banner214

Dünyayı etkisi altına alan Covid 19 salgını yaşamımızı derinden etkiledi. Normallerimizi değiştiren yeni bir dönem başladı. İnsanlık için bir sınav haline gelen Covid 19 salgınıyla bir yandan yaşamayı öğrenirken diğer yandan da bilimin ürettiği aşılara umut bağlamaya devam ediyoruz. Umut bağlama dememin amacı, aşıların başarı durumu değil; aşılara ulaşma durumu olduğunu belirtmek isterim.

Aşılama çalışmalarının başladığı günden bu yana yeterli sayıda aşıya ulaşılamaması, yerli aşı çalışmalarının halen sonuçlanmamış olması ve aşıya ulaşmada öncelikli gruplar üzerinde bile henüz aşılama çalışmalarının sonuçlanamamış olması toplumsal kaygı düzeyimizi arttırmaktadır.

Bu süreçte aşılanmak için sabırsızlıkla bekleyen gruplardan biri de öğretmenlerdir. Özellikle yüz yüze eğitim öğretim faaliyetlerinin devam ettiği kademelerde görev yapan öğretmenlerin yüksek risk altında olduğu gerçektir. Küçük yaş grubu çocukların, belirti vermeden Covid 19 hastalığını taşıyıcı özelliğinden dolayı öğretmenler sınıflarında hastalık tehlikesi altında görevlerini yapmaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın okul binalarında her öğrenciye ve personele 4 metrekarelik alan ayrılarak planlama yapılması gerektiği tavsiyesinin mevcut okullarımızda uygulanmasının çok zor olduğu da gerçektir. Durum böyleyken öğretmenlerin aşı olmaktan başka güvenceleri kalmamıştır. Yüz yüze eğitimin başladığı günden bugüne kadar görevlerini eksiksiz yerine getiren öğretmenlerimizin aşı olmak için ne kadar süre bekleyecekleri de net değildir.

Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenirse devamı da yanlış olur. Eğitim kurumlarımızın yüz yüze eğitim faaliyetlerine geçtiği mart ayı öncesinde öğretmenlere aşı önceliği sağlanmış olsaydı, bugün bu tehlikeden bahsetmiyor olacaktık. Okulların yüz yüze eğitime devam edebilmesinin önünde de engeller oluşmamış olacaktı.

Son günlerde sıkça gündeme gelen futbolcuların aşı önceliğinde öğretmenlerin önüne geçmesi olayı da ülkemizde eğitim öğretim faaliyetlerine verilen önemin göstergesi niteliğindedir. Alınan bu karar öğretmenlerimizin kendilerini daha değersiz ve önemsiz hissetmelerine sebep olmaktadır. Ulu Önderimiz Atatürk’ün, ‘Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır’ sözünün önemini bugün daha iyi anlamaktayız.

Eğitime öğretime değer veren ve yatırım yapan ülkelerin kazanımları salgın döneminde de ortaya çıkmıştır. Yetiştirdikleri bilim insanları ile hastalığa çare üreten ülkeler, yaşam kaliteleri ile diğer ülkelere ders vermektedirler. Özellikle Almanya’da hastalığa çare olan aşıyı iki Türk vatandaşının bulması bizlerin kulaklarına küpe olmalıdır. Bilime verdikleri önem sayesinde nitelikli insanlara tüm imkanları sunan ülkeler gelişmişlik düzeylerini gün geçtikçe arttırmaktadırlar.

Ağaçlara yapılan ‘aşı’ çalışmasını bilir misiniz?

Bir çoğunuz duymamış olabilirsiniz. Köyde yetişmiş bir birey olarak ağaçlara yapılan aşının verimlilik için önemli olduğunu söyleyebilirim. Genellikle meyve ağacı türleri, tohumla üretildiklerinde yabanileşmeye doğru yönelmektedirler. Örneğin; bir portakalın çekirdeğini ektiğiniz zaman çıkan yeni fide portakal değil onun atası olan turunç bitkisi olmaktadır. Turunç bitkisini yeniden verimli hale getirmek için aşılama yoluyla çoğaltma işlemi yapılmaktadır.

