banner214

Bugün bu topraklarda doğan ve 52 yıl boyunca, aç kalmamak ve kimseye muhtaç olmamak için durmadan çalışan bir adamın hikayesini anlatmak istiyorum.

Adı; Bekir ve gözlerini Van’ın bir köyünde dünyaya açmış. Dokuz çocuğu dokuz ay karnında misafir etmiş bir annenin çocuğu.

Kulakları Türkçeyle 7 yaşında, köy okulunda tanışmış. Bekir Resmi pedagojiden nasibini almış, cetvel darbeleriyle önce Türkçe öğrenmiş olduğu kadar, ardından okuma yazma…

Ailesinin durumu ve şartlar okuyup tahsil yapmasına izin vermemiş. 18 yaşına kadar köyde tarla, tapan, hayvan derken durmadan çalışmış. Doksanların başında yüzbinlerce bölge insanı gibi; yüzyıllardır hayat sürdükleri topraklardan bir gün içinde, bir kamyonun kasasında göç etmek zorunda kalmışlar.

Onlar kendilerinden birkaç ay önce gelen akrabalarının tavsiyesiyle Mersin’e gelmişler. Annesi, babası, kardeşleri, yengeleri ve yeğenleriyle yirmiyi aşkın kişi iki oda gecekonduda kalmışlar yıllarca.

Ardından kardeşler inşaatlarda çalışmaya başlamış. Zamanla birçoğu evlenmiş, ayrılma cesaretini, güvenini kendinde bulan çoluk çocuğunu alıp kiraya çıkmış.

Bekir’de zamanında evlenmiş, kiraya çıkıp kendi yuvasını kurmuş. Bekir’in şimdi dört çocuğu var en büyüğü 24 yaşında.

Bekir yaklaşık 30 yıl inşaatlarda durmadan çalışmış anlatılanlara göre. Alçı-sıva, fayans ve sıhhi tesisat işlerinin hepsinden anlıyormuş ve iyi bir ustaymış. 30 yıl sabah yediden akşama kadar durmadan karda, kışta, güneş altında, gurbette inşaatlarda çalışmış ve yüzlerce evin inşasında emeği ve alın teri varmış.

Emeğiyle yüzlerce ev yapan bu adam ömrü boyunca tek odalıda olsa bir eve sahip olamamış ve hep kiracı olarak kalmış. Kazandığıyla birikim yapma imkanı olmamış hiç. Anca asgari yaşam giderlerini karşılama çabası içindeymiş hep. Ayda birde herkesten uzak bir yerde iki bira alır arkadaşıyla yüksek bir yerden Mersin’i izlermiş. Kendi için yaptığı tek harcama buymuş.

Dört çocuğunun ikisi ortaokulda, bir oğlu ve bir kızı da şehir dışında üniversitede okuyormuş. Son üç yıldır inşaat işleri durma noktasına gelince uzun bir müddet işsiz kalmış. Bu süre zarfında bir müddet bir bakliyat firmasında yarı zamanlı hamallık yapmak zorunda kalmış ama yetirememiş ve ay sonlarını getirmek mümkün olmamış. Durum böyle olunca oğlu okulu yarıda bırakmış, yarı zamanlı işlerle babasına destek olmaya çalışmış ama o da tam zamanlı bir iş bir türlü bulamamış.

Oğlunun desteği de yetmeyince Bekir çareyi Avrupa’ya gitmekte aramış. 50 yaşından sonra, dil bilmeden, yol bilmeden balkanlar üzerinden Avrupa’ya gitme yolunu seçmiş. Evini, eşini, çocuklarını 19 yaşındaki oğluna emanet ederek cebinde borç aldığı parayla yola çıkmış. Yolun bir kısmını uçak, bir kısmını otobüs, bazı yerlerde de günlerce yürüyerek aylar süren bir yolculuğun sonunda kendini Belçika’ya atmış.

Belçika’da köylüleri varmış. Onu karşılamışlar şimdi orada kaçak olarak inşaatlarda çalışıyormuş. Kaldığı evde Türkiye’den kimse yokmuş. Aynı inşaatta çalıştığı iki Bulgar’la kalıyormuş. Dil ve kültür farkı yüzünden evde canı çok sıkılıyormuş. Kaçak çalışıyor olsa bile orada bir ayda kazandığı parayı burada bazen aylarca çalışsa bile kazanamazmış. Çocuklarına düzenli para gönderebiliyor ve ihtiyaçlarını karşılayabiliyormuş. Şimdi orada oturum alma çabası içine girmiş ve ailesini götürmeye çalışıyor. Eğer beceremezse yakalanıp deport edilene kadar çalışıp çocukları için birikim yapıp Türkiye’de bir ev ve bir iş için para toplayacakmış.

Bu hikayeyi bir çay ocağında arkadaşlarla konuşurken öğrendim. Bu arkadaşlarda Avrupa’ya gitme planları yapıyor. 52 yaşında, dört çocuk sahibi bir adam yaşadığı ülkeyi, ailesini neden geride bırakıp ne olduğunu hiç bilmediği bir hayata kumar oynar gibi kulaç atar.

Yaşadığı yere dair umudu biterse, 30 yıllık emeğin boşa çıkarıldığını görürse, çocukları yokluktan okul terk ederse, zengin çok zengin fakir çok fakirse.

Televizyonlarda  fakirliğe övgü sıralayıp dururken birileri, son yıllarda ülkeden Avrupa’ya göç katlanarak artıyor. Bu birileri fakirliği öveceklerine; mal yığmayı, halkı sömürerek sermaye biriktirenleri, sınıfsal ayrılığı eleştirip karşısında durmayı neden denemezler?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255