Takdir,

Teşekkür,

Başarı Belgesi,

Üstün Başarı Belgesi…

Bizim öğrencilik dönemimizde karneyle birlikte başarılı öğrencilere verilen takdir ya da-teşekkür belgeleri gerçekten de ders çalışan öğrenciler ile çalışmayan öğrencileri ayırırdı. Öğrenciler de o belgelerden birini alabilmek için derslerinde başarılı olmaya gayret ederlerdi.

Şimdilerde ise çocukları sevindirmek için verilen şekerlere benzedi başarı belgeleri…

8. sınıf öğrencisi olup adını soyadını tam yazabilen öğrencilere verilen belgeler haline geldi.

Otuz kişilik sınıflarda yirmi beş kişinin takdir belgesi, beş kişinin de teşekkür belgesi aldığını görür olduk.

Yani hak etmediği halde belge alan öğrenciler için okul eğitimini değersizleştiren bir kâğıt parçası…

Diğer bir bakış açısı ile çalışmadan, emek vermeden kazanmaya alıştırmanın bir yolu…

Bir belge ile başlayan bu alışkanlık, gelecekte sorumluluklarını yerine getirmekte zorlanılan bir süreç ile devam edebilecektir.

Benzer bir durum da son iki dönemdir Millî Eğitim Bakanlığınca uygulanmaktadır.

Bakanlık, salgın hastalık dönemi sonrasında ve bu eğitim öğretim yılı sonunda tüm eğitim çalışanlarına başarı belgesi vermeyi uygun görmüştür.

Başarı belgelerinin maddi bir getirisi bulunmamaktadır. Başarı belgeleri fedakârca çalışan öğretmenler için motivasyon kaynağı olabilmektedir. Ancak şeker dağıtır gibi dağıtılan başarı belgeleri öğretmenlerin motivasyonunu arttırmaktan çok adalet kavramını sorgulamalarına neden olmaktadır.

Toplum içerisinde itibarsızlaştırılan öğretmenlerin, verilen başarı belgeleri ile gönülleri alınmak istenilmektedir.

Gönül almak için öğretmenlerin başarı belgelerine ihtiyaçları yoktur. Öğretmenlerin toplumu şekillendiren temel taşlar olduğunu bilerek onlara maddi manevi gerekli değerin verilmesi gerekmektedir.

Öğretmenlerin hakarete, şiddete uğramadan kendilerini geliştirebilecekleri çalışma ortamlarının sağlanmasına özen gösterilmelidir.

Her birey üniversite bitirmek zorunda değildir. Bu nedenle eğitim öğretim programlarında başarılı olamayan bireylerin ara eleman olarak yetiştirilmesinin yolları aranmalıdır. Böylece akademik olarak ilerlemek isteyen öğrencilere de daha iyi bir öğrenme ortamı sağlanmış olacaktır. Öğretmenlerin de bu öğrencilere katkısı artacaktır.

Öğretmenlerin geçim sıkıntılarını düşünmeden refah içinde yaşaması sağlanmalıdır. Öğretmenlerin aylık ücretleri yoksulluk sınırının altında kalmamalıdır. Toplumu şekillendiren öğretmenlerin maddi sıkıntılardan uzak olması gerekmektedir. Mevcut durumda birçok öğretmenin ikinci bir iş yaptığı görülmektedir.

İtibarın sahip olunan bilgi ve birikimle değil de kazanılan parayla, sahip olunan mallarla ve siyasi güç ile ölçülmeye başlandığı bu günlerde,

Ulu Önderimizin öğretmene verilmesi gereken değeri vurgulamak amacıyla söylediği şu sözü hatırlatmak isterim:

"Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner291