banner214

 “Sen benim başıma neler getirdin, ben senin kahrını çekemem gönül” diye başlıyor bir Erzincan türküsü. “O yâr senin değil ne çok bakarsın, ben senin derdini çekemem gönül” diye bitiyor. Ozan, gönlünü hoş etmek için uğraşmaktan bıkmış, usanmış… Üstüne bir de türkü yakmış… Ozanın başı, gönlüyle dertte belli ki…

Gönül çok şey bekliyor insandan. Göz görüyor; gönül seviyor. Umuyor sonra, bekliyor, istiyor. Ömür ise bu beklentiler içinde harcanıp gidiyor. Gün geliyor, bitimsiz ve çoğu zaman ulaşılamayan istekler karşısında insan, gönlüyle bir muhasebeye girişmekten,  “Ey gönül, nereden geliyor bu değirmenin suyu?” diye sormaktan kendini alıkoyamıyor. Gönülsüz de yapamıyor insan, ama gönlüne ferman da geçiremiyor.

Gönül istiyor. İstemek… İnsanın en temel eylemlerinden biri… İnsan istemeden, hayal kurmadan yaşayabilir mi? Kendimizden pay biçelim. Neler istemedik ki ömrümüz boyunca? Nelerin peşinden koşmadık? İsteklerimizin kimine eriştik, birçoğuna ise gücümüz ve olanaklarımız yetmedi. Kırıklığı, burukluğu kaldı içimizde. Ama istemekten hiç bıkmadık. Hâlâ birçok şeyin hayaliyle yanıp tutuşmuyor muyuz?

Keşke masallardaki o sihirli lamba gerçek olsa da gönlümüzün açlığını, lamba cinleri doyursa!.. Ama sadece üç dilek hakkımız olurdu o zaman. Üç dilek, yeter miydi bu obur gönlümüzün açlığını doyurmaya…

Gönlün istekleri bitimsiz… Bu sonu gelmez istekler, insanı peşinden sürüklüyor, kendine mecbur kılıyor. Hapishane gibi bir şey bu gönül, istekleriyle insanı zincirlere bağlıyor. Ama yine de bu hayattan umudumuz olduğunu gösteriyor bize. Hâlâ bir şeylerin hayalini kuruyor olmak, yaşamaktan tat aldığımızı gösteriyor.

Öyleyse nedir bizim bu gönlümüzden çektiğimiz? Gönül istiyor istemesine, ama çoğu zaman erişemiyoruz bu isteklere. İstemekten, hayal kurmaktan vazgeçiyoruz; bu kez de yaşama sevincimiz azalıyor. Kısacası gönülle de olmuyor, gönülsüz de olmuyor. Ozanın dediği kadar var: Ben senin derdini çekemem gönül…

Belki isteklerimize erişmek kadar, erişmemenin de bir anlamı vardır. Kim bilir? Belki, hayal kırıklığı yaşamak da hayal kurmak kadar öğreticidir. Hayal kırıklıkları, gönlün öğretmenidir belki de.

Ne dersiniz? İnsan, gönlüyle muhabbet etmeyi, gönlünü muhasebeye çekmeyi öğrenebilse… Bu gönlün kahrı çekilir miydi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.