

Ne var ki, henüz seçim akşamı başlayan bir tartışma yayıldı ortama.  Sayın Dr. Canan Kaftancıoğlu, dört beş yıl kadar önce attığı bir tweet mesajı ile “Mustafa Kemal’in askerleri değil, yoldaşlarıyız!” , demiş.  Vay sen misin askerleri değil de, yoldaşları diyen!

Dr. Canan Hanım ise ben askerleri kelimesini biraz militarist bir yaklaşım kabul ettiğim için yoldaşları sözcüğünü tercih ettim diyor.   Yani, Mustafa Kemal’in izindeyim anlamı ile.   Kanımca saygı duyulabilecek bir yaklaşımdır.   Ama bizim siyasetçilerimiz laf sokma, laf bindirme ustaları olduklarından bu yaklaşımı hiciv edebiyatına sokuverdiler!

AK-ŞAKA olarak Sayın Kaftancıoğlu’nun yorumuna inanıyor ve katılıyorum, üstelik aynen ben de ilan ediyorum ki, “Ben, Mustafa Kemal’in askeriyim ve izinden giden yoldaşıyım.   Üstelik  (rahmetli Turgut Özakman’ın vurgusu ile de) benim askerliğim bedelli askerlik değildir ve terhis olmayı da asla düşünmüyorum!”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255

restbet