Unutmadık değil mi “Turuncu” devrimleri?

Ya da “Kadife” olanları?

Uğramadık yer bırakmamaya çalışıyorlar da…

 “Dünyanın Jandarması benim” diyen ABD, ülkelerin içişlerine karışmayı GÖREV kabul eden tarzıyla saldırmaya devam ediyor.

Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de yenilen ABD şimdi Doğu Akdeniz’de ROL kapmaya çalışıyor.

ABD karşıtlığında dünyada birinci sırada olan Türkiye Cumhuriyeti ile geçimleri hoş değil…

Ne yapmalı peki?

 “Birlik” olduğumuzda en güçlü olduğumuz gibi içimizdeki hainler nedeniyle de farklılıklarımızın kaşınmasıyla tehlikeye düşürülebilen varlığımız, AB-D tarafından kullanılmaya hazır duruma getiriliyor.

1)      Dünyanın en büyük saldırganı, insan hakları ihlalcisi ABD, insanlığa “İNSAN HAKLARI” karnesi verme pozları içinde…

2)      Lozan Antlaşması’nı hâlâ kabul etmemiş olan ve Sevr’i destekleyen ABD, şimdilerde ve ne yazık ki ülkemiz içinde fışkıran YENİ Sevrcilere desteği görev saymaktadır.

3)      2002 yılında “Son bin yılın meydan okuması” olarak kayıtlara geçen eylem planı ile ABD, Türkiye’yi bir deprem bahanesiyle sözüm ona ele geçirecek ve bunu da 96 saatte yapacağını belirlemişti!

4)      ABD Başkanı Trump, Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilecekmiş… Hem de İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri’ni yeniden buluşturduğu,  Afganistan’dan çekilmeyi planladığı vb. için… (Burada gülünür mü ağlanır mı kızılır mı isyan mı edilir?)

5)      Son günlerdeki “Sokağa çıkma” çağrılarına ne demeli peki? “Kontrolsüz güç” kime hizmet etmeyi planlamaktadır acaba?

6)      Doğu Akdeniz’de hukuken, siyaseten, Lozan Antlaşması gerekleriyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti gereğini yapmaktadır. “Türkiye yalnız kalmıştır,” söylemleri renkli ve kadife devrimlere (Devrim yerine kalkışma demek daha doğru olacak sanırım.) davetiye çıkarmaktan başka bir amaçla açıklanamaz.

7)      TTB’den bir kesim “Yönetemiyorsunuz. Tükeniyoruz” diye bildiriler dağıtıyor ve sokağa çağırıyor yurdum insanlarını. Cumhuriyetçi Tabipler de hemen düzeltme açıklıyor; “Tükenmiyoruz. Mücadelemiz devam ediyor. Yıkıcılık yapanlara geçit verilmeyecektir. Mücadele etmek istemeyenlere yanıtımız mücadelemizin sürekliliği ile olacaktır…”

8)      Sözüm ona “Irkçı” diyerek tanımlanmaya çalışılan son olaylar (Sakarya ve Afyon’da) yine güzel memleketimin güzel insanları tarafından açığa çıkarılmış ve gereken yanıt verilmiştir, BÖLÜCÜLERE.

Şimdi Breh breh breh diyelim.

Neden mi?

“Elden gelen övün olmaz. O da zamanında gelmez

“Elin en iyisi kendinin en kötüsünden daha kötüdür.”

“Bu memleket bizim. Kararları biz veririz. Mustafa Kemal Atatürk, yüzyıl öncesinden planımızı yapmış, yolumuzu çizmiş, görevlerimizi belirlemiştir. Ne inkâr etmek işe yarar ne görmezden gelinebilir ve ne de haklılığının üzeri örtülebilir…

İnsan hakları baş ihlalcisi ABD, yanına yamaklarını (AB) alarak ülke içindeki

YIKICILIK çabalarına BEL BAĞLAMASIN!

Yolda kalır!

Kalacak!

Mayamız sağlam da onun için bu kadar NET konuşabiliyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.