banner165

Bütün renkler hızla kirlendi/ Birinciliği beyaza verdiler…”demiş, şair Özdemir Asaf; günün çirkinliklerine inat, bana göre geçmiş gerçekten daha güzeldi! Bir trafik ışığında, akan burnunu koluna silerek mendil satmaya çalışan çocuğu görünce yıllar önce yazdığım bir şiirin “Alıp koyuyorum özüme/ Elimdeki ekmeğe düşen kara çocuk gözünü/ Pabucum kayboluyor yolda/ Ölüyor anam İstanbul’da yokluğun kanserinden...” dizelerini mırıldanmaktan kendimi alamıyorum.

Şiiri 80’li yılarda yazmıştım. O dönemde anası ölen, babaları mahpus damlarına düşen ne kadar çok çocuk vardı...

O günden bugüne çocuklar adına iyiden güzelden yana değişen bir şey yoktur!

Aksine sokaklarda çalışmak zorunda kalan çocukların sayısı gün geçtikçe katlanıyor. Her köşe başında biri karşınıza çıkıp, bir şeyler satmak ya da hizmetinizi görmek için can atıyor. Hepi topu üç beş kuruş için. Sizi bilmem ama ben, yediğim ekmeğin, içtiğim suyun hiç mi hiç tadını almıyorum. Şimdi bazı dostlarım “Yine içimizi karartıyorsun!” diyerek sitem edecekler!

Ama ne yapayım geçmişle günümüz arasında yaptığım değerlendirmeler beni karamsar kılıyor. Ömrünün yaklaşık yarım asırlık süresini Mersin’de geçiren birisi olarak, inanın çok sıkıntı çektiğim 80’li yıları bile özlemle arıyorum. İsterseniz siz de belleğinizi şöyle bir yoklayın; Sokaklarımızda bu kadar çok çocuk var mıydı?

İşsizimiz bu kadar çok muydu?

Yaşam bu kadar pahalı mıydı?

Olumsuzluk öğeleri içeren benzeri sorulara vereceğiniz yanıtın  “Elbette hayır!” olacağına eminim. Çünkü Mersin-Adana yolu üzerinde adım başı bir fabrika inşaatına tanık olurduk. Bizi yazın yakan, kışın donduran estetikten yoksun beton blokların yerinde yeşil yeşil salınan narenciye bahçeleri vardı!

Ya şimdi?

Bırakın yeni fabrikalar açılmasını mevcut işyerlerinin kapısına da birer birer kilit vurulurken, Türkiye’nin narenciye ihtiyacını karşılayan güzelim bitki dokusu da maalesef fotoğraflarda kaldı. İlgili yerlerde çalışıp üretime katkıda bulunan onca insan işsizler ordusunun birer neferleri artık. Bu düşüncelerin sarmalında kıvranırken, bazı usta yazarların eserlerinde betimledikleri mutlu insan tiplemeleri birer çengel gibi takılıyor belleğime...

Âşık olan insanların yürekleri kıpır kıpır olup kırlara koşarlarmış!

Günümüzde çoğu insan ilişkileri gibi aşklar da yapaylaştı!

Bu düşüncelerin sarmalında kıvranırken, çağına karşı olan yükümlülüklerine yerine getirememenin ağır yükü altında dipsiz kuyulara çekildiğimi hissediyorum. Resmi veriletde bile işsizler milyonlarla anılıyor!

Ya umudunu çoktan yitirip iş aramayanlar!

Evet, yıllar var ki ülkemizde işler yolunda gitmemesi sonucu, ortağının gün geçtikçe çoğaldığı pasta küçüldükçe küçülüyor. Pastayı büyütmekle yükümlü olanlar ise, uyguladıkları politikalarla fakir fukaranın ekmeğini her gün biraz daha küçültüyorlar!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.