banner214

Hayaller…
Çocukluk hayallerinizi hatırlar mısınız?
‘Büyüyünce ne olacaksın?’ sorusuna verdiğiniz ilk cevap neydi?
Peki şimdi hayalleriniz değişti mi?
Her insan hayaller kurar. Hayaller insanların gelecek yaşantılarına yön verir. Kimi hayaller gerçek olur;
kimileri ise hüsranla son bulur. Hayallerinin izinden gidenler ise başarılı olurlar.
Çocukluk hayalleri en saf olanlarıdır. Doktor, mühendis, öğretmen, itfaiyeci, …
Bu hayaller kurulurken hep en iyisi olmak hedeflenir. En çok doyum sağlanacak olan seçilir. Kimi
zaman anne kimi zaman da baba olunur. En güçlü, en şefkatli, en dürüst, en kahraman…
İnsanlar yaş aldıkça, hayalleri de masumiyetini kaybetmeye başlar… En çok doyum sağlanan meslekler
değil en çok para kazandıran meslekler tercih edilmeye başlanır. En doğru olan değil de en fayda
sağlanacak olan göz önünde bulundurulur. İşini en iyi yapan olmaktansa, en çok para kazanan olma
peşinde koşulur. Bazen de insanın gözünü hırs kaplar ve iyi insan iyi yurttaş olmaktan bile
vazgeçebilir. Bireysel çıkarlar peşinden koşulur. Normalmiş gibi gösterilmeye çalışan bu durumlar
aslında toplumsal yozlaşmanın belirtileridir.
İnsanların kolay yalan söyleyebilmeleri, en yakınlarını bile kandırabilmeleri, haksızlık karşısında üç
maymunu oynamaları, haksız kazancı hak gibi görmeleri, kul hakkını tek lokmada yemeleri, çalmaları,
çırpmaları, devlet malına göz dikmeleri, eşini dostunu dolandırmaları, rüşvet almaları… daha birçok
sayabileceğimiz olumsuz davranışların kaynağı bireysel çıkarlara ve sonsuz kazanma hırsına
dayanmaktadır. Bu davranışlara sahip insanlar için hiçbir değer yoktur. Sevgi, saygı, hatır, gönül, vefa,
doğruluk, şeref, haysiyet, vb kavramlar rafa kaldırılmıştır. Başkalarının alın terine rahatlıkla göz
koyabilen bu insanların tek hedefi çalışmadan, üretmeden, kolay yoldan kazanmaktır. Toplumda bu
tarz insanların gün geçtikçe artmasını şaşkınlıkla görüyoruz. Bu insanların sayısı arttıkça toplumun
değerlerinde de çözülmeler yaşıyoruz. Bu çözülmüşlüğün günlük yaşantımıza etki eder hale geldiğini
görmek çok üzücüdür.
İnsanlar yaşamlarını sürdürebilmek ve isteklerini karşılayabilmek için alın teri dökerler. Kimileri
tarlada çalışır, kimileri bir hastaya şifa olur. Bazıları inşaatta rızkını arar bazıları da mahkemelerde
hakkı sahibine teslim etmek için ter döker. Esnafı doğrulukla, terzisi becerisi ile kazanır. Ne mutlu
onlara ki hakları ile emekleri ile kazanırlar. Çoğu emeğinin karşılığını hak ettiği ölçüde alamamaktadır
ancak yine de üretmeye devam ederler. Çünkü üreterek ve emek harcayarak kazanmanın hazzını
bilmektedirler.
Devletimizi yönetenlerinde emekçilerin ve üretenlerin değerini bilmesi ve onları desteklemesi
önemlidir. Maalesef ki yetersiz desteklemeler üretimi durdurmakta, emekçinin hakkını
sömürmektedir. Bu durum emekçiye ve üreticiye darbe vururken; kolay para kazanma hırsında
olanlara da fırsatlar vermektedir. Eğitimli insanlarımızda emeklerinin karşılığını alamadıkları için kolay
yoldan kazanma yollarına yönelebilmektedir.
Son günlerde insanların emeğini ve birikimlerini sömüren birçok yapının olduğu gün yüzüne çıkmıştır.
İnsanlara çalışmadan, üretmeden, kolay yoldan zenginlik hayalleri sunan yapılanmaların yarattığı
mağduriyetlere gün geçtikçe yenileri eklenmektedir. Çalışmadan, üretmeden sadece paradan para
kazanma sistemine dayalı bu yapılarda parasını 10’a katlamayı umut eden insanların hayalleri boşa
çıkabilmektedir. Gençlerin çalışarak ve üreterek kazanma heveslerini kırmakta, hayallerini para ile
sınırlandırmaktadır. Dijital ortamda hizmet veren bu şirketlerin ekranları bir anda kararabilmektedir.
Günümüzde dijitalleşen dolandırma işleminin, geçmişte de saf insanları kandırmak için bireysel olarak
yapıldığını duymuşsunuzdur.
Sülün Osman adını hiç duydunuz mu?
Geçmiş yıllarda İstanbul’da tramvay, köprü, vapur, meydan saati gibi kamu mallarını saf insanlara
satan bir dolandırıcıdır kendisi. Sülün Osman birçok dolandırma hadisesinden sonra ceza evine girer.
Ceza evinde diğer mahkumlara ‘Alın Teri ile Yaşamak’ adlı konferans bile verir. Ceza evinde de
insanların duygularını sömürür. Daha sonra verdiği bir röportajda şu ifadeleri kullanır: ‘Ben insanları
dolandırmıyorum, insanlar benim etrafımda dolanıyor…’ Sülün Osman’ın bu sözü aslında bir ders
niteliğindedir. Yani ava giden avlanır!

İnsanların alın teri ile kazandıkları paraları yatırımla değerlendirmeleri akılcı bir durumdur. Yani
üreterek, çalışarak elde edilen bir kazancın değerlendirilmesi doğru bir iştir. Ancak çalışmadan,
üretmeden; eline geçen tüm parasını emin olmadığı yapılara teslim edenler için aynı şeyi söylemek
mümkün değildir. Bunun adı fırsatçılıktır. Yani ava çıkmaktır!
Unutulmamalıdır ki: ‘Bedava peynir, yalnızca fare kapanında vardır.’
Toplumların gelişimi değer verilen alanlarla ilişkilidir. Bilime değer verirsen bilim büyür, doğruluğa
değer verirsen dürüstlük büyür, eğitime önem verirsen toplumsal gelişim artar, üretime önem
verirsen ülke kalkınır ve toplumsal refah artar, sanata değer verirsen estetik artar… İyi örnekleri
çoğaltmak mümkündür. Toplum olarak neye yatırım yaparsak onun karşılığını buluruz.
Toplumsal gelişimin anahtarı olan kavramları küçük yaşlarda çocuklarımızın kişiliklerine
yerleştirmemiz gerekmektedir. Toplum çıkarlarını bireysel çıkarlarından üstün tutan, çalışan, üreten,
insanlara saygılı ve dürüst bir nesil yetiştirebilmek için bu kavramların çocuklarımız tarafından
içselleştirilmesi sağlanmalıdır. Bu da gösteriyor ki, çocuklarımızın gelişiminde aile eğitiminin ve okul
eğitiminin önemi oldukça fazladır.
Son olarak sizlere şu sözleri hatırlatmak isterim:
"Çalışmadan, öğrenmeden(üretmeden), yorulmadan rahat yaşamanın yollarını alışkanlık haline
getirmiş milletler; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istikballerini
kaybetmeye mahkûmdurlar." (Mustafa Kemal ATATÜRK)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner216

banner211