banner214

           

            “Misyonerler geldiklerinde ellerinde İncilleri vardı, bizim de topraklarımız… Gözlerimizi kapatmamızı istediler… Açtığımızda bizim ellerimizde İncil vardı, topraklarımızsa onların olmuştu…”

            Sözcükler tam olmasa da anlatılanlar bunlardı…(Afrika’da)

            “Din, sermayesi olmayan en kazançlı ticarettir…” de denilir…

            Günümüzde “Ticaret” biçimleri oldukça değişti. Sözüm ona;

            Beyin ihracı,

            Demokrasi ihracı,

            Devrim ihracı…

            Elbette bu ihraçları yapabilmek için de ALT YAPI!

            “Fiili müdahale ile ele geçirilemeyen bir kitleyi ya da devleti PROPAGANDA, CASUSLUK, SABOTAJ (Suikastları de biz ekleyelim) ya da terör yoluyla manevi etkiye maruz bırakmak suretiyle müdahaleye uygun hale getirmek ya da fiili savaş esnasında savaşı daha kolay kazanmak için yapılan her türlü manevi yıkıcı çalışmadır”

            Bu alt yapının adı ise: BEŞİNCİ KOL olarak geçmektedir.

            Renkli devrimler vardı bir dönem. ABD’nin beşinci kol faaliyetleri ile İKTİDAR yapmak istediklerini iç kargaşa çıkartarak iktidara getirme çabası…

            Afganistan, Irak, Libya ve bir türlü tavına getiremedikleri Suriye…

            Çok şirin görünür BEŞİNCİ KOL faaliyetleri;

            Okullar kurulur, eğitimciler gönderilir, tüm gereksinimler en ince ayrıntısına kadar planlanır ve uygulamaya geçilir,

            Günümüzde basın-yayın kuruluşları birinci dereceden propaganda araçlarıdır,

            Kulağa hoş gelen söylemlerle kurulan dernekler, en çok katkı sunan araçlardandır,

            “Din” ve “Etnik” farklılıklar çok iyi kullanılır…

            Lozan Antlaşması imzalandığında “Siz şimdi topraklarınızı kazandınız… Ama bir gün paraya ihtiyacınız olacak… O da bizde var… Bize muhtaç olacaksınız…” diyen kimdi? Lord Curzon olabilir mi?

            Şimdi yabancılardan PARA dilenmek,

            “Demokrasi” talep etmek,

            “Biz iktidar değişikliği yapamıyoruz siz bize yardım edin…” demek, parasal desteklerle ülke içinde ALGI operasyonları yaratmak, açıkça MANDA ya da HİMAYE dilenmek Atatürkçülüğün neresinde vardır? Bağımsızlığın neresinde vardır? Ulusalcı olmanın neyiyle bağdaşır? “Manda ve himaye kabul edilemez” diyen kongre bildirgesinin (Sivas) hangi satırına uyar?  “Milletin istiklâlini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” Kararına (Amasya Bildirgesi) uyar mı? ABD ya da İngiliz mandacılığını yarıştıran Kurtuluş Savaşı öncesinden ne farkı kalır?

            “Parayı veren düdüğü çalar” sözünü anımsamamız gerekiyor sanırım ve “Kimin ekmeğini yiyorsan onun kılıcını sallarsın” sözünü de.

            ABD’nin ya da AB’nin derdi;

            Bizim bağımsızlıkçı, ulusal bir devletle, demokratik yaşam biçimiyle, Kurucu önderimiz Atatürkçü düşünceleriyle sonsuza kadar var olmamız değildir!

            *Sevr’in intikamını almaktır,

            *O gün el koyamadıkları zenginliklerimize el koymaktır,

            *Yapabilirlerse Ortadoğu’nun “Ucuz askeri” yapabilmektir…

            ÇOK DİKKATLİ OLALIM!

            Sosyolog, psikolog, toplum bilimcileri de kullanarak yaratılan algı operasyonlarına KARŞI ELBETTE!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255

restbet