banner214

İnsan, hayatın hayhuyundan uzaklaşıp eylemlerini muhasebeye çektiğinde, geçmişte pek çok hata yaptığını fark ediyor. “Ne çok kalp kırmışım, ne çok canı incitmişim, ne çok kişinin hakkını çiğnemişim.” diyor. Geçmişinin altında ezilirken diğer yandan da “Ah, bir yolunu bulsam da özür dilesem!” diyor.

İşte bugün ben, kalbini kırdıklarımdan, canını yaktıklarımdan, hakkını çiğnediklerimden herkesin huzurunda özür dilemek istiyorum. Yürekten bir özür… Kimlerden mi? Hayvanlardan…  Kedisinden köpeğine, karıncasından kuşuna bütün hayvanlardan…

Her ne kadar kendimizi bu dünyanın yegâne sahibi olarak görsek de hayvanların da bu dünyada hakları var. Örneğin yaşamak gibi… Çoğu zaman bir eşya gibi görsek de onların da bir canı var. Onların da kalbi var. Üstelik en az bizimki kadar incinebilen bir kalpleri… Gözlerine baktığınızda anlarsınız, onların da duyguları var…

Ancak çoğu zaman onların haklarına saygı göstermiyor, kalplerinin incinebileceğini hesaba katmıyoruz. Hayvanlar da hakkını arayamıyor. Ağzı var, dili yok gariplerin. Ancak olur ya, hayvanlar bir gün mahkemeye gider de beni şikâyet ederse, ben “aktif pişmanlık”tan yararlanmak istediğimi peşinen söyleyeyim. Hayvanlara yaptıklarım için çok pişmanım. Şimdiden hepsinden açık açık özür diliyorum.

Ey karıncalar, yuvalarınızı çok yıktım. Çocuktum, çocuksu bir merakla o yuvanın içinde ne yaptığınızı merak ederdim. Karıştırır dururdum yuvalarınızı. Hatta birkaç kez, yuvanızın içine suyu boca etmiştim, acaba içeriden ne çıkacak diye? Size yaşattığım bu korku nedeniyle, hepinizden özür diliyorum.

Ey atlı karıncalar, sizleri çok dövüştürürdüm. İki atlı karıncayı yakalar, birbirine yaklaştırırdım. Bir de bakardım ki dövüşmeye başlamışlar, hayret ederdim. Canınızı yaktığımı çok sonradan anladım, özür dilerim…

Ey tavuk, bir okul dönüşüydü. Portakal bahçesinde, senin gıdaklamanı duydum. Biraz yaklaştığımda, bir yumurtanın üstünde oturduğunu fark ettim. Evet, o yumurtayı ben çaldım. Kolay olmamıştı, ama yapmıştım. O yaşlarda nereden düşünebilirdim ki bizim “yumurta” dediğimiz şeyin senin çocuğun olduğunu… Üstelik içinden de civciv çıkmamıştı… Özür dilerim…

Sadri Alışık bir filminde “Sokak köpeklerine selam vermek, adam olmaya çeyrek var demektir.” diyor. Selam vermediğim, ilgimi ve sevgimi mahrum bıraktığım sokak köpekleri, sizlerden de özür dilerim.

Ey kuyruğunu çektiğim bütün kediler; ey kuş lastiğiyle vurmaya çalıştığım bütün serçeler; beni kovalıyor diye taş attığım bütün kazlar ve burada adını anmadığım bütün hayvanlar, hepinizden özür dilerim. Hakkınızı çiğnedim, canınızı yaktım. Beni affedin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mahmut 6 ay önce

çok duygulandım

banner227

banner233

banner255

restbet