banner214

Ne güzel bir çocukluk yaşamışız. Şimdiki çocukların sahip olduklarının binde biri bile yoktu o zamanlar. Televizyonlar siyah beyaz, ama akrabalıklar, komşuluklar, dostluklar rengârenkti. Elbet kötülükler vardı. Ama daha çok sevgi vardı gözlerde, dillerde, düşüncelerde. Korku filmlerini bilmezdik, sadece açık havada oynadığımız oyunlarda sıyrılan dizlerimize ağlardık, birde annemizin üstümüzü kirlettiğimiz için savurduğu terliğe. Kısaca korkacak çok az şey vardı etrafımızda.

Şimdi yaşadığımız dünya değildi yani o zamanlar. Yaşanan her şey korku tüneli gibi. Psikolojik olarak hırpalanmış ve ciddi sarsıntı yaşayan yeni nesiller, ardı sıra ömrünün en rahat ve özgür zamanını yaşamak isterken, hapis olan yaşlılar. Dünyada savaşlarla başlayan 2000 lu yıllar, bölgesel ve küresel kaoslar, Dünya tarihinin en vahşi terör örgütlerinin devletlere hükmetmesi. Sonrası, sebebi belli olmayan küresel hastalık salgını, önlenemeyen pandemi . Bir türlü kontrol altına alınamayan salgınla beraber ekonomik çöküşler. İntiharlar, dağılan aileler, çıldıran insanlar, basılan Beyaz Saray, her tarafı yangın yeri Avrupa . Asya yine sessiz sedasız ölümler ve yok oluşlar coğrafyası. Hindistan, Pakistan ve diğerlerindeki insan zayiatı. Bir de üstüne dünyada yaşanan doğal afetler. Seller, orman yangınları, yanardağ patlamaları, kirlenen denizler, depremler. Bir korku filmi gibi.

Ülkelerde yaşanan yönetimsel kaoslar, hızla çöken, kaosa giren ulusal ve uluslararası ekonomi ve çaresiz kapitalizm. Bir de bu yetmezmiş gibi, geleceğimiz ile ilgili ciddi soru işaretleri bırakan, karanlık ilişkiler. Son 10-15 senedir televizyonlarda yayınlanan mafya dizilerini gerçek yaşamda görmeye başladık. Eskiden ne güzel diziler vardı, Perihan Abla, Süper Baba, İkinci Bahar. Hep insanların güzellikleri, dostlukları, komşulukları üzerine dizilerdi. Şiddet yoktu. Dünyanın geldiği son durumda görsel yayınlar bile şiddet ve vahşet üzerine maalesef. Bu durum bize insanoğlunun içindeki çıkmazın psikolojik ayak izlerini veriyor. Sevgi ve beraberlik, barış, özgürlük üzerine bir senaryo bile kurgulamayacak durumda insanoğlu. Çaresizliğini senaryolaştırırken, toplumsal çöküşe de öncü oluyorlar maalesef. En büyük filim sektörü Amerika ve Avrupa’da bile savaş, kaos, zombi, salgın hastalık ve dünyanın yok oluşu ile ilgili filmler çekiliyor. Dünya gerçekten yok mu oluyor?

Bu kadar küresel olayın sonu, büyük bir ekonomik yıkılış olacaktır endişesi yavaş yavaş gerçek oluyor gibi. Kapitalizm çözümsüz kalmış durumda. Çünkü artık insanoğlunun sınırsız gereksinmeleri değil, zorunlu gereksinmeleri için üretim yapılacak zamanlar geliyor. Zamanında sınırsız gereksinmeler ve daha fazla kar hırsı ile tüketilen ve azaltılan tüm kaynaklara çok ihtiyaç olacak. Öyle ki şimdi bile dünyanın birçok yerinde milyonlarca insanın zorunlu ihtiyaçları karşılanamıyor. Kazanca dayalı kapitalist üretim araçları, zamanla piyasa bulamayacakları için kapanacak.    Ortaya iki seçenek gelecek gibi; birincisi üretim ekonomisi çevresel faktörlerde göz önüne alınarak, zorunlu gereksinmelere yönelecek ( salgın ile ilgili aşı ve ilaçta dahil) ya da ikinci seçenek dünya genelinde büyük toplumsal kaoslar yaşanacak. Sonuçta küresel kapitalizmin sınır taşları ciddi zarar alacak.

 Ekonomik bir kıyamet yaşanmaması için, gerek ulusal, gerek bölgesel, gerekse küresel olarak devletçi ekonomik öngörüler oluşturulmalı. Devlet denetiminde, zorunlu gereksinmeler için üretim araçları kurulmalı, özellikle tarım alanında ciddi devrimler yapılmalı. Kaos zamanında dünya nüfusuna yetecek gıda üretimi için her türlü alt yapı hızla hazırlanmalı. Ayrıca bu planlama, dünya genelindeki tüm ülkelerin iştiraki ile kurulacak, üst bir kurum tarafından yönetilmeli ve denetlenmeli.

Velhasıl biz geçmişe dönemeyeceğiz o güzel, berrak günlere. Yine de, “insanoğlu bu çaresizlikte kurtulmak için en yüksek iradeyi gösterir”,  umudu var içimizde. Bu korku filminin bitmesi insanın yüreğindeki yaşama azmi ve insan sevgisi ile mümkün olacaktır.        

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Aydın kaZıcı 5 ay önce

Doğru bir tespit ağZına yüreğine sağlık
Sevgilerimle

Avatar
Ayla Nuray 5 ay önce

Çok güzel anlatmışsın yüreğine ve kalemine sağlık

banner227

banner233

banner255

restbet