banner165

 “Taze fasulye kaç lira?” diye soruyorum pazarcıya. Kulağıma eğiliyor, diğer müşterilerin duyamayacağı bir sesle “Sana 8 lira olur.” diyor. Bana 8 lira… Sadece bana… Ben pazarcı için özel biriyim anlaşılan. Benim pazarcının gönlünde ayrı bir yerim var demek ki. Pazarcı için diğer müşteriler bir yana, ben bir yanayım…

Uçağa biniyorum. Uçağa binerken hostesler beni büyük bir mutlulukla karşılıyorlar. Bir güler yüz, bir güler yüz… Beni görünce gözlerinin içi parlıyor hosteslerin. Sanki bunca zamandır hep beni bekledi hostesler. Sanki bu uçak sadece benim için havalanacakmış gibi… Sanki ben binmesem, uçak kalkmayacakmış gibi…

Reklamları izliyorum. Bir şampuan reklamı… “Sen buna değersin.” diyor saçları ahenkle dans eden kadın. Başka bir reklamda da “Şımart kendini!” diyor ünlü bir sanatçı. Beni ne kadar da düşünüyor, bana ne kadar da değer veriyor herkes.

Tamam da nereden geliyor bu samimiyet? Pazarcılar, hostesler, reklamcılar neden düşünüyor bu kadar beni? Ben neden “özel” biriyim onlar için? Oysa hiç tanışmıyoruz onlarla. Askerliği birlikte de yapmadık… Hani öyle ilk görüşte âşık olunacak bir yakışıklılığım da yok açıkçası… Öyleyse bu samimiyetin başka bir nedeni olmalı?

Yoksa beni kandırmaya mı çalışıyorlar? Yoksa cebimdeki üç kuruşu almak için temiz duygularımla mı oynuyorlar?

Eğer öyleyse ne farkları var La Fontaine’in masalındaki tilkiden. Hani Tilki, karganın ağzındaki peynir parçasını almaya çalışıyordu ya… “Ne kadar güzel sesiniz var. Bir şarkı söylesenize.” diyordu ya tilki kargaya. Bizim masum kargamız da şarkı söylemeye başlayınca ağzındaki peynir yere düşüyordu, tilki de peyniri alıp kaçıyordu ya…

Anlaşılan günümüzde etrafımız tilki dolu… Tilkiler, biz kargalara ne kadar özel, ne kadar değerli olduğumuzu anlatıp duruyorlar. Eh, masumiyetimizi kaybetmediğimiz için inanıyoruz onlara. Tilkiler de cebimizdeki üç kuruşu alıp kaçıyorlar sonra…

Tilkilerle kargaların mücadelesi, günümüz ekonomik hayatının özeti bir bakıma. Tilkiler, türlü hilelerle paramızı almaya uğraşıyor. Biz kargalar da paramızı, yani alın terimizi korumaya çalışıyoruz.

Bu mücadelede temel soru şu: Biz kargalar, tilkiler karşısında nasıl bir tutum takınacağız? Biz de mi kurnaz olacağız tilkiler gibi? Kötülüğe kötülükle mi karşılık vereceğiz? “Oyunun kuralı böyle!” deyip, biz de tilkileri mi kandıracağız? Yoksa masumiyetimizi, saflığımızı korumaya mı çalışacağız her şeye rağmen?

Biz kargalar, bu dünyada nasıl yaşayacağız?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.