Eğitim faaliyetlerini de bitkisel aşılama faaliyetlerine benzetebiliriz. Daha verimli daha donanımlı bireyler yetiştirebilmenin yolu bireylere eğitim, bilim ve ahlak aşısı yapmaktan geçmektedir. Bir ağacın gövdesinden yükselen her bir dalına farklı aşılar yapmak mümkündür. Siz isterseniz turunç ağacının bir dalında mandalina, bir dalında portakal, bir dalında da limon yetiştirebilirsiniz. Bu sizin ağaçtan ne istediğinizle ilişkilidir. Ancak ağacınızın karakterine uygun olmayan aşılar tutmaz. Örneğin; bir turunç ağacında kiraz aşısı tutmaz. Siz ağacınızı tanıyıp ona gereken yatırımları yaparsanız ağacınızda size istediğiniz meyveleri sunacaktır. Ancak ağacınızla ilgilenmezseniz ağacınızın da kurumaktan başka şansı kalmayacaktır.

Eğitim, bilim ve ahlakı da bir meyve ağacının dallarına benzetebiliriz. İnsanı ağacın gövdesine benzetirsek dallarına da bilim, eğitim ve ahlakı aşılamak mümkündür. İnsanın doğasına uygun olan bu aşılar, insanda ‘erdem’ meyveleri verecektir. Erdem meyvelerinin çoğalması vatan bahçemizi ‘erdemlerle’ besleyecektir. Erdemlerle beslenen toplumlarda ise dürüstlük, çalışkanlık, yiğitlik, ilim, irfan çoğalacaktır.

Topraklarında nice ‘erdemli’ meyveler yetiştiren Anadolu, tarihi boyunca bire bin vermiştir. Emekle ekilen her tohuma bereketle karşılık vermiştir. Anadolu topraklarında yaşamın anlamı ‘erdemli olmak’ tan geçmektedir. Günümüzde de Anadolu’da bereketi arttıracak en önemli unsur ‘erdemli olmak’ tan geçmektedir.

Erdemli, bilgili ve eğitimli insanlar sayesinde ülkemiz kendi ayakları üzerinde durabilecektir. Yaşanan salgın süresince dışa bağımlı olmadan kendi aşımızı üretmenin yolu da budur. Anadolu’nun değer verilince bire bin veren insanlarına eğitim, bilim ve ahlak yönünden yatırım yapılmalıdır. Beyin göçünün önüne geçilmelidir. Bunlarla beraber ülkemizin ana değerleri siyasi çıkarlar uğruna yıpratılmamalıdır. Anadolu’nun ana karakteri ve gücü olan bağımsızlık, demokrasi ve hukuk kavramlarına sıkı sıkıya sahip çıkılmalıdır.

Aşılama kavramı ile bireylere kazandırılması gereken ‘erdemli’ niteliklerin önemini bugün daha iyi anlıyoruz. Yaşadığımız bu zor süreçten ülke olarak ders çıkarabilmiş olabilmenin umudunu hep birlikte taşıyoruz.

Salgının yarattığı etkileri göz önünde bulundurarak ülkemizin geleceği olan çocuklarımızı yetiştiren öğretmenlere, en azında futbolculara verilen kadar değer verilmesinin gerektiğini düşünüyorum. Sizlere ülkemizin kurucusu Ulu Önderimiz Atatürk’ün sözlerini hatırlatmak istiyorum:

- "Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın (kültürün) müspet fikirlerini veriniz. İstikbalin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. Hür fikirler tatbik (uygulama) mevkiine konduğu vakit Türk milleti yükselecektir."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner227

banner233

banner231

banner232

banner228

banner239