banner214

Bu cümleyi çoğumuz bir zamanlar kurmuş ve yaş alan çoğumuz da yeni zamanlarda çocuklarımızdan duymuşuzdur: ‘Ninem/ Dedem/ Annem/ Babam yine başladı.’

Başlanan şey geçmişin anlatılmasıdır çoğunlukla…

Ya ‘Biz senin yaşındayken…’ diye kurulan cümleyi takip eden bir konuşmadır bu.

Ki çocukluk ve gençliğimizde bizi en çok bunaltan şeylerden biri olagelmiştir.

Ya ‘Ben senin yerinde olsam…’ da hayat bulan öğütler bir birini kovalar; yarım kulak dinlediğimiz…

Ya da ‘Bir zamanlar…’ deyip anılarından söz edilir; dilersek içinden hakkımıza düşenleri alabileceğimiz...

Yaş almaya devam ettikçe ve ailemize yeni üyeler katıldıkça dinleyen olmaktan çıkmaya, anlatan kişiler arasına katılmaya başlarız.

Kendimizi benzer cümleler kurarken yakalarız; bir de bizi dinleyen çocukların, gençlerin huzursuzlukla kıpırdandığını…

Onun biz yaşlarında yaşadığı dünyanın, bizimkine göre ne kadar çok değiştiğinin farkında olanlar, bu cümleyi kurmaz olur bir süre sonra.

Bir de farklılaşan bunca şeyden sonra onun yerinde olamayacağımızı fark ettiğimiz de öğüt veren sıkıcı bir insan olmaktan uzaklaşırız; hele de hiç kimsenin başka birinin yerinde olamayacağını anladığımızda bu cümlenin yakınından bile geçmeyiz.

Anılarımıza gelince iş değişir.

Anılarımız sürekli anlatılmak ister ve biz buna karşı duramayız.

Üstelik biriktikçe anılarımızın ki yaşadığımız yılların da üst üste konulduğu anlamına gelir, baskısı daha da artar, paylaşmadan duramayız; çocuk, genç, akran, yaşlı demeden…

İnsanın önemli gereksinimlerinden biri değerli olmak, kendini değerli hissetmek olsa gerek…

İnsanı değerli kılan yaptıklarıyken, değerli hissettiren de yaptıklarına toplumun verdiği olumlu geri bildirimlerdir dersek yanılmış olmayız sanırım.

Geçmişte yapmış oldukları, şu anda yaptıkları ve gelecekte yapmayı istedikleri insan edimlerinin toplamını oluşturur.

Yaş aldıkça yapmış oldukları artmaya başlar, şu anda yaptıkları, hele de emekli olunca, azalır, gelecekle ilgili olanlar ise daha da…

Görüldüğü gibi toplamda değişme olmasa da bileşenler değişir, ağrılık geçmişe doğru kayar.

İnsanın şu anda yaptıkları, gelecekte yapacaklarına dair beklenti, düşünce, imkan ve zaman azaldıkça yük geçmişte yapılanların üzerine biner.

Geçmişi daha sık anarak, ürettiklerini, hayata kattıklarını anımsayarak kendini daha iyi hisseder; bunu başkalarıyla paylaşınca daha da iyi…

Geçmişten konuşmaya yetecek kadar yaşantı biriktiğinde, o, bugüne anlatılarak getirilir. Bu günde azalan yapılan şeylerin yerine geçer… Bazen geleceğe dair hayaller de bundan payını alır.

Geçmişten sık söz etmeye başladıysanız, yaş almada epey yol kat etmişsiniz demektir.

Ya da vazgeçmişsinizdir yeni bir şeyler yapmaktan, hayal kurmaktan…

Ne gelir elden!

Anıları anlatmaya devam ederken bugünü zenginleştirmek bir de hayalleri de buna katarak hayatın son zerresini de güzelleştirmek…

Gelebilir elden…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233