banner214

Türkiye içte ve dışta çok büyük bir sınavdan geçiyor.

Adeta bir ateş çemberinde olan ülkemizi dıştan sıkıştırmaya çalışan ülkeler olduğu gibi içte de ne yazık ki siyasi söylemlerin sertliği tabanda farklı bir şekilde anlaşılıyor.

Yazılarımı takip eden okuyucularım hatırlayacaktır; birçok yazımda siyasi liderlerin konuşmalarındaki sivri dil sokağa direkt yansıyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir şehit cenazesinde linç edilme girişimi, Meral Akşener’in Rize’de başına gelenler, siyasi ve gazetecilerin dövülmeleri bunun en bariz örnekleridir.

En son HDP İzmir binasına saldırı sonrası bir genç kızın öldürülmesi ve Ak Parti Hani binasına molotoflu saldırılar bu tür yanlış konuşmaların son halkalarıdır.

Demokrasiler uzlaşı rejimidir. Halkın gücünün reele yansımasıdır.

Halkın gücüne inanalar sadece yapılan demokratik seçimlerle bunu temsil kabiliyetine dönüştürürler.

Demokrasi görüşü ve düşüncesi ne olursa olsun bunu hazmetme sanatıdır.

Sorunların kaba kuvvetle değil konuşarak çözülmesi gerekirken bu şu günlerde rafa kalkmış vaziyettedir.

Biz bu filmi 12 Eylül’den önce yaşayan bir nesilden geliyoruz.

Aynı silahların nasıl el değiştirerek binlerce gencin, aydının öldürüldüğünü acıyla hep birlikte yaşamadık mı?

O günlerin karanlık eylemlerinde siyasilerin hiç mi suçu yoktu?

Yaraları kaşıyarak hiç bir yere varılamayacağını bu hafızalar çok iyi hatırlar.

Kardeşin kardeşe düşman olduğunu bilmeyen genç arkadaşlar belki bunları bilemez ama bizler olayların tam göbeğinden geldik.

Hiç mi o günlerden ders çıkarmadık; bu tür senaryoların ülkeyi ne hale getirdiğini ne çabuk unuttuk.

Ülkeyi kutuplaştırmak ve bundan nemalanmak kısa sürede o partilere oy kazandırabilir ama uzun vadede ülkemize zarar verir.

Ben hayatım boyu empati kurmaya çalışan birisiyim.

Karşımdakini kendi yerime koyarak onu değerlendiririm.

Hiç bir insan veya görüş yanlışım yok diyemez.

Ben onları tüm yanlışlarıyla, hatalarıyla ve günahlarıyla kabul ederim.

Son günlerde bir takım mahfiller Atatürk’ü tartışmanın göbeğine koyuyorlar.

Bir kişiyi değerlendirirken o günkü koşulları iyi tahlil etmek lazım.

Atatürk’ü eleştirenler bu günü kotararak yapıyorlarsa bu sağlıklı bir kafa yapısına uygun olmadıklarına en büyük delildir.

Bu Atatürk düşmanlığı ne zamandır sürekli ısıtılıp piyasaya sürülüyor.

Kim ne yaparsa yapsın Türk milletinin kalbinden Atatürk sevgisini atamayacaktır.

Öncelikle Türkiye Cumhuriyetinin kurucusunu korumak siyasilere düşer.

Bu kutuplaştırıcı dil ülkede bazı şeylerin tartışılmasına neden oluyor.

Toplumu ötekileştirmekten kurtarmak İçin milli birlik ve beraberlik vurgusunu en içten şekilde savunmak gerekir.

Bu tür hamasi söylemlerin hiç kimseye faydası olmaz.

Fikirleri kaba kuvvetle değil akıl ve bilimin ışığında çözmek daha evladır.

Biat kültürüyle tam bağımlı bir profil çizmek sorunları görmemezlikten gelmek demektir.

Ülkenin sağduyulu siyasi söylemlere ihtiyacı vardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255