banner214

Bahar aylarında intihar oranları neden bu kadar fazla? Birtakım tayin işleri için veya devletle alakalı en basit işlem için neden torpil gerekiyor? Yani belediyedeki basit bir işlem için bile adamın olmazsa haftalar süren adamın olursa 10 dakikada biten işlemlerin olduğu, tanıdık olayının artık gündelik bir şey haline geldiği bir toplum haline nasıl geldik? Neden her yerde soyut somut bir hiyerarşi var? İnsanlar iyi konumdaki insanlarla arasının iyi olduğunu, yakınları olduğunu sürekli belirtmesi, tanıdığı iyi konumdaki insanları övmesi özdeşleşme savunma mekanizmasına örnek olabilir mi? Bir insana gereğinden fazla sevgi ve ilgi göstermek olumsuz geri dönüt sağlar mı? Yani her şeyin çözümü sevgi iken, fazla sevgi zararlı olabilir mi? İnsanların alışık olduğu, yani bizim çocukluk şemaları dediğimiz durumlar sevgisizlik, ilgisizlik, terkedilme veyahut benzeri olumsuz yaşam örüntüleri olabilir mi? Bir kadın sürekli ilgisiz birileri ile sevgili oluyorsa ve ilgisizlikten şikâyet ediyorsa, ilgi gördüğünde de değersizleştiriyorsa ve biri o kadından hoşlanıyorsa; onu etkileyebilmek adına ilgili mi davranması gerekir yoksa ilgisiz mi?

İnsanlar karanlığa alışıp, karanlıkla büyüyüp ve karanlıktan şikâyet ediyorsa; onun için odadaki kapının deliğinden gelen son ışığı da kapatan mı iyidir, yoksa karanlığı aydınlatmak adına bir mum yakan mı? Siz hiç karanlığı aydınlatmaya çalışırken elinizdeki mum söndürülünce karşınızdakinin karanlığına ortak olmak zorunda kaldınız mı?

"Dostoyevski bir toplantıda yüksek sesle okuduğu bir şiir nedeniyle Çar tarafından Sibirya’da hapse mahkûm edilir. Hapis cezasını bitirdikten sonra anılarını kaleme aldığı “Ölüler Evinden Anılar” adlı kitabı yazar. Kitapta, hapishanedeki hayatından önce insanları tanıdığını sandığını ama yanıldığını burada anladığını belirtir. Yazar, “kara halk” olarak tanımladığı bu kitleyle karşılaştıktan sonra insanları çözümlemeye ve kendi iç dünyasının derinliklerine inmeye başlar.

Dostoyevski hapishanedeki bir köpeğin yanından geçen her mahkûm tarafından tekmelendiğini gözlemler. Köpek mahkûmlardan kaçmadığı gibi yanına bir mahkûm yaklaştığında eğilerek tekmelenme pozisyonu almaktadır. Dostoyevski bir gün köpeğin yanına yaklaşıp başını okşar. Köpek şaşkın şaşkın ona bakarak hızla yanından uzaklaşır ve acı acı havlamaya başlar. O günden sonra köpek Dostoyevski’yi her gördüğünde ondan kaçar.

Ruhu köleleştirilmiş bu köpek bir sevgi açıdır. Bu durum insanlar için de geçerlidir. Hayatları boyunca haksızlığa ve kötü davranışlara uğramış sevgi açları iyi bir davranışla karşılaştıklarında nasıl davranacaklarını bilemezler. Bazen kötü davrandığınız insanlar size tapar, bazense iyi davrandıklarınız sizden nefret eder. Böyle insanların gözünde onları aşağılamanız onlar için bir beklentidir. Sizi gözlerinde yüceltirler. Eşit ve iyi davrandığınızda ise onların gözündeki değeriniz birdenbire düşer.

. Bu durum bize her zaman kötülük görenin sevgiyi gördüğünde ona uyum sağlamakta zorlanacağını hatta oradan kaçacağını gösterir. Herkesin huzursuz ve şikâyetçi olduğu günümüzün belki de en büyük sorunu budur:

Sevgisizlik ve kötülüğü hak görme.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner227

banner233

banner255

banner231