Bizler iki türlü bayram kutlarız. Bunlardan biri, tarihimizde vuku bulan önemli olayları bizden sonraki nesillere aktarmak için kutladığımız milli bayramlarımızdır. Diğeri ise, dini bayramlarımızdır. Dini bayramlarımız; Ramazan Bayramı ve Ramazan Bayramından iki ay on gün sonra kutladığımız, Kameri zilhicce ayının 10. günü olan Kurban Bayramıdır.

Resulullah (sav) Medine'ye hicret ettiği zaman Medinelilerin eğlenip neşelendiği iki bayramları vardı. Hz. Peygamber; “Bu günler nedir?” diye sordu. Medineliler; “Biz cahiliye döneminden beri bu günlerde eğleniriz” dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz; “Allah, size o iki gün yerine daha hayırlı iki bayram vermiştir. Bunlar Ramazan ve Kurban Bayramlarıdır” buyurarak (Ebû Davut, Salât,25,I,675) Medinelilere özgü olan, cahiliye izleri taşıyan bayramların yerine bütün Müslümanların sevinip eğleneceği İslâm'ın iki bayramının bizzat Allah tarafından verildiğini bildirmiştir.

Ramazan ve Kurban Bayramlarının her ikisi de ibadetle başlar. Bayram namazları ile Bayram günlerine start verilir. İbadetle başlar ama bayram günleri mahza ibadet günleri veya sırf oyun-eğlence günleri değildir. Bayram denince zevk ü safa günleri akla gelmemelidir. Bayram günleri, ziyaret ve ikramlar ile sosyal ilişkilerin pekiştiği, insani ilişkilerin yoğunlaştığı, sevgi ve muhabbetin toplumun her katmanında hissedildiği günlerdir. Bayramlar, milli ve dini duyguların pekiştiği, birlik, beraberlik ve kardeşlik hissiyatının doruğa çıktığı sevinç ve neşe günleridir. Bu sebeple, senenin her gününde caiz olduğu halde, Ramazan Bayramının birinci günü ile Kurban Bayramının dört gününde oruç tutmak tahrîmen mekruhtur. Yani harama yakın günahtır. Allah Rasûlü (sav), hadis-i şeriflerinde; “Arefe, kurban ve teşrik günleri biz Müslümanların bayramıdır. Bu günler yeme-içme günleridir” buyurmuştur. (Tirmizi, Savm, 59, III, 143)

Bayram paylaşmaktır, paylaşmak ise güzeldir. Bayramlar, sevinç, neşe ve sevgiyi paylaşma günleridir. Zengin-fakir ayırımı yapmaksızın kardeşliğin yaşandığı günlerdir. Sekülerizmin tetiklemesiyle, insanî ve vicdanî duyguların körelmeye, karşılıklı sevgi-saygının tükenmeye başladığı, insanların egosantrik (bencil), ferdiyetçi ve çıkarcı bir hayatla karşı karşıya kaldıkları bir dönemde, Müslümanların silkinip özüne ve kültürüne dönebilmeleri için çok önemli zaman dilimleridir bayramlar. Peygamber Efendimiz;  “Hediyeleşiniz. Çünkü hediye gönülden kini söküp atar.” (Tirmizi,Vela ve Hibe, 6) buyurmuştur

Bayram günleri sıla-i rahimlerle, büyükleri ve arkadaşları ziyaretler ve karşılıklı ikramlarla; fakir, yetim ve öksüzlere yapılan ihsanlarla sevgi ve saygı bağlarının kuvvetlendiği paylaşım günleridir. Paylaşmak ise, güzeldir. Peygamber efendimize bir sahabî gelerek kalbinin katılaştığını hissettiğinden şikayet etti. Peygamberimiz ona; “Kalbinin yumuşamasını istiyorsan, yoksulları doyur ve yetimlerin başını okşa” buyurmuştur. (Ahmet b. Hanbel, Müsned, II, 263)

Allah Rasûlü mübarek hadislerinde; “Mü’min, kendisiyle dostluk kurulabilen insandır. Kimseyle dostluk kurmayan ve kendisiyle de dostluk kurulamayan insanda hayır yoktur.” (İbn Hanbel, II, 400), “Tavrımızı diğer insanlara göre ayarlarız; Herkes iyilik ettiği sürece, biz de iyilik yaparız. Ama başkaları eziyet edince, biz de buna eziyetle karşılık veririz, diyenler gibi olmayın!” (Tirmizî, Birr ve Sıla, 63) buyurarak insanlarla güzel geçinme, dostluklar kurmanın önemine işaret etmiştir.

Arefe günü yani 30 Temmuz Perşembe günü sabah namazından başlayarak bayramın dördüncü günü yani 3 Ağustos Pazartesi günü ikindi namazına kadar toplam 23 vakit farz namazlardan sonra teşrik tekbiri getirmek,  kadın erkek her Müslümana vaciptir. Teşrik günlerinde kazaya kalan namaz aynı günlerde kaza edilirken teşrik tekbirleri de getirilebilir. Teşrik günleri çıktıktan sonra kaza edilmeleri halinde ise tekbir getirilmez. Teşrik tekbiri; “Allâhüekber Allâhüekber lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber Allâhüekber ve lillâhi’l-hamd” şeklinde getirilir.

Bayramınız, cumanız ve ömrünüz bereketli olsun…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.