banner214

Kadını değersizleştiren ayrımcı söylem ve uygulamalar, toplumumuzun önemli sorunlarından biri. Ne yazık ki hemen her gün bu konuyla ilgili haberler duyuyoruz. Kültürel ve tarihsel bir nitelik taşıyan sorunun nasıl çözüleceği ise belirsizliğini koruyor.

Bu sorunu nasıl çözebiliriz? “Kadını aşağılayan ögeleri yasaklayalım, kadına şiddet içeren söylemleri silelim, atalım” yönünde bir görüş var. Bu görüşe göre olumsuz ögeler atılırsa kültür tertemiz olur ve kadına yönelik ayrımcılık biter. Ne dersiniz? Atalım mı? Atarak, silerek kültürel sorunları çözebilir miyiz? İsterseniz deneyelim.

“Erkek getirmeyi, kadın yetirmeyi bilmeli.”, “Kızını dövmeyen dizini döver.” gibi aşağılayıcı ve ayrımcı atasözlerini hemen yasaklayalım örneğin.

“Eksik etek, kız almak, kız vermek” gibi kadını değersizleştiren deyimlerimizi de sözlüklerden siliverelim.

Nasrettin Hoca da az değil. Karısını sürekli başka kadınlarla kıyaslayan o sevimli ihtiyarı da tarihin çöp sepetine atalım.

“Kırk yıl geçse yine kendi malımsın” diyerek kadını bir eşyaya indirgeyen Diyarbakır türküsünü de bir daha dinlemeyelim.

Bulaşık reklamlarında neden hep kadınlar oynuyor? Erkekler bulaşık yıkayamaz mı? Reklamları da yasaklayalım da rahat rahat televizyon izleyelim.

Ya “Evlenin, evlenin. Karınız iyi çıkarsa mutlu, kötü çıkarsa filozof olursunuz.” diyen Sokrates’i ne yapmalı? Bir de filozof olacak! İbretiâlem olsun diye onun da adını kitaplardan silelim de felsefe öğrencilerinin biraz yüzü gülsün.

“Kadın eksik bir erkektir.” diyen Aristoteles’i cezasız bırakacak değiliz. Onu da atalım, değil mi?

Kadına yönelik düşüncelerini burada ifade etmekten hicap duyacağım Schopenhauer ve Nietzsche’yi cezasız bırakacak değiliz elbette. Hemen onların da kitaplarını yasaklayalım.

Neden Yunan mitolojisinde en güçlü Tanrı erkek? Neden kadın değil? Ayrımcılık ta o zamandan başlıyor. Hemen mitolojiyi de siliverelim.

Kadınları “cadı” olarak kabul eden ve onları canlı canlı yakan Ortaçağ’ı da tarih kitaplarından siliverelim. Siliverelim de hemencecik Aydınlanma Çağı’na geçelim.

Bunlar bir çırpıda aklıma gelenler. Ben şimdiden yoruldum. Bu silip atmak ne zor, ne bitip tükenmez bir işmiş.

Gördüğünüz gibi bu konudaki külliyatımız oldukça geniş. Ne yazık ki hem bizim kültürümüzde hem de Batı kültüründe kadını aşağılayan o kadar çok şey var ki… Atıyoruz, siliyoruz, yasaklıyoruz ama bitiremiyoruz.

Şimdi ne dersiniz? Kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık içeren söylemlerin hepsini silmemiz mümkün mü? Mümkün olsa bile bu, sorunu çözer mi? Söz konusu ögelerin hepsini atsak sanırım geriye tarih, kültür diye hiçbir şey kalmayacak.

Kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık sorununun “toptancı” yaklaşımlarla, silmeyle, atmayla çözülmesi olanaklı değil. Çünkü bu sorunlar kültürün bir parçası. Kültür ise bir anda oluşmuyor, binlerce yıldır damla damla birikiyor. Binlerce yılın birikimini bir çırpıda silmek mümkün değil. Kitaplardan silinse bile bilinçaltından silinmesi zaman alacaktır. O yüzden bence çözümü kültürel gelişmede aramalıyız.

Öyleyse atmak yerine üzerine düşünmek, silmek yerine tartışmaya açmak, yasaklamak yerine olumluyu olumsuzdan ayıklamak, kadına yönelik ayrımcı dilin değişmesi için bir başlangıç olabilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198