banner214

Davaro filmini izlemişsinizdir. Filmde Davarolardan Memo (Kemal Sunal) ile Hıyartolardan Sülo (Şener Şen) Memo’nun eşkıyalıktan topladığı haracı ve bulduğu gömüyü paylaşacaktır. Memo önce “Üç bana, bir sana!” diye pay eder ganimeti. Sülo bu paylaşımı beğenmez. O zaman Memo “Bir sana, üç bana!” diye bölüştürür parayı. Sülo yine beğenmez ve diklenir: “Ula bu ne biçim bir üleşmektir?”

Ömrü boyunca çalışıp da beş kuruşu bir arada görmeyenleri, tüm kazançlarıyla temel gereksinimlerini ancak karşılayabilenleri düşününce aklıma Sülo’nun bu yakarışı geliyor. Paylaşımdaki bu adaletsizlik, ne yazık ki hâlâ devam ediyor. Biraz da olağan bir durum olarak algılanıyor.

2019 yılında Türkiye’de kişi başına düşen yıllık gelirin 45 bin 463 lira olduğu belirtildi. Yani zengin fakir ne kazanıyorsak toplayıp ülke nüfusuna bölünce bu sayı ortaya çıkıyor. Peki, kaç kişi yılda 45 bin lira kazanabiliyor?

2019 yılında bir asgari ücretli, yıl boyunca çalışınca ancak 24 bin 240 lira kazanabildi. Bizim asgari ücretlimizin en az üç çocuğu olduğunu ve eşinin çalışmadığını düşünelim. Böyle bir ailede bir kişinin yıllık geliri 4.848 liraya düşüyor. Yani Türkiye’de kişi başına düşen yıllık gelirin onda biri. Emeklilerin gelir dağılımından aldığı payı hesaplamıyorum bile. Demek ki birileri yemeği kepçeyle, birileri de çay kaşığıyla yiyor.

Bu paylaşım adaletsizliği sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde bir sorun. Dünyanın en zengin 85 kişisinin mal varlığı, 3.6 milyar insanın mal varlığına eşit. Sülo bu üleşmeyi duysa ne derdi kim bilir?

İstatistikler yeterli gelmiyorsa çevremize de bakabiliriz.  Sözgelimi Marina’daki bir kafede garsonluk yapan genç kızı düşünelim. Bu genç kız, arkadaşlarıyla oturup aynı kafede ne kadar para ödeyeceğini hesap etmeden bir akşam yemeği yiyebilir mi?

Tece’deki inşaatlarda alın teri döken sıvacıya soralım. Bu sıvacı kendi yaptığı o ultra lüks evlerden birini satın alabilir mi?

Çarşıdaki bir mağazada gelinlik satan tezgâhtar kızı düşünelim. O kız sizce düğününde giyeceği gelinliği satın mı alacak, yoksa kiralayacak mı?

Silifke’deki bir otelde, günde on beş saat çalışan temizlik personeline sorsak, “Bir gün ailesiyle beraber o otelde keyif çatabilir mi?” diye, bize ne yanıt verir acaba?

Pozcu sahilindeki bir restoranda çalışan garson, eşine doğum gününde bir sürpriz yapmak istemez mi?

Rakamlarla ve örneklerle somutlaştırmaya çalıştığım paylaşım adaletsizliği, oldukça karmaşık bir konu. Filozoflar ciltlerce kitap yazmış bu konuda. İşçiler grevler başlatmış, isyanlar çıkartmış. Öyle ki tüm tarih, aslında üretim ve paylaşım savaşımının tarihi olarak bile yorumlanabilir. Dolayısıyla küçücük bir yazıda bu devasa soruna bir reçete sunmamı beklemeyin benden. Ben, sadece bu adil olmayan paylaşımın artık normal karşılandığını, bu tür sorunlara karşı duyarsızlaştığımızı vurgulamak istiyorum.

Bu normalleşmeyi yıkabilmek için mevcut paylaşımın hiç adil olmadığını yüksek sesle söylememiz, “Bu ne biçim üleşmek?” diye itiraz etmemiz ve insanca bir yaşam talep etmemiz gerekiyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198