banner214

Her yılın ocak ayı sonuna doğru gerek yazılı ve gerekse görüntülü medya gruplarını bir telaş alır; bu yılın Davos Toplantıları katılımcılarını müjdelerler!

Davos Toplantıları, 1971 yılında Dr. Klaus Schwab tarafından “Dünya Ekonomik Forumu” adı ile İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenmeye başlanan bir toplantıdır.  Katılımcıların kimlikleri dikkate alındığında da bazılarına göre “Zenginler Kulübü” denerek tanıtılır.

Ülkemizden de değerli katılımcılarımızın orada bulunmasından gurur duyarız.  Sayın Tayyip Erdoğan, ‘One Minute’ olarak anımsanan oturumdan bu yana oraya küskündür ve artık katılmamaktadır.  Bu yıl ise ülkemizi Sayın Bakanlar Mehmet Şimşek ve Nihat Zeybekçi temsil edecektir.   Keza bazı şirketlerimizin yöneticileri de orada bulunacaklardır.

AK-ŞAKA köşesini temsilen bendeniz, bu yıl da Davos Toplantısı’na katılmayacağım!

Neden?

Davos Toplantıları, IMF ve Dünya Bankası ağırlıklı bir katılımcılar grubudur.   Dünya Bankası verilerine göre ise dünyamızın nüfusu 7,1 milyarı bulmuş ise de bunun % 11’lik kesimi, yani 800 milyonu fakirlik sınırındadır.  Günlük 1,9 dolar gelirle yaşamak zorunda olanların 300 milyonu Güney Afrika da, 250 milyonu Güney Asya da ve 50 milyon kadarı da Latin Amerika da yaşamaktadır. 

Buna karşın dünya insanlarının % 1’i, tüm dünya hasılatının yarısına ve % 10’luk kısmı ise % 85’ine sahip olmaktadır.  Geriye kalan % 90’lık ana kısım ise kalan % 15’i bölüşmektedir.  İşte Davos Ekonomik Forumu katılımcıları bu % 10’luk varsıl kişilerdir.  Yani benim gibi dünya hasılatının ancak % 15’ne talim edenlerin orada yeri yoktur.

Zenginler Kulübü olarak tanımlanan Davos Ekonomik Forumu’na karşı, dünyamızın garibanlarınca bir karşıt forum oluşturulmaya çalışılmıştır.  “Dünya Sosyal Forumu” adı ile tanıtılan bu girişim Brezilya’nın Porto Alegre kentinde 2001 yılında toplanmıştır.  “Başka Bir Dünya Mümkündür!” sloganı ile toplanan bu yeni forum grubu, maalesef yaşayamamış, belki de yaşatılmamıştır.

Buna karşın kırk yılı aşkın süredir düzenli toplanan Davos Forumu, “Parçalanan Dünyada Ortak Gelecek Oluşturmak!” ana teması ile bu yılda toplanabilmiştir.  ABD ve Fransa Başkanları ile Almanya Şansölyesi bu yılın özel konuklarıdır.  Bu yılın toplantısında Kadın –Erkek ayrımının iş dünyasındaki yansımaları ve eşitsizliği öne çıkarılacaktır ve dünyanın ünlü kadın yöneticileri oturum başkanlıkları ile onore edileceklerdir.

Bana gelince, bu yılın yılbaşı ikramiyesi tek başıma bana çıkmış olsa dahi sanırım oraya   gitsem bile korkarım içeri alınmazdım!

  Nedeni basit, bendeniz kendi ülkemde ve hatta yaşadığım kentte bile sakıncalı bir kimlik olarak tanınmakta imişim!

Özetlersem, durumun vaziyeti aynen şöyledir.   Bu yıl çıkan dördüncü kitabım bir biyografi çalışması idi; “Mersin’in Kanatsız Meleği Lina Nasif”.   Bu kitabın tanıtım programına katılmak inceliğini gösteren TRT Çukurova Bölge Müdürlüğü grubundan bir yapımcı beni canlı yayın konuğu olarak davet etmişti.  Davetli olduğum gün, kişisel programım uygun olmadığı için ve biraz da gerek TV ekranına ve gerekse mikrofon karşısına çıkmaktan haz etmediğim için özür dileyerek affımı rica etmiştim.   İlgili yapımcı ileri bir tarihe işaret edince, çok nazlanmış olmamak adına olabilir, ancak gene de önceden konuşalım demiştim.

Teklif edilen ikinci davet günü adına beni bu kez başka bir yapımcı arayarak katılacağım kesin bir tarihi söyleyince, olur demek zorunda kaldım.   Saptanan tarihte bu kez beni arayan bir başka yapımcı ise, bu günlerde hep Mersin konulu program yaptık, bu nedenle sizi birkaç ay sonrasına bırakıyoruz deyince, itiraf edeyim hem şaşırdım ve hem de bunun altında bir çapanoğlu olsa gerek diye düşündüm.

Sonunda haklı çıktım, bir iki gün sonra konuştuğum bir arkadaşım, maalesef sizi programa çıkartmak adına sakıncalı kişi olarak tanıtmışlar ve bu nedenle seni iptal etmek zorunda kaldılar deyince, anladın çapanoğlunu.   Sözüm ona, benim facebook yazışmalarım manidar bulunmuşmuş!

Ben yirmi yılı aşkın süredir bilgisayarla uğraşırım.   Bugüne kadar sosyal medya ile hiçbir ilişkim olmamıştır.  Ne facebook, ne instagram, ne linkedin ile ilgim yoktur.  Ayıptır söylemesi tweet nasıl atılır bunu da bilemem.  Anladım ki, ya olası bir yalancı facebook sayfası kuruldu adıma veya sizlerin halen okuduğunuz gibi sıradan yazılarım bazılarınca sakıncalı bulundu.   Zaten mikrofon ve TV ekranı meraklısı olmadığım için gülüp geçiyorum!

Keza demiştim ya, beni sıradan bir kitap tanıtımı için sakıncalı bulanlar, Davos’a gitse idim beni salona bile aldırmazlardı.  Kendi ülkesinde ve yaşadığı kentte sıradan bir sohbet için bile engellenen gariban yazarınızın Davos’ta ne işi olabilirdi ki!

Ha, eğer bu yazımı okudunuz ise, umarım sizler de sakıncalı kişi sayılmazsınız!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255