banner165

Ülkemiz topraklarının Ege’nin doğusunda kalan bölümünün Anadolu olarak adlandırıldığını herkes biliyor. Bunda bir sorun yok. Benim asıl sorun ettiğim şey, “Anadolu çocuğu” kullanımıyla ilgili… Yani biri bana tam bir Anadolu çocuğu olduğumu söylediğinde kendimi esmer, çatık kaşlı, pala bıyıklı, babayiğit, oturunca bir tek koçu tek başına yiyebilir birisiymiş gibi mi hissetmeliyim? Aynaya baktığımda öyle biri olmadığımı açıkça görebiliyorum. O zaman bu ayrıştırıcı yakıştırma nereden kaynaklanıyor olabilir ki?

Konuyu biçimlendirmeye çalışırken Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Yaban adlı romanını anımsadım.

Yakup Kadri, Yaban romanında Anadolu insanının ülkesindeki gelişmelerden habersiz olduğundan yakınmıyor muydu? Osmanlı yönetici ve aydınlarının bir türlü el uzatmayı akıl etmediği Anadolu insanından… Ülke paylaşılmış, düşman kapıya dayanmış, ama adamlarda zerre kadar ulusal bilinç yok demeye getiriyordu Yakup Kadri. Osmanlı Anadolu halkından askerini almış, vergisini toplamış, bir daha dönüp bakmamış geriye. Üstelik aşağılamış halkı…

Demek ki Osmanlı döneminde Anadolu çocukları denilince:

Açlık ve yoksulluğa mahkûm olmuş insanlar,

Yemen’e gidip dönmeyenler,

Sarıkamış’ta donarak ölen askerler,

Bunca şehide karşın sesi soluğu çıkmayan, yalnızca “Vatan sağ olsun” demekle yetinen saf inançlı insanlar gelmeliydi akla.

Osmanlı Anadolu insanına nasıl bakmış olursa olsun,  talan edilmiş bir ülkeyi bu tür ayrıştırmalardan uzak tutup halkı birleştirmeyi ancak özel çıkarlar gözetmeden, aklını ve bilgisini ulusunun çıkarlarına yönlendirebilecek nitelikte liderler başarabilirdi.

İşte böyle bir önderlikle “Anadolu çocuğu” söylemi eski anlamından sıyrılıp yeni bir kimliğe bürünüyor. Ulusal Kurtuluş Savaşı, hiçbir yapay ayrıma fırsat verilmeden kadınıyla erkeğiyle, yaşlısıyla genciyle emperyalist paylaşıma karşı toplu bir karşı çıkışa dönüşüyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğindeki bu topyekûn direniş, 30 Ağustos’ta ulusumuzu zafere ulaştırıyor.

30 Ağustos zaferi, doğru bir önderlik olduğunda Türk halkının birlikte neleri başarabileceğinin en açık kanıtı olmuştur. Ayrıştırmak yerine, halkımıza bugün de doğruları anlatarak önüne hep birlikte sevinebileceği başarılar koymak gerekir. Başarısız politikalarla halkı oyalamanın; insanlara iş ve aş vermek yerine, onları ayrıştırarak karamsarlığa sürüklemenin kimseye bir yarar getirmeyeceği bellidir. Artık Anadolu çocuğu gibi yakıştırmaların, yapay ayrıştırmaların bir anlamı kalmamıştır.

30 Ağustos zaferi, emperyalistlere karşı bir ulus olarak direnişin zaferidir. Yurttaşlarımıza kutlu olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet Akbaş 7 ay önce

30 Ağustos Zafer Bayramı 19 Mayıs 1919 Samsun’da başlatılan ya İstiklal ya ölüm iradesinin uykuya dönüşmüş halidir. Bağımsız olduğumuz sürece kutlanmalıdır. Kutlu olsun

Avatar
Ali F. Bilir 7 ay önce

Ülkemiz halkının aydınlanma, bilinçlenme eksikliğine tanı koyan çok güzel bir yazı. Okunmasını diliyor, yazar Orhan Özdemir’e ve İmece Gazetesi’ne teşekkür ediyorum.