banner165

Eğitim öğretim yılının ortasına geldik ve her yıl olduğu gibi ara tatil başladı. Bu yıl tatil sevincini yaşayan öğrencilerimizi pek göremiyoruz. Daha çok okulun kapısından içeri girmeye sabırsızlanan ve karne sevinci yaşamak isteyen öğrencilerimizin masum bakışlarıyla karşılaşıyoruz. İçimiz buruk… Zaman elimizden kayıp gidiyor…

Uzaktan eğitim süreci eğitim sisteminde dengeleri değiştirdi. Eğitim, zaman ve mekan tanımadan dijital ortama taşındı. Öğrenciler de öğretmenler de bu alışılmadık ortamda ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştılar.

Uzaktan eğitim süreci eğitim-öğretim faaliyetlerinin odağını dijital ortama taşırken bazı çevrelerin odağını da öğretmenlere kaydırdı. Öğretmenlerin emeklerini görmek istemeyen birtakım insanlar onları değersizleştirme yoluna gitti. Bu kişilerin çoğunlukla eğitim camiası dışından olması da dikkat çekiciydi. Öğretmenlere haksız ithamda bulunmak alışılagelen bir durum olmaya başladı. Akla gelenler:

-Öğretmenler de öğrenciler de rahata alıştı…

-Öğretmenler okula gitmeden yata yata para alıyor.

-Öğretmenler günde beş saat çalışıp üç ay tatil yapıyorlar.

-Öğretmenin maaşı yaptığı işe göre fazla…

Öğretmenler, yüz yüze eğitimin başlamasını canı gönülden istemektedir. Sınıf ortamında ders anlatmanın ekran karşısında ders anlatmaktan daha zevkli ve daha verimli olduğu konusunda öğretmenler hemfikirdir. Ekran karşısında ders anlatırken geçen saatlerin yanında, uzaktan ödev kontrolleri, uzaktan veli toplantıları, uzaktan rehberlik ve uzaktan seminerler gibi çalışmaları da yapan öğretmenlerimiz gece gündüz açık olan telefonları ile velilerin sorularına da tek tek cevap verdiler. Sık sık değişen sürece ayak uydurarak geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız için planlamalar yaptılar.

Yaptıkları hizmetlerin karşılığı olarak öğretmenlerimize bir teşekkürü bile çok gören insanlara şu soruları sormak istiyorum.

-Yata yata çalışan öğretmenlerin ellerinde doktorlar, mühendisler, avukatlar, … yetişebilir miydi?

-Canlı ders esnasında balkondan düşen bebeklerini kaybeden öğretmen çifti düşündünüz mü?

-Babası Covid-19 tedavisi görürken hastane bahçesinde canlı ders yapan öğretmenin yerinde olmak ister miydiniz?

-Siz hiç ders esnasında uyuyan öğretmen gördünüz mü?

Siyasetin içinden akademisyen kimliği ile ön plana çıkan Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk’un 'Öğretmenler yatıyor, çalışmıyor' denirse çok büyük haksızlık olur. Çok emek veriyorlar. Normalde okulda yaptıkları dersten daha fazla çaba harcıyorlar" açıklamasını, öğretmenlere dil uzatmayı alışkanlık haline getirmiş olanlara, cevap olarak verebiliriz.

Öğretmenlik mesleğini değersizleştirmenin ve toplumda saygınlığını azaltmanın neticelerini yıllardır görüyoruz. Öğretmenlere toplumda değer verilmesinin o toplumun başarısı ve gelişimi için önemli olduğunu fark eden ülkelerin, eğitim öğretim faaliyetlerinde lider konumda olmaları rastlantı değildir. Yatırımlarını öğretmenlerini ‘yüksek eğitimli’ yetiştirmek üzerine yapan ülkelerde, toplumun öğretmenlere gösterdiği saygının arttığı ve bu sayede gençlerin ve yetenekli kişilerin de öğretmenlik mesleğine yöneldiği görülmektedir.

Öğretmenlere verilen değerin toplumsal başarının ve gelişimin anahtarı olduğunu, ‘Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum’ diyen Hz Ali’nin ve ‘Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır’ diyen Ulu Önder Atatürk’ün sözlerini düşünerek anlayabiliriz.

beroglu33@hotmail.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Faruk Eroğlu 1 ay önce

Barış hocam. Konuyu çok güzel anlatmışsın. Diline sağlık.
İşsizlik oranımız yüksek ya boş konuşma oranı da yüksek haliyle.Gerçek hayatın dışında kalan bazı ütopya sahipleri böyle konuşuyorlar malesef. Onlara göre domates 10 günde yetişir, köylü yattığı yerden para kazanır. Halbuki o köylü sabaha kadar uyumayıp seranın içınde beklerken "ağzı olan konuşuyor misali" konuşanlar o saatte sadece gaz üretmektedirler. Bunlar öğretmenin de itfaiyecinin de emeğini değerlendirebilecek yeterlikte olmayan kişilerdir. Moral bozmaya gerek yok, kara günler kararıp kalmaz.Allah gayretinizi artırsın. Selam sevgiler

Avatar
D. Bozkurt 1 ay önce

Hislerimize tercüman olan bir yazı olmuş saygıdeğer meslektaşım. Teşekkürler! Biz artık bu haksız ithamlardan yorulduk ama bizi anlayan bir kesim var ve onlar bize yeter diye düşünenlerdenim. Velilerimiz de gerçeği bu dönemde biraz daha gördüler. Hakkınız ödenmezmiş gerçekten biz farkına varamamışız diyorlar. Bu bile yeter bize bırakalım konuşsunlar nasıl olsa içimiz rahat her zamankinden daha çok yorulduğumuzu ve daha çok çalıştığımızı görmek isteyen görüyor. İyi tatiller diliyorum size ve diğer meslektaşlarıma

banner198

banner185