banner318
banner319

Özgürlüğüm elimden gitmiş gibi hissediyorum.

Ben bu şekilde yaşamak istemiyorum ama ailem başka seçenek bırakmıyor.

Cemaat evininde kalmak bana ağır geliyor.

Yaşama hevesim, yaşama sevincim kalmadı.

Ben aileme sorunlarımı anlatmaktan korkuyorum,

Çünkü bana her şeyi yapma ihtimalleri var.

Dayımın sevdiği insanla evlenmesine ‘kızın başı açık olduğu’ için engel oldular.

Ailem istediği için LGS’ye çalıştım.

Ailem istediği için YKS’ye çalıştım.

Bundan sonra TUS var…

Çalışmaya motivasyonum kalmadı.

Hayattan soğudum…

Çocuklarınıza toleranslı davranın.

Çocuklarınız için hayatı zehretmeyin (Enes KARA).

Bu sözler üzülerek izlediğim bir videodan alıntıdır.

Bir gencin feryadını içeriyor…

Gözleri kör, kulakları sağır olan bir aileye yalvarışı içeriyor aslında…

Çocuk gelişimi ve psikoloji kitaplarında yazılanlar şimdi daha anlamlı geliyor bana…

Acı veriyor genç yüreğin hayata tutunamayışı…

‘Nerede yanlış yapıldı?’ demekten kendimi alamıyorum.

Cevabını bildiğim bir sorunun yarattığı yok oluşu izlerken…

Ailelerin çocuklar üzerindeki etkilerini konuşmadan edemiyorum.

Zihnim görmezden gelmeme izin vermiyor.

Hayatımı paylaştığım ‘Psikolojik Danışmanla’ dakikalarca konuşuyoruz bu konuda…

Sonuçta iki kavram aklımda yer ediyor.

Aile içi iletişim ve sevgi bağı…

Aile içi iletişim, çocukların kişilik gelişiminde oldukça önemlidir. Çocuklarınızın isteklerini, sıkıntılarını, sorunlarını sizinle rahatlıkla paylaşabilmesi ve aile içinde çocuğunuzun da söz hakkı olması etkili iletişimin göstergelerindendir.

Çocuğunuz herhangi bir konuda sizinle sohbet edebiliyor mu?

Yaşadığı bir sorunu size anlatabiliyor mu?

Hatalı olduğu durumları bile sizinle paylaşabiliyor mu?

Zevkleri, beğenileri ve istekleri hakkında sizinle fikir alışverişinde bulunabiliyor mu?

Yani, çocuğunuzla konuşabiliyor musunuz?

Birbirinize sevgi sözcükleri kullanabiliyor musunuz?

Beraber vakit geçirmekten zevk alıyor musunuz?

Okuduğum bir makalede şu sözlere yer veriliyordu:

“Anne babalar ‘çocuklarını’ kendi varlıklarını geleceğe taşıyacak bir “ölümsüzlük sembolü” olarak görebilmektedirler. Bu nedenle kendi değer ve inanç sistemlerini onlara aktarmayı güvence altına alacak bir çocuk yetiştirme tarzı benimseyebilmektedirler.” (Sümer, Aktürk ve Helvacı, 2010)

Freud’a göre de çocukların kişilikleri 7 yaşına kadar şekillenmektedir. Bu dönemde çocuklar ebeveynlerini rol model olarak alırlar. Anne- baba ve çocuk ilişkisinin temelleri ise anne ve baba tutumları ile atılmaktadır.

Çocuk yetiştirmede ebeveyn tutumları; demokratik, otoriter, izin verici-kontrolsüz ve ilgisiz olmak üzere dört temel boyutta ele alınmaktadır.

Demokratik ve hoşgörülü ebeveyn tutumuna sahip ebeveynler çocuklarına saygı duyarlar, onların fikirlerini önemser, bir problemi olduğunda aile içinde bunu konuşurlar. Problemlerin çözümünü çocuğun kendisine buldururlar ve son kararı kendisine verdirirler. Sevgi gösterirler, çocuklarına karşı hoşgörülü ve adaletli olurlar. Çocuğun kendini gerçekleştirmesine yardımcı olmaya çalışırlar.

Otoriter tutuma sahip ebeveynler çocuklarını sürekli denetim altında tutarlar, genellikle çocuğun eylemlerini hatalı olarak algılamasına sebep olacak davranışlar sergilerler ve onların fikirlerini almayı reddederler. Bu durumda çocuk sadece istenileni yerine getirir. Anne-babanın koyduğu kurallar her şeyin üstündedir, onların yaptıkları her şey doğrudur ve sorgulanmaya kapalıdır. Çocukların kendi kendini yönetmesine ve kendi kararlarını almasına izin vermezler. Hata yapmaktan korkan çocuklar gelecek dönemlerde hayatın zorluklarına çözüm üretmekte sıkıntı yaşayabilirler.

Çocuklarına duyarlılıkları yüksek ancak kontrolsüz ebeveyn tutumları çocuklara gereğinden fazla özgürlük tanırken, ilgisiz ebeveyn tutumlarında ise çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılamanın dışına onlara herhangi bir konuda destek sunmazlar.

Her tutumun yarattığı etki farklı olabilmektedir.

Yani ebeveynler ne ekerlerse onu biçeceklerdir.

Demokratik bir aile ortamında, hoşgörü ile büyüyen çocukların hayatlarında başarılı olmaları muhtemeldir. Sağlıklı toplumlar için bu aile yapısı ile yetişen bireylerin artması gerekmektedir.

İlgisiz ve kontrolsüz büyüyen çocuklar ise her türlü istismara açık olabilirler…

Baskıcı aileler, kendilerince mükemmeli yakalamaya çalışırlarken çocuklarını tamamen kaybedebilirler. Bunun örneğini maalesef ki bizlere yaşatan Enes’e Allah’tan rahmet diliyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner306

banner291

banner307

banner313