banner214

1886 yılında Adana Mersin arasında yapılan tren hattının faaliyete girmesiyle, Mersin’de ticari faaliyetler oldukça hızlandı. Bir tarafta demiryolu taşımacılığı ile Çukurova’da üretilen pamuk ve diğer ürünler kente girmeye başladı, diğer yandan gelen ürünler liman yoluyla tüm dünyaya gönderildi. 

Demir yolu ve liman sayesinde ticaret arttı ve kısa sürede Mersin bir köyden bir ticaret başkentine dönüştü.
Bu ticaret kentinin, ticaret kültürünün gerektirdiği yapıları inşa etmesi kaçınılmazdı. 1900’lü yılların başında dışarıdan gelen insanların barınacağı yerler yapıldı. Bunlar o dönemin şartlarında kuşkusuz hanlardı.
İşte o dönem Mersin’inin en önemli ticaret merkezi olan Uray Caddesinde, Azak Han inşa edildi. Azak Han 1899 yılında (1315) Marelanbus Şatır adında bir Rum tarafından inşa edildi. Azak Han’ın bulunduğu mahallenin adı Frenk Mahallesi idi.
Azak Han’ın daha sonra ki maliki olan Hamdi Paşa, gayrimenkulü 1918 yılında (1334) Adanalı Hüseyin’e satmıştır. Gayrimenkul sırasıyla 1922 yılında (1338) Hulusi Efendiye, 1927 yılında Abbas Hilmi Paşaya ve 1928 yılında da yapıya adını veren Azakzade'lere geçmiştir. 1986 yılında ise son maliki olan Mahir Şahin’e intikal etmiştir. 
Azak Han önceleri yolcu ve yolcuların hayvanlarının barındığı bir han olarak kullanılmakta idi. Kentin liman iskelesine ve ticaret bölgesine yakınlığı nedeniyle, sonraları ticari faaliyetlerin yürütüldüğü bir merkez haline dönüşmüştür. Azak Han’ın ticari bir merkez olma durumu, yıkılıncaya kadar devam etmiştir.
Bu kentte doğup büyüyen ya da son 40 yılını bu kentte geçiren herkesin bir şekilde Azak Han’la yolları kesişmiştir. Tüccarlar, Anadolu’nun çeşitli yörelerinden gelip hububat satan çiftçiler, ihracatçılar, nakliyeciler, noterde işi olan vatandaşlar, kente misafir olarak gelenler, dost ziyareti için uğrayanlar, Azak Han’ın devamlı müdavimleriydiler. Uray Caddesi gibi Azak Han’da, bu kentin ticari kimliğinin en önemli bir parçasıydı. 
Azak Han 1974 yılında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından kendi türünün az rastlanan örneklerinden biri olduğu gerekçesi ile koruma altına alındı ve tescillendi.
Ancak ne gariptir ki, eski yapılarda en küçük bir onarımı bile izne bağlayan Koruma Yasaları bu yapının korunmasında işlemedi. Gayri Menkulun sahibinin, mevcut binayı yıkıp 5 katlı inşaat yapmak üzere yaptığı başvuru, Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunca 15.5.1987 tarihinde kabul edildi.
Binanın sökülmesi üzerine başlayan tartışmalar, yapıyı kurtaramadı. Hassas bir tarzda, restorasyon teknikleri kullanılarak, binanın askıya alınıp deformasyona uğrayan yapı elemanlarının değiştirilmesi ile ancak kurtarılabilecek yapı, rast gele sökülmeye başlanınca çöktü. Harabe halini alan yapı, maili inhidam (tehlike arz ediyor) kararı üzerine tamamen yıkılıp kaldırıldı.
Azak Han şu anda, çirkin bir beton yığınından oluşan garaj ve zemin katıyla Uray Caddesinin kalbine saplanmış bir hançer görünümündedir. Eskiyi geri getirmek mümkün değildir artık. Yapılması gereken; yapı sahibinin, şehir planlamacılarının, belediye ve mimarlar odası teknik elemanlarının, müze yetkilileri ve restorasyon uzmanlarıyla bir araya gelerek, bu yapının, Uray Caddesindeki tarihi dokuya uygun bir mimari yapıya dönüştürülmesidir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